Mustafa PAÇAL
Demokratik siyaset alanını ortadan kaldırmak için her türlü hukuksuzluk ve zorbalığın yapıldığı bir dönemden geçtiğimizi çoğumuz biliyoruz.
Biliyoruz bilmesine de bu durumu terse çevirecek yeni bir yol ve eylemlilik konusunda henüz bir umut ve bir ışık ne yazık ki gözükmüyor.
Umut olabilecek çabalar ve öneriler yok değil ancak bunların gerçek yaşamda araç ve olanaklarını yaratacak güçlü bir istek yok.
Böyle bir isteğin oluşması için herhalde mevcut baskı ve hukuksuzlukların daha da artması mı bekleniyor, yoksa biz mi kendi kendimize gelin güvey mi oluyoruz bunu da tam bilmiyorum.
Çünkü Erdoğan siyasetinin yarattığı kutuplaşmanın bir ucunda “yerli ve milli” bir cephe var ancak kutbun diğer ucunda bir oluşum dahi bulunmuyor.
“Yerli ve milli” cephe devlette, siyasette olsun her bakımdan çok güçlü yönetsel olanaklara sahip ve ülkeyi adeta bir karanlık kuyunun içine atacak şekilde de gözlerini karartmış gözüküyor.
Levent Gültekin üzerinden medyaya neşet olan “siz bunları yaparsanız iç savaş çıkar” diyen üst düzeyde bir bürokrata Erdoğan’ın cevabı “çıkarsa çıksın ezer geçeriz” demesi durumun vahametini anlamamız için yeterli oluyor.
Adı saklı bürokratın “iç savaş” çıkar dediği gelişmelerde karşımıza zaten her gün bir bir çıkıyor.
Dokunulmazlıkların kaldırılması için yapılan anayasaya aykırı anayasa değişikliğinden sonra fezlekeler savcılıklara gelmeye başladı ve kanımca en kısa zamanda daha önce “talimatlandırılan” savcılar önce HDP’li vekiller olmak üzere tutuklama kararları dâhil vererek “devlet memuru” gibi görevlerini yapacaklardır.
Ve demokratik siyaset alanı bu müdahaleyle büyük bir darbe yiyecektir.
Diğer yandan “terörle mücadele” adı altında meclise getirilen AKP, CHP ve MHP vekillerinin ortak oylarıyla komisyondan geçen “TSK personel kanunu” içinde kimi değişikliklerle askeri vesayetin rejim içinde yine ve yeniden güçlenmesine neden olacak düzenlemelerle yeni ve EMASYA protokolüne göre daha da güçlendirilmiş bir “sıkıyönetim” uygulamalarına geri dönülecektir.
Ordunun terörle mücadelede “hukuk devleti” ölçüleriyle orantılı olmayan adeta kendi halkına savaş açmış bir ordu gibi savaşmasını teşvik eden bu kanuni düzenleme sonucunda yargılama ve tazminat gibi vicdani ve hukuki caydırıcılıklar ortadan kaldırılmak isteniyor.
İşin özü terör örgütlerine karşı hukuk devleti gibi değil terör örgütü gibi davranılmasının önü açılıyor.
Bunun diğer bir anlamı da Sur, Cizre ve Nusaybin’de ortaya çıkan vahşet tablolarının daha da beteri başka yerlerde ortaya çıkacak demektir.
Bu hukuksuzluk sonuç olarak Kürt sorunun çözümünde mevcut şiddet ortamını daha da kötüleştireceği gibi diyalog ve çözüm umutlarını da söndürecektir.
Oysa Türkiye Kürtlerle bu coğrafyada kader ortaklığı yapmak ve ortak bir demokratik yaşam kurmak zorunda, bunun ayrıca Irak ve Suriye ile savaş noktasına gelmiş ilişkilerini iyileştirmek ve bölgesel ilişkilerini güçlendirmenin de nedeni görmek zorunda olan bir ülke.
Kürtlerle ortak bir demokratik yaşam kurmanın yolu demokratikleşme ve yeni bir toplumsal sözleşme yapmaktan geçiyor.
Ancak bunları değil savaşı tercih ederseniz ki öyle, o zaman bu ülkeyi iç savaşa sokmak için elinizden geleni yapıyorsunuz demektir.
Evet demokratik siyaset alanı her geçen gün daralıyor ve “şiddet siyaseti”güçleniyor.
Son bir örnekte yüksek yargı organlarının yeniden siyasallaşması için getirilen yasa teklifi ile belli oldu.
Yargıtay, Danıştay başkanları ve vekilleri ile C.Başsavcısı ve vekilleri dışında kalan tüm üyeler değiştiriliyor.
Bunu anlamı HSYK yani adalet bakanı ve Erdoğan tarafından yüksek yargı kendi siyasi hesaplarına göre yeniden dizayn edilerek, yüksek yargıda “hukuki”kararlardan ziyade siyasi talimatlara göre kararlar verilmesinin önünde engel bırakılmayacak.
Yargının siyasallaşmasında gelinen bu nokta ile hukuk devletinin son kırıntıları da bu vesileyle ortadan kaldırılmış olacak.
Bu eşikten sonra gelinen siyasi durumun adı “faşizm” olarak tanımlanmalı.
Ülkedeki seçmenlerin yarısına yakın oy alan bir AKP yarattığı bu “faşist” rejimin içinde herkesi boğmak istiyor.
Son olarak hem Erdoğan’ın demokratik yollardan gönderilmesi ve hem de özgürlükçü bir demokrasiyi kazanmak birbirini tamamlayan iki yaşamsal hedef olarak kabul edilmeli.
Ancak hedef Erdoğan rağmen demokrasiyi kazanmak olmalı.
AB kriterleriyle uyumlu bir demokrasi ölçüsü etrafından güçlü bir demokratik muhalefeti örgütlemek hem Kürt sorununun çözümü ile uluslararası ilişkilerin normalleşmesi ve hem de güçlü bir ekonomi ve refah toplumu için oldukça gereklidir diye düşünmekteyim.
KAYNAK: HABERDAR / MUSTAFA PAÇAL
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları





















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
26.01.2026
12.01.2026
3.01.2026
28.12.2025
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025
17.11.2025