Orhan MİROĞLU-Taraf yazıları
Genç Siviller ve Nahda Network’un (Ortadoğu’da çalışan demokrasi aktivistleri ağı, Nahda, Arapçada aydınlanma anlamına geliyor) Suriye devrimi için ortaklaşa düzenlediği bir dizi panel haftasonu Bursa’da yapıldı.
Suriye’den gelen konuklarla beraber Suriye devriminin geldiği aşama ve Türkiye dış politikası tartışıldı.
Suriye devrimi bir çıkmaza doğru mu gidiyor?
Annan Planı başarıya ulaşacak mı?
Türk dış politikasından, önümüzdeki süreçte, bugünkünden daha farklı bir tutum alması beklenebilir mi?..
Sorular uzayıp gidiyor.
Ama eğer Suriye’deki süreç Annan Planı doğrultusunda ilerlerse bambaşka bir durumla karşı karşıya kalacağımız açık.
Akan kanın durması elbette önemli, ama Annan Planı’nın siyasi sonuç vermesi ve Baas yönetiminin kendini yeniden inşa etmesi çok zor görünüyor.
Yarım asra yakın bir süredir iktidarda olan bu yönetimin, patrimonial bir iktidar olmaktan çıkıp, Suriye yurttaşı onbinlerce ölünün yaşayan ve unutulmayan acısı ve onlarca katliamın mirası üstüne yeni bir Suriye inşa etmesi mümkün değil.
Ve Suriye devrimi eğer bir çıkmaza girerse, dünya rejime, boşa gideceği ve halkın talepleri doğrultusunda kullanılmayacağı apaçık bir şans daha tanırsa, bu, tarihe uluslararası toplumun Suriye devrimine karşı bir günahı olarak geçecektir.
Esed ikinci bir şansı asla hak etmiyor. Suriye halkını bundan sonra da Baas’ın ve Esed’in yönetmesi için imkân yaratmak Suriye halkına yapılabilecek en büyük kötülüktür.
Bursa’ya gelen Suriyeli dostların anlattıkları son derece ufuk açıcıydı, duygulu anlar yaşadık hep beraber.
Olağanüstü bir devrim ve olağanüstü insan hikâyeleri, hepsi de trajik ve hepsi de insanın yüreğine oturan gerçek hikâyeler.
Suriye devrimi rejimin göstermeye çalıştığı gibi bir mezhep çatışması değil.
Asurîler ve Kürtler başta olmak üzere, Suriye içindeki farklı etnisitelerin ve dinî inançların taleplerine yönelik bir önyargı, ya da inkâr ve ret de, sözkonusu değil.
Uluslararası güçlerin Libya’da olduğu gibi, oturup kararlaştırdıkları bir operasyon da yok ortada. Ama rejim bu söylentileri yayıp duyuyor.
Suriye’den gelen dostlar, halkın yapmakta olduğu devrimin, dayandığı düşünceleri, daha doğru bir deyimle devrimin felsefesini, düşünsel kaynaklarını iki gün süren çalışmada bizlerle paylaştılar.
Onları dinlerken, samimiyetlerine; Suriye’ye modern dünyada yeni bir yer açmak ve patrimonial bir iktidarı devirmek için çıktıkları yoldan asla geri dönmeyeceklerine bir kez daha inandım.
Suriye Ulusal Konseyi Sözcüsü Abdullah Tourkmani’nin konuşması, devrimin dayandığı düşünceleri, beslendiği damarları ortaya koyan bir konuşmaydı:
“Yeni bir Arap bilinci gelişiyor.. Tahrir kendiliğinden gelişmiştir, Suriye devrimi halkın inanç ve aklından doğup taştı ve sahte bir legallikle hükmünü sürdüren rejimin gerçek yüzünü açığa çıkardı.”
Benim yönettiğim oturumda, konuşan Jawwad Alkatip, Zein Nachar ve Hasan Kasem, Suriye’deki insani trajediyi anlattılar.
Diktatörün devrilmesini istemek yerine, onunla uzlaşma stratejisi, Suriye Baası’na tanınan bir şans olmanın ötesinde, ne yazık ki, Suriye devriminin en azından kısa vadede önünü tıkayan bir politikaya dönüşecek gibi görünüyor.
“Militarizmin tuzağı olarak siyasi şiddet”
Varlık dergisi, nisan ayı sayısında militarizm ve siyasi şiddet konusunu işliyor. Hararetle tavsiye ediyorum. Ömer Faruk’un hazırladığı bu dosya, birbirinden ilginç ve öğretici yazılarla dolu. Yazıların tümünden söz etmeye bu köşe yetmez. Gerekli de değil zaten. Ortadoğu’da ve Türkiye’de şiddet-militarizm konusu, Suriye devrimi, ve bizde de silahlı mücadele ile sivil mücadele arasında bir yerde duran Kürt sorunu nedeniyle daha uzun bir dönem güncel kalacak bir konu.
Ömer Faruk’un sunuş yazısı Abdulgaffar El Hayati’nin şu sözüyle başlıyor:
“Kılıç kendini ikna edecek gerekçeleri her zaman bulur.”
Yüzyıllar önce söylenmiş bu veciz sözü yorumlarken, “kılıç’ın ganimet, fetih, işgal gerekçeleri kendine her zaman için bir düşman bulma yeteneği gözönünde bulundurularak ifade edilmiş bir söz” diyor Ömer Faruk.
Nilgün Tutal- Zafer Çeler, Foucault’dan bir alıntıyla başlıyorlar yazılarına:
“Bugünkü hedef belki de ne olduğumuzu keşfetmek değil, olduğumuz şeyi ret etmektir.” Tutal ve Çeler kaleme aldıkları yazılarında, “olduğumuz şeyi ret etmek bağlamında”, insanlığın neden hep şiddete yenik düştüğünü sorguluyorlar.
Nurseli Yeşim Sümbüloğlu’nun “Militarist İktidarın Düğüm Noktası Olarak Erkeklik” adlı yazısı, veHilal Demir’in, “Toplumsal Cinsiyet Bağlamında Militarizm” başlıklı yazısı, bu özel dosyanın içeriğine yapılmış değerli katkılar..
Timoty Snyder’in, dosya için özel bir yazı olmamasına rağmen dergide yer alan ve “Holokost: Gözardı Edilen Gerçek” başlıklı yazısı da kuşkusuz, bu özel dosyaya büyük bir katkı sağlıyor.
Snyder, bu yazısında Vasily Grossman’a da atıfta bulunuyor. Grossman’ın Yaşam ve Yazgı adını taşıyan romanı üç cilt olarak Can Yayınları’ndan çıktı. Ben şu aralar üçüncü cildi bitirmeye çalışıyorum. Kitabın çok ilginç bir hikâyesi var. Grossman İkinci Dünya Savaşı’nı cephelerden, siperlerden izlemiş bir Yahudi yazar. 1960’ta bitirmiş Yazgı ve Yaşam’ı. Roman basılacak, ama rejimin izni gerekiyor tabii. Brejnev döneminin ideologlarından Suslov’un yanına çağrılmış Grossman. Suslov yazarın bildiği şeyleri tekrarlamış ve bu romanın Sovyetler Birliği’nde iki üç yüzyıl daha yayımlanamayacağını söylemiş. Sonrasını Grossman’ın bir dostu anlatıyor:
“Grossman, romanının sonsuza kadar kaybolmasından korktu. Gözümüzün önünde yaşlandı. Astımı geri geldi, kıvırcık saçları ağardı, ‘beni karanlık bir köşede boğazladılar’ diyordu”..
Şiddet ve baskıyla ayakta kalan ve yüzyıllar boyu yaşayacaklarına inanılan, totaliter sistemler, insanı öyle de, böyle de öldürüyor işte.
Yazarken ve yaşarken..
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları




























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.10.2012
3.09.2012
1.09.2012
30.08.2012
27.08.2012
25.08.2012
23.08.2012
20.08.2012
18.08.2012
16.08.2012