Mustafa PAÇAL
Türkiye genel olarak diyalog üzerinden sorun çözme konusunda oldukça sorunlu bir ülke. Bu sorun çalışma hayatımız için de böyle. Sosyal diyalog kültürünün ve araçlarının yeni oluştuğu ülkemizde, onların da gereği gibi işletilememesi sonucu, bu araçların var olan sorunların çözümünde işe yaramaz duruma düşmesi kaçınılmaz oluyor.
Sosyal diyalogun daha iyi anlaşılması için iyi bir örnek verecek olursak; AB Ekonomik ve Sosyal Konseyi’nden sosyal tarafların mutabakatı ile çıkan kararlar, doğrudan AB Komisyonu direktifi olarak üye ülkeleri bağlayan bir hukuki nitelik kazanıyor. İşte Avrupa’da sosyal diyalogun gücü bu.
Bize gelecek olursak; bizde sosyal diyalog kurullarının böyle bir yaptırım gücü olmadığı gibi, bu kurullar düzenli toplantılarını bile yapmıyorlar, tarafların temsilde adaleti de ayrı bir sorunu oluşturuyor.
Türkiye’de, İş Yasası’ndaki “Üçlü Danışma Kurulu” dışında, iki önemli sosyal diyalog aracı daha var.
Bunlar Çalışma Meclisi ve Ekonomik ve Sosyal Konsey’dir.
Çalışma Bakanlığı’nın 1946 yılında kurulmasıyla gündeme gelen Çalışma Meclisi, yani bu “üçlü yapı = işçi, işveren, hükümet” 1947 yılında biraraya geldi ve günümüze kadar ancak dokuz kez toplanabildi. En son 2004 yılında toplanan Meclis, 2003 yılında yapılan “yılda en az bir defa toplanır” yasa değişikliğine rağmen son dokuz yıldır toplanmamıştı.
Zira, diğer yandan Ekonomik Sosyal Konsey (ESK) 1995 yılında Başbakanlık genelgesiyle kuruldu, 2001 yılında yasallaştı. Yasa gereği üç ayda bir toplanması gereken ESK, son toplantısını Şubat 2009’da yaptı ve bugüne kadar sadece sekiz defa toplanabildi.
Bu yazının yayımlandığı gün, Çalışma Meclisi 10. toplantısının ilk günü olacak.
Bu toplantının gündemini, uzunca bir zamandır çalışma hayatının gündeminde olan kıdem tazminatı, taşeron işçilik ve özel istihdam bürolarına dair sorunlar oluşturuyor.
Benim bu sorunlara ilişkin genel yaklaşımlarım şöyle:
Kıdem tazminatı çalışanlar için yasal bir hak olmasına rağmen, bu haktan çalışanlar için yararlanma oranları yüzde 10’nun altında bulunuyor. Bu haktan çalışanların daha fazla yararlanması için bilim kurulu 2003 yılında iş yasası ile birlikte, bir kıdem tazminatı fon tasarısı hazırlamıştı. Bu tasarı içinde, yıllık kıdem tazminatı tutarının işçinin 30 günlük ücreti kadar olması ve fondan ayrılmalarda on yıl şartının kaldırılması düzenlemeleri yapılırsa, tasarının sorunun çözümüne katkısı olabilir.
Özel istihdam büroları için daha önce yapılan yasal düzenleme, sosyal haklar ve güvenceler bakımından Köşk’ün vetosuna takılmış ve geri çekilmişti. Türkiye’nin konuya ilişkin 181 sayılı ILO sözleşmesini kabul etmediği bir durumda, şimdilik bu alanda bir yasal düzenleme yapılmasını doğru görmüyorum.
Taşeron işçiliği artık çekilmez toplumsal boyutlara ulaştı. Özel sektörün yanı sıra, özellikle kamu sektöründe taşeron işçiliği neredeyse kamu çalışanlarının yarısı kadar sayıya ulaşmış durumda bulunuyor. Hükümetin 2006 yılında torba yasa içinde Meclis’ten apar topar geçirdiği İş Kanunu’nun 2. maddesine yapılan eklerden sonra, kamuda taşeron işçi çalıştırılmasında adeta bir patlama yaşandı. Önce, İş Kanunu’nun 2. maddesine yapılan bu ek değişikliklerin kanundan çıkarılması gerekiyor. Sonra, taşeron işçiliğinin sosyal ve sendikal haklardan yararlanmasını güvence altına alacak yasal düzenlemelerin bir an önce yapılması, çalışanlar için hayati bir önem taşıyor.
Bizden söylemesi...
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları






































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025
17.11.2025
4.01.2022
15.04.2021
10.02.2021
13.01.2021
23.12.2020