Murat BELGE
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın seçtiği gerilim politikasının ona yurt içinde ne kazandırdığı, ne kaybettirdiği, halen bir tartışma konusu. Ortada ciddi bir oy kaybı görünüyor; ama aynı zamanda, gene açık arayla birinci parti konumunda.
Hele bir yandan da seçim sistemini değiştirme girişimi. Bu, AKP’ye bir genel seçim zaferi daha kazandırdığı gibi, Başbakan Erdoğan’ın istediği türden yetkileri Cumhurbaşkanı’naarmağan eden Anayasa değişikliğinin yolunu da açabilir.
Yani Erdoğan’ın Türkiye’de yeri sağlam.
Ama dünyada, dış dünyada öyle olduğu söylenemez.
Bugünlerde burada sık sık söylendiği gibi, Erdoğan’ın son bir yılda sergilediği tutum, söz ve davranışları, ciddi bir izolasyon yarattı, Türkiye’nin çevresinde.
Dünkü yazımda da anlatmaya çalıştığım gibi, sergilenen bu tutum, uluslararası siyaset dünyasında desteklenebilir, hattâ anlaşılabilir bir tutum değil.
Siyaset adamları çevrelerinde bir tür “istikrar” görmek isterler. Bu ille her şeyin kendileri açısından “olumlu” olması demek değildir. Olmayabilir de. Ama “önceden- kestirilebilir” (predictable) olması önemlidir. “Ben şu adımı atarsam X de böyle yapar; o zaman ben de ...” Siyasette önünü görebilmek önemlidir ve önünü görmek için bu gibi nirengilere ihtiyaç vardır.
Tayyip Erdoğan öncelikle ne yapacağı, nasıl yapacağı kestirilebilir bir siyaset adamı olmadığını göstermiş oldu. Rasyonel akıl yürütmelerle değil, öfkelerle, garezlerle hareket ediyor, ölçüsüz sözler söylüyor, geri dönülmez yollara sapıyor.
Bu gibi davranışlar, bir ülkenin hasımlarından, “düşman”larından çok, müttefiklerini tedirgin eder. Böyle biriyle “birlikte” bir iş yapmak imkânsızdır.
Onun için “izolasyon” da önce kendi ittifaklar çerçeven içinden başlar.
Başbakan Erdoğan’ın bütün bu davranışlarında bir aşırılık dozu var. “Normal”den “patolojik”e doğru bir kayma seziliyor. Gelgelelim, Başbakan Erdoğan da son kertede Türkiye toplumsal formasyonunun bir ürünü (o toplumun belirli bir kesiminden çıkıp sivrilmiş biri). Dolayısıyla, aşırılıkları da, bu toplumda kökleri olan aşırılıklar.
Dolayısıyla Başbakan Erdoğan, dış dünyaya karşı ne kadar gerçekdışı sözler söylese, suçlamalarda bulunsa, bu tür kültürü zaten çok zayıf olan Türkiye’de bunları destekleyecek (kimileri körü körüne destekleyecek) bir kitle bulacaktır. Bu toplumda yaşayan ciddi kalabalıklar, hayat bilgisi olarak “zenofobya” ile donanmış bireylerden oluşur. Herkes hakkında kötü düşünmenin anahtarı, herkesin bizim hakkımızda kötü düşündüğü inancıdır. Bu inanç da, Osmanlı’nın son demlerinden başlayarak, herkese, her kanaldan, bol bol aşılanmıştır. “Komplo”, bu zihniyete göre, “olağan”ın ta kendisidir. Dolayısıyla, “faiz lobisi”nden “güçlenmenizi istemeyen” o “meçhul” düşmanlara, aralarına her gün bir yenisini katabileceğimiz anti-Türk cephe nosyonu, burada bu kesimi uzun boylu tedirgin etmez. Kimi “emperyalist” diyerek, kimi “gâvur” diyerek, şunu bunu diyerek, “biz” olmayanlardan nefret etmenin bir formülünü bulur.
Ama, elbette, bu “izolasyon” hiçbir toplum için iyi bir şey değildir, istenir bir şey değildir. “Mânevi değerler”den filan söz etmiyorum. Somut gerçeklik düzeyinde de bunun sonuçları mutlaka olacak, somut maddî sıkıntılar çekilecektir.
Sık sık söylediği gibi, bunlar, Başbakan Erdoğan’ın umurunda değil. Başbakan Erdoğan, “benden değil” dediği herkesle her türlü köprüyü hemen uçurmaya hazır bir ruh hali içinde, hattâ bunu istiyor. “Benden değil” demesinin ölçüleri de çok basit. Mutlak itaat bekliyor. Öyle düz “dostluk” falan değil istediği; düpedüz “ubudiyet”. Onu bunu azarlayarak memleket içinde birilerinden prim toplayabilir ama uluslararası izolasyon yoğunlaştıkça, bunun maddî sonuçları da yalnız Erdoğan’ın değil, bütün toplumun yakasına yapışacaktır.
Neler kazanılabilecekken neler kaybedilecek...
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025