Namık ÇINAR
Bir önceki yazımda, artık günümüzdeki harplerin, gerek uygulanan taktik ve stratejiler, gerekse yapısal teşkilatlanmalar bakımından, geçmiş zamanlarda kalmış orduların baş edemeyecekleri kadar değişime uğradıklarını yazmış; bu mahiyetiyle, bizimkinin de modası geçmiş bir ordu olduğunu söylemiştim.
Saldırıya uğrayan ülkelerin en çok birkaç günlük yıkımlarla işinin bitirildiği bu teknolojik savaşlar karşısında, ancak postallarını bağlıyor olabilecek hımbıllıklardaki TSK’nın da, eğer önlem alınmaz ve lüzumlu reformlar gerçekleştirilmezse, yapabileceği pek bir şey olmadığının bilinmesini isterim.
Nitekim, yarısı terhis edilmiş yedeklerden, diğer yarısı da silah altındaki muvazzaflardan oluşan, en az bir buçuk milyonluk kâğıt üzerindeki bu ordunun, kıyametin o birkaç gününde tertiplenip, hayatın üstüne tıpkı bir deprem gibi yüklenen savaş makinelerine nasıl göğüs gereceğini, askerliğini yapmış olup da bu yazıyı okuyanlar, o koşullarda ne yapacaklarını ve ne işe yarayacaklarını, şöyle akıllarından geçirip bir düşünsünler bakalım, nereye varacaklar?
“Sağa dön, sola dön” matraklıklarıyla ve “bizim başçavuş bir gün demişti ki”yle süren, bitmez tükenmez yalan yanlış anıların taşlı tarlasında eşinerek, yurt savunması ekilip biçilebilir mi hiç yahu?
Bir mesleğin erbabı olunmadan, gaza gelip meselâ nasıl doktorluk yapılamıyorsa, artık askerlik de yapılamaz, değil midir? Eskiden köy köy dolaşıp, sanki hekimmiş gibi sağlık hizmeti veren iğneciler vardı. Şimdi hâlâ var mı? Eğer o iğnecilerden artık kalmadıysa, yirmi yaşına gelince, zart-zurt tezgâhlarından geçirilerek icra edilen yarım yamalak askerliklerin de kalmaması gerekmez mi, o vakit?
Bir bölüğün mevcudu iki yüzdür; ama uygulamada bunun ancak yarısı var. Eğitimini de, tatbikatını da seksen senedir hep o koşullarda yapıyor, çünkü tertiplenmesi böyle. Meselâ, dört kişilik geri tepmesiz top timi mi var; bu personellerden muhtemelen ikisi var, ikisi yok. Diyelim şoförle nişancı var, fakat nişancı yardımcısıyla cephaneci yok. Onlar kısmet olursa, savaş çıkınca gelecekler. Gelip de ne yapacaklar, dersiniz? Kendinizden gidin; o cehennemin ortasında siz ne yapabilecek iseniz, onlar da o onu yapacaklar, sonuçta. Buna mı yanarsın; eksik kadrolar yüzünden berikilerin bir türlü doğru dürüst yapamadıkları eğitimlerine mi yanarsın?
İş bu kadarla kalsa iyi; sabah “içtima”larından sonra ne çok adam kirişi kırardı; var mı anımsayanınız?“Arazi olmak” deyimi de, kılıfına uydurulan o kaytarmalardan gelmez miydi zaten?
Eğitim alanları, yollarını sadece uyanık olmayanların sütçü beygiri gibi aşındırdıkları; ama “çaycı”sı,“berber”i, “ayakkabı boyacısı”, “lâhmacuncu”su, –bağışlayın– “kerhane tatlıcısı”, mevsimine göre meşrubat satan “gazozcu”su gibi, pazarcı esnafı kabilinden bir taifenin, zerrece bilmedikleri yerlerdir. Sadece onlar mı? Durun biraz bakalım; “yazıcı”sı, kayıt kuyudatı süsleyen “bilgisayarcı”sı, üst birliklerden istenen “duvarcı”sı, “badanacı”sı, “marangoz”u, orduevine ya da kışla gazinosuna verilen “garson”u, “kantinci”si, alay mutfağına gönderilen “aşçı”sı da eklenmelidir bunlara. Ya, her bölükten beşer-onar toplanan “patates-soğan soyucular”, “garaj çavuşu”, “yemekhaneci ve tabakçılar”, “inzibata ayrılanlar”, viziteye çıkan o günkü numaradan “hastalar” ne olacak, onları unutacak mıyız? “Koğuşçu, depocu, tüfekçi, tuvaletçi”, öteye beriye olur olmaz dikilen“nöbetçiler” ile “bölük komutan postası ve şoförü”nü, ayrıca “yıllık izindekiler” ile “dış görevdekiler”i de koydun mu üzerlerine; yap bakalım geriye kalanlarla, yapabiliyorsan, yurt savunmasının muharebe eğitimlerini, şimdi.
Güldürmeyin adamı, Allah’ınızı severseniz. Birazcık vicdanı olan ve tırnak ucu kadar olsun, yurdunu seven bir insan, derhal son verilmesini ister, bu yalan dolan hokkabazlıklarına.
Bunca zamandır ne yaptılar o darbeci generaller, diye hesap sorulmasına, utanmadan karşı mısınız, gene hâlâ?
Tv’lere çıkıp ne demişti, baskına uğramış olan Dağlıca’nın o tabur komutanı? “Taburda bir bölük kurduk.” Taburun bölükleri yok muymuş da, kalkıp bölük kurmuşlar? E tabii, derli toplu olarak ancak bir bölük çıkabiliyorsa taburdan, ondan böyle söylüyor, besbelli. Çünkü, “Karakol binalarının inşaatlarını da bize yaptırdılar,” diyordu, yarım ağızla yakınarak. Adamın rütbelerini söktüler, o hâlâ“nerede bu ordunun istihkâm sınıfı” diye soramıyor, şöyle dolu dolu.
Sözün özü, Silahlı Kuvvetler bir saniyesini dahi yitirmeden profesyonel bir yapıya geçmeli; tüm kadroları bütünlenmiş, işi sadece askerlik olan, zımba gibi birlikler ihdas etmelidir.
Yanlış bir “askere alma sistemi”nin yan ürünleri olan bedelli askerlik ve vicdani ret gibi sonuçlarla uğraşacak yerde, zorunlu askerliğin tümüyle kaldırılacağı bir modele odaklanılmalıdır.
Yediği tokattan sonra öbür yanağını da uzatan “İsa”nın felsefesine benzemez, eliyle kılıç tutan“Muhammed”in harp doktrini. O yüzden insanları, yalanlara sapmaktan da, Varlık Vergisi’ni ödeyemeyenlerin Aşkale’ye gönderilmelerine benzeyen durumlara düşmekten de, kurtarmak gerekir.
“Adam öldürme sanatı”nı öğrenmeyi, herhangi bir gerekçeye sığınmadan ret etmek, esasen kâfi sayılmalıdır. “Onlarda da var!” diye sarıldığınız kimi “Batılılar”a, zorunlu askerliği yok ederek hiç değilse bu konuda örnek olursunuz, fena mı? Muasır medeniyet seviyesinin de üstüne çıkmaktan dem vuran sizler değil misiniz ki? Alın, bir fırsat işte size.
Ama, nerde sizde o kafa...
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.05.2022
24.03.2022
6.02.2016
30.05.2016
24.05.2016
13.05.2016
10.05.2016
8.02.2016
3.02.2016
29.04.2016