Oya BAYDAR
Bu yazı, dün gece Taksim Meydanı ve Gezi’de yaşanan olaylardan önce yazılmıştı. Taksim’le yetinmeyip Gezi’ye de müdahale başladığı 21.30 sıralarında yazıyı çöpe atıp bambaşka bir yazı yazmayı düşündüm önce, sonra vazgeçtim. Öfkeme, tepkime yenilmemek için, sert bir içki doldurdum kendime. Tayyip Bey’in ve şürekâsının kendi kazdığı kuyulara doğru tutturduğu amok koşusunun ve acılar içinden doğacak yeni Türkiye’nin şerefine kaldırdım kadehimi. (Günahı Tayyip Bey’e; beni o “ayyaş” yaptı son zamanlarda) O sırada İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, ekranlarda hayatının en utanç verici nutkunu atmakla meşguldü. Kafam henüz “kıyak” değildi ama ne dediğini anlamakta güçlük çektim, kendisinin anladığından da emin değilim. Günlerdir özürler dilediği, size hiç dokunulmayacak diye yemin billah tweetlediği Gezi’deki “cici çocuklar” gazlanırken Vali karmakarışık laflarla, tükürdüklerini yalamakla meşguldü. Belli ki Başbakanı’ndan fırça yemiş, ayar almıştı.
Sonun başlangıcı, diye düşündüm. Televizyonu kapadım ve ağladım. Sevinçten mi, çaresizlikten mi bilmiyorum. Bunu zaman gösterecek.
Zırcahil gazeteciler, zırzır cahil danışmanlar
Başbakan’ın en güvendiği, siyasetini söylemini ona göre ayarladığı, dil ve üslup ikizi danışmanlarından Yalçın Akdoğan’ın, “Zırcahil bir gazeteci takımı var” sözlerini işittiğimde, doğru diye geçirdim içimden Yeni Şafak’ın Gazi olaylarını kastederek attığı “Houston’dan ölüm emri” başlığını, Ankara temsilcisinin yorumlarını, Yiğit Bulutgillerin yazılarını, iddialarını düşünerek... Sonra baktım, söz Başbakan’ı eleştiren yazarlara, gazetecilere yönelikmiş meğer.
Ne zamandır gazete köşelerinden, televizyon ekranlarından izlediğim, AKP çevresinde kümelenmiş çoğu sosyolog, sosyal bilimci ve profesör olan bir kısım zevatı dinledikçe, kim okutmuş, kim yetiştirmiş, kim profesör yapmış bu adamları, bunlar nerelerden mezun olmuş, hangi jürilerden ünvan almışlar diye sorup duruyordum kendi kendime. “Ben bir bilim adamı olarak”, “ben bir sosyolog olarak”, “ben bir profesör olarak” diye başlayan ego şişkini konuşmaları, -bırakın yorum perişanlığını- maddi hatalarla, hazmedilmemiş, üstünkörü, çoğu zaman çarpıtılmış bilgilerle, ana kaynağa gittiğinizde bütünüyle yanlış olduğunu gördüğünüz sözde verilerle öylesine doluydu ki, gerçekten hayret ediyordum. Bunların kimisi bir süredir her yanda mantar gibi biten şu veya bu stratejik araştırma enstitüsünün, vakfının, vb. başkanı, kimisi Başbakan’ın danışmanı, kimisi iktidara yakın gazetelerin köşe yazarlarıydı.
Örneğin, Yeni Şafak gazetesi, Gezi eylemcilerine, Zello ile (akıllı telefonlara indirilebilen bir çeşit telsiz uygulaması) ölüm emri verildiğini iddia ederken, Star bu habere katılırken ve bütün bir AKP basını Gezi direnişinin ne biçim bir dış güçler oyunu, nasıl bir kökü dışarda komplo olduğunu yazarken şu sıralarda ekranlardan düşmeyen AKP milletvekili ve TayyipBey’in resmi ya da gayri resmi danışmanı bir Prof. (Galiba o da bir stratejik araştırma kuruluşunun başı falan) bu iddiaların ne kadar doğru olduğunu, Zello’nun tam da bu amaçla kurulduğunu savunmak için televizyonda yırtınıyordu. AKP düşmanı olduğu kuşkusunu taşıyamayacağımız Nazlı Ilıcak bile dayanamadı, hem şakacı hem de böyle dezenformasyonlara itibar etmeyen tavrıyla anında açtı Zello uygulamasını, ekranda herkese dinletti ve adamı kibarca bozum etti.
Evet, paradigma çöktü
Danışmanlar takımından biri var ki, ben Tayyip Erdoğan’ın ne düşündüğünü, daha doğrusu ona nasıl düşündürüleceğini, “zırcahil bir gazeteciler takımı var” diyecek pervasızlık, kibir ve cüretteki bu kişiden izlerim. Yasin Doğan takma adıyla yazan Yalçın Akdoğan’ın yazılarındaki, beyanatlarındaki fikirler, cümleler Başbakan’ın konuşmalarına aynen yansır. Danışman Akdoğan’ın yazılarında sık sık kullandığı bir kavram “paradigmanın çöküşü”dür. Haklıdır; laik-Kemalist paradigma, kurucu vesayetin, darbeciliğin, halkın bir bölümünü (Müslüman kesimi) tarih sahnesinden sürüp mağdur eden 1.Cumhuriyet’in toplum mühendisliği zihniyetiyle birlikte çökmüştür. Ne var ki, seksen yıl hüküm süren eski paradigmanın yerine geçirilmeye çalışılan yeni paradigmanın da çöküşüne şahit oluyoruz şu günlerde. Çünkü çöken paradigmaya eklemlenerek, onun kodlarıyla konuşmaya başlayan AKP, sadece tellakların değiştiği eski devlet hamamında debelenmeye kararlı görünüyor. Liderin damgasını bastığı tek adam partisi AKP, bir süreden beri, elli yıldır ne duymuşsak, nelere maruz kalmışsak aynı sözleri söylüyor, aynı devlet reflekslerini tekrarlıyor. Bunların başında, iktidarın karşısındaki farklı siyasetlerin, farklı düşünce ve eylemlerin, hele de ekonomik ve siyasal krizlerin dış güçlerin ve çıkar çevrelerinin kışkırtmaları olduğu; iktidara, dolayısıyla Türkiye’ye karşı içerdeki hainleri kışkırtan dış mihrakların komplosuyla karşı karşıya bulunulduğu ulusalcı paranoya geliyor. Yedi düvel bize karşı, büyümemizi, başarılarımızı çekemiyorlar, bizi zayıf düşürmek için komplo örgütlüyorlar söylemlerini gerçekten inanarak mı yoksa kitleleri kandırmak için mi hep bir ağızdan tekrarlıyorlar bilemiyorum ama, bildiğim bir şey varsa, ben elli yıldır bu sözlerin tıpa tıp aynısını duyarak ihtiyarladım. Ulusalcı zihniyette tavan yapan bu türden komplo teorilerinin, toplumsal-ekonomik krizleri çözemeyen iktidarların can simidi olduğunu defalarca gördüm. Şimdi aynı can simidine AKP sarılmış görünüyor. On beş gündür yaşanmakta olan krizin gerçek nedenlerini kavrayıp kendisine çeki düzen vermek, hatayı kendisinde aramak yerine dış güçler, faiz lobisi, bir takım sermaye grupları, çıkar çevreleri edebiyatı gırla gidiyor.
Krizin vahametini kavramıyorsunuz Beyler!
İktidar, dün Taksim’e polisi yeniden sürmesiyle körüklediği krizin ciddiyetinin ve vahametinin hâlâ farkında değil. Aynı şekilde Erdoğan’ın krizin sorumlusu olarak bazı büyük bankaları, ülkenin en önemli sermaye gruplarını (bütünüyle teslim olmayan, biat etmeyen, AKP’nin kanatları altında büyümemiş olanlar), ne olduğu belirsiz faiz lobisini gösterip “hesabını çok ağır soracağız” diyerek tehdit etmesinin ekonomide nasıl sonuçları olacağına da aldıran yok anlaşılan. İktidara ve özellikle Erdoğan’a bu sonuçları göstermesi gerekenler, o zır-âlim danışmanlar, Tayyip Erdoğan’a attırdıkları ya da engel olmadıkları her adımla krizin (ve suçun) ortakları olduklarının da farkında değiller.
Başbakan’ın dünkü grup toplantısında yaptığı, Gezi’nin ruhunu, özünü, isyanın nedenini, itici gücünü kavrayamayan, Taksim’deki irili ufaklı örgütleri yalan yanlış bilgilerle dolu emniyet raporları ötesinde tanımayan, aralarındaki farkları bilmeyen, camide içki içildi türünden pek çok tanıklıkla çürütülmüş yalanlara sığınan, buram buram böl-cepheleştir-yönet stratejisi kokan, sapla samanı vahim şekilde birbirine karıştıran konuşması hastanın kendisi kadar müdahale eden sahte hekimlerin de marifetiydi. Unutmayalım, lider kendi yapısı kadar çevresinin de ürünüdür.
Bu türden bütün olaylarda görülen fırsatçı sızmalara, eylem çalma çabalarına, sözde sol aslında lumpen çetelere, iktidarı düşürme kof hayallerine kapılmış/kaptırılmış köhnemiş siyaset erbabına, nostaljik ve artık komik darbe heveslilerine rağmen Gezi’den çıkıp dalga dalga yayılan isyanın, en karşıt kesimleri orada biraraya getiren gerçek nedenlerini ne hastanın ne de hekimlerin hiç bir şekilde kavramadıkları apaçık görülüyor. Geçmişten kalma köhnemiş “paradigma”nın ürünü değerlendirmelerle ve tek doğrunun kendilerinde olduğu yanılgısıyla kavramaları da mümkün değil. Kavramadıkları, yanlış teşhis ettikleri için Taksim’e yazdıkları devlet şiddeti reçetesi de hastalığı ağırlaştırmaktan başka işe yaramayacak. Ve Taksim’de bütün gürültücülüklerine, kimilerinin yer yer vandalizme varan lumpen eylem anlayışlarına rağmen aslında azınlıkta kalmış olan gruplar asıl şimdi güç kazanacaklar ve asıl şimdi, krizi yönetemeyen iktidarın kendi eliyle yarattığı kaos karanlık emelleri olan şer mihraklarının bekledikleri ortamı yaratacak.
Durum, bugün itibariyle gerçekten de vahim. Taksim Dayanışması temsilcileriyle görüşme gündemdeyken, bu görüşmeyi sekteye uğratacak polis müdahalesi neresinden bakarsanız, provokasyonun dik âlâsıdır. Bu müdahale olmasaydı, birkaç gün beklenseydi, Başbakan’la görüşme sonrasında Gezi’dekiler Taksim’deki örgütlerin önemli bölümünü ikna edebileceklerdi büyük olasılıkla. Ayrıca Taksim’dekiler zaten alandan çekilme kararını tartışmaktaydılar.
Bu aklı Başbakan’a kimler verdiyse, bu stratejiyi kimler çizmişse sübjektif provokatörlerdir. Türkiye’ye dönüşüyle ortamı yeniden geren Tayyip Erdoğan da artık provokasyonun tam ortasındadır. Bankacısından sermaye gruplarına, sanatçısından yazarına, aydınından gencine, sendikalardan muhalefet partilerine kadar ülkenin AKP’ye biat etmeyen yarısını karşısına almış bulunan Erdoğan şimdi örgütlemeye çalıştığı sokağa güvenmektedir.
Gezi’deki ve twittlerdeki en anlamlı sözlerden biri “Biz senin demokrat olma ihtimalini sevmiştik” sloganı, bir diğeri de “Tayyip Bey, bir düşün; bizim gibi üç çocuk ister miydin” cinliğiydi benim için. Doğru teşhis bu iki cümlede gizliyken devlet şiddetinden medet ummayı önerenler kına yaksınlar! Sonun başlangıcı uzun sürebilir ama başlamıştır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024