Namık ÇINAR
Dinciler Kemalistleri, toplumsal iyiyi, doğruyu ve yararlıyı ayırt edemeyecek kadar cahil buldukları için halkı horlamakla; bu yüzden onları, tıpkı temyiz gücü olmayan biri gibi vesayet altında tutarak yönetmeye kalkmakla suçlarlar.
Tepeden inmeci yöntemlerle gelerek kararlar aldıkları ve uyguladıkları için de antidemokratik olduklarını söylerler.
Kendilerini ise halk iradesinin asıl temsilcileri sayarak, âdetâ demokrasinin pîri ilân ederler.
Peki, muarızları için söyledikleri büyük oranda gerçeği yansıtıyor iken, kendilerini demokrasinin yıldızıymış gibi göstermeleri ne derece doğrudur?
Nitekim dinin, özellikle de İslâm dininin esas gayesi, Allah’ın vaaz ettiği mutlakçı hükümlerle “çoğu iman etmeyen, şükretmeyen, bilmeyen, cahil olup zanna uyan, hakkı ve hakikati itici bulan, yoldan çıkan, ahde vefa göstermeyen, nimete karşı nankör davranan ve Hakk’ı yalanlayan” insan topluluklarına iyiyi, doğruyu ve yararlıyı işaret ederek, buna göre sevk ve idare olunmalarını sağlamak değil midir?
Bunun ne farkı vardır Kemalizm’den?
Biri katı laikçi ve mutlakçı pozitivist bir tutumla neyin iyi neyin kötü olduğunu dayatıyorsa, diğeri de aynı şeyi Allah’ın hükümleriyle yapmıyor mu?
Soran, sorgulayan özgür insan aklı, neresinde bunların?
Sürekli yanlışlanabilmeye açık bir bilimsellikten saparak, belli bir ânın ve mekânın koşullarında bir kere karar vermeyegörsün, bunu tıpkı bir din umdesi gibi dogmalaştıran o pozitivizm ile vahyin mutlakçılığı, sonuçta aynı kapıya çıkmıyorlar mı?
Oysa tarihsel olarak demokrasi, iskolastiki bir cenderenin içine hapsolmuş insanların, vahyin ürettiği dogmaların aksi istikametinde kararlar alabilmeleri ihtiyacından doğmuştur.
O yüzden demokrasinin bir ayağı laiklik ise, diğeri de insanların siyasal karar alma süreçlerine kendi başlarına katılabilmeleridir.
Bu ikisi yokken demokrasiden bahsedilemez.
Bu nedenle, “olursa devlet laik olur, insanların laik olması gerekmez”söylemi de yanlıştır.
Laik olmayan insanların aldığı kararlarla devletin nasıl olup da laik tutulabileceği çelişkisi bir yana; insanların laik olma zorunluluğu, özgür aklın, vahyin vesayeti altına girmeden ortaya çıkabilmesini mümkün kılmak içindir.
Eğer demokrasi olması gerektiği şekliyle yürürlükte değilse, yani insanlar siyasal karar alma süreçlerine devamlı surette özgür akıllarıyla ve olabildiğince de doğrudan doğruya katılamıyorlarsa, sandıktan çıkan irade sakat bir iradedir ve o demokrasi de sahte bir demokrasidir.
Büyük bir olasılıkla, toplumun tarihsel genlerindeki irrasyonel rezervler harekete geçirilerek zayıflıklarından yararlanılmış, meftun ve angaje edilmek suretiyle esrik hâle sokulmuş, yalanlarla kandırılıp çıkarlarla bağımlılaştırılmış, uzun yıllar aşağılanmış bir kitle ruhu kin ve öfkenin kaçınılmaz lezzetiyle sarhoşlaştırılmış ise, kinetiğe dönüşen böyle bir devinimin önünde durmak artık mümkün değildir.
Ne generali general, ne hâkimi hâkim, ne savcısı savcı, ne polisi polis, ne de politikacısı politikacı olabilmiş bu halk, koca bir yüzyıl boyunca gerçek demokrasinin ne olduğunu keşfedememiş, özgürlüğün tadına varamamış, kavruk kalmıştır.
Şimdi de dinciler iktidardadır ve canlarına okuma sırası onlara geçmiştir.
Çağdaş demokrasiler katı laikçi vesayet anlayışlarını uygarlığın tarihsel birikimlerini şiar edinmek suretiyle aşmışlarsa da, aynı şey dinciler için söylenemez.
Çünkü naylon bir yapıyı istedikleri kadar demokrasiymiş gibi yutturmaya çalışsalar da, farklı düşünmek “şirk koşmak” sayılacağından, tasarruflarında Allah kelamını en azından bir üst vesayet kaynağı olarak referans almaktan hiçbir vakit vazgeçmeyeceklerdir.
O zaman da buna demokrasi denemez.
Demek ki bu süreç de yaşanacaktır; ta ki acısı görülüp faturası ödenmeye başlayıncaya kadar!
twitter@cinarnamik
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları











































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.05.2022
24.03.2022
6.02.2016
30.05.2016
24.05.2016
13.05.2016
10.05.2016
8.02.2016
3.02.2016
29.04.2016