Murat BELGE
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Selahattin Demirtaş’ın sürüp giden tutukluluğu hakkında kararı bu günlerin çok önemli bir olayı. Tek bir olayla ilgili bir karar gibi görünmekle birlikte, bu hükmün, Tayyip Erdoğan’ın yeniden biçimlendirdiği yargı düzeni hakkında verilmiş genel bir hüküm olduğunu kabul edebiliriz.
AİHM’nin bu kararına karşılık Tayyip Erdoğan’ın “AİHM kararı bizi bağlamaz. Biz karşı hamlemizi yaparız” demesi bence daha da önemli bir olay.
Birinci cümle, “Bizi bağlamaz”, şu konjonktürde nelere yol açar, tahminde bulunmak zor, ama resmî düzeyde Avrupa ile ilişiğimizin sona ermesini gerektiren bir söz. Bizi bağlayacağını taahhüt etmişken şimdi bu tavrı alınca, Avrupa’nın da “Öyleyse aramızda bir ilişki kalmıyor” demesi beklenir. Böyle gelişecek olursa, bütün ülkenin izleyeceği yolu baştan aşağı değiştirmeyi gerektiren sonuçlar üretecektir.
Ama ikinci cümle bana daha da önemli görünüyor. “Karşı hamle”! AİHM sonuçta bir mahkeme. Avrupa Konseyi’ne üye olan herkesin otoritesini kabul ettiği bir kurum. Erdoğan’ın sözleri, oradan gelen kararı bir “mahkeme kararı” değil de bir “hamle” olarak gördüğünü açığa vuruyor. Burada olan her şey son analizde Tayyip Erdoğan’ın kararı ve onayına uymak durumunda olduğuna göre, Avrupa, ona karşı bir “hamle” yapıyor; biz de onu savuşturup kendi “hamle”mizi yapacağız.
Bu, savaş terminolojisi. Hani, “savaş” değil de “spor” olabilir – satrançta ya da eskrimde aynı kelimeleri kullanıyoruz. Ama satranç olsun, eskrim olsun, “savaş”ın evcilleştirilmiş, stilize edilmiş şekli. Karşında bir “hasım” var ve sen onu yenmeye çalışıyorsun.
Tabii olaya böyle bir gözle bakıyorsak, şimdiye kadar Türkiye’de mahkemelerin verdiği kararlar da “hamle”. Nitekim öyle. Yeni yasal düzenlemelerle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bu mahkemelerin “hamle”lerini denetleyebiliyor. Ama arada bir, denetleyemediği bir karar da çıkabiliyor.
Bu durum yeterince vahim. Ama bir başka konuya daha değinme ihtiyacı duyuyorum. Şu olaylar olmadan birkaç gün önce Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan birtakım “stratejik” denecek açıklamalar yapmış ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefinden vazgeçmediğini vurgulayarak belirtmişti. Bugünlerde bazı önemli stratejik görüşmelerin başlaması bekleniyordu. Türkiye, özellikle Gümrük Birliği’nin yeni kuralları ve “serbest dolaşım” gibi konularda ısrarcı olmaya hazırlanıyor deniyordu. Bu “bizi bağlamaz” ve “karşı hamlemiz” edebiyatının (özellikle Avrupa’yı dost değil düşman kılığına sokan “hamle” zihniyeti) bu gibi hedeflere ulaşmayı kolaylaştıracak bir işlevi olacağını düşünemiyorum. Peki ama bu bir “istikrarsızlık” değil mi? Pazartesi günü “Hedefimiz tam üyelik”, Salı günü “Bizi bağlamaz” demek, neyle açıklanır? Böyle dönüşlerin olduğu bir durumda, ülkenin uzun vadeli hedeflerinden, bu hedeflere varmak için izlenecek yöntemden söz edilebilir mi? Bir karar çıkıyor, her türlü stratejiyi bir anda geçersiz kılan bir tepki gösteriliyor... Gösterilen bu tepkinin hukukla falan açıklanır, haklı gösterilir bir yanının olmaması da ayrı hesap.
AİHM kararında “... Demirtaş’ın tutukluluğunun uzatılmasını emrettiği” ibaresi geçiyor. “Emretme” fiili ilginç. Mahkemeye emreden, siyasî iktidar. Yani AİHM yalnızca Selâhattin Demirtaş’ın tutuklu bulunması üstüne bir yargı vermiyor; Türkiye’de yargı bağımsızlığı ve Kuvvetler Ayrılığı’nın nerede bulunduğuna dair bir yargı da vermiş oluyor. Hiç sevimli olmayan bir yargı. Ama “Biz karşı hamlemizi yaparız, işi bitiririz” diye konuşan bir Cumhurbaşkanı varken “Bu yargıya nasıl varıldı?” diye sormak, herhalde, abes bir soru olacaktır.
Evet, Tayyip Erdoğan’ın komutanlığında Türkiye Cumhuriyeti’nin çizmekte olduğu rotada zigzag çok bollaştı. Bu kadar zigzag olunca bir “rota”dan söz etmek de güçleşiyor. Ancak iktidar bloku böyle günübirlik pozisyon değiştirme keyfiyetinden uzun boylu tedirgin görünmüyor. Çıkan son söz (“dictum”) neyse, ona göre kendilerini uyarlıyorlar. Belli ki bu dönüşleri yapmak, birbiriyle çelişen ağızlarla konuşmak, bugün söylediğini yarın geri almak zor gelmiyor; hattâ “jimnastik hareketi” yapar gibi, “marifet” yerine de geçebiliyor.
Ama bu davranış biçimi, bir ülke için, hele uzun vadede, endişe verici bir durum arzediyor.
BİRİKİM
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025