Oya BAYDAR
Sayın Cumhurbaşkanı!
Dün gece Kanal Türk ekranında sizi dinlemeseydim, umudumu hâlâ kesmemiş olacak; Başbakan’la kıyasladığımda -aynı ideolojik köklerden gelseniz de- aile terbiyesi görmüş, lafını bilen, kültürel düzeyi görece yüksek, terbiyeli edepli kişiliğinizle duruma müdahale edebileceğinizi varsayacaktım. Ama dinledim; hayal kırıklığım ve umutsuzluğum arttı. Siz, makamınızın size yüklediği sorumlulukların arkasından dolaşmayı ağır devlet adamlığı sansanız da, bu ülkenin her türlü kahrını çekmiş yaşlı bir yurttaş olarak birkaç söz söylemek isterim.
Önce kısa bir durum icmali: Cemaatle Hükümet arasındaki sürtüşmenin, hepimizin gözleri önünde açık kamplaşmaya dönüştüğü 17 Aralık gününden bu yana, bir hükümet kriziyle değil derin bir devlet kriziyle karşı karşıya olduğumuz her gün biraz daha belirginleşiyor. İçten içe kurtların kemirdiği çürümüş devlet aparatı, ne kadar onarılsa, cilalansa boya tutmuyor, dökülüyor. Ne yargıdaki ne siyasetteki kriz yeni değil; T.C. kurulduğundan bu yana devlet kurumları siyasal-ideolojik çıkar gruplarının elindeydi. Dün, vesayetçi laik Kemalistlerdi, bugün AKP’ci-Cemaatçi İslamcılar... AKP-Cemaat koalisyonu, asker-sivil vesayetçileri (eski rejimi) geriletme mücadelesi verirken, suçlarını pisliklerini ortaklaşa örtüyorlardı. Türkiye’nin özgürlükçü, demokratik, insan haklarına dayalı bir hukuk devleti olmasını engelleyen darbeci- vesayetçi geleneğe karşı verilen mücadele önemliydi ve koalisyonun her iki ortağı için de hayatiydi. Siyasal iktidarını pekiştiren AKP devlete bütünüyle hakim olmaya, kendi İslamî çizgisinde ideolojik iktidar kurmaya ve Kemalist toplum mühendisliğine karşı kendi mühendislik planını uygulamaya hız verdiğinde, bir de baktı ki ortağı atı alıp Üsküdar’ı geçmiş, başta yargı olmak üzere devletin kurumlarına epeyce yerleşmiş, hatta kendi altını oymaya başlamış.
Özetle Sayın Cumhurbaşkanı: Kavga dün de devlete egemen olma kavgasıydı, bugün de. Şimdi daha açık görülüp daha iyi anlaşıldı ki, AKP’nin amacı çürümüş, kirli, derin devleti sağıltmak, temizlemek değil, yırtık urbayı yamayıp, çekiştirip kendi bedenine uydurmaktı. İdeolojik hattı, içinden çıktığı gelenek ve siyasî kültürü daha fazlasına olanak tanımazdı zaten.
Devlet krizine kim müdahale eder?
Nuray Mert’in dün (3 Aralık) T24’te çıkan yazısı son günlerin en iyi analizlerinden biriydi. Düşündüğüm ve yazmak istediğim her şeyi o kadar iyi anlatmış ki, bu yazıyı uzatmam gerekmiyor. Onun da işaret ettiği gibi, bugüne kadarki ne şiş yansın ne kebap tavrı göz önünde bulundurulduğunda Cumhurbaşkanı Gül’ün krizi çözme kapasitesinden veya niyetinden kuşku duymamız için çok neden var. Ama ben yine de Cumhurbaşkanı’nı göreve ve sorumluluğa davet etmek istiyorum. Hangi sıfatla mı? Yurttaş sıfatımla. Ve yurttaş sıfatımın bana bu hakkı verdiğini biliyorum.
Sayın Cumhurbaşkanı!
Devletin, cumhurun başı sizsiniz. Hatta ne mutlu tesadüf; yanılmıyorsam ön adınız da Cumhur. Yaşadığımız günler Cumhurbaşkanı’nın arazi olup susacağı günler değil, Cumhurbaşkanlığı da, hiçbir kuşu korkutamayan bostan korkuluğu değil. Görevleriniz, sorumluluklarınız Anayasada yazılı. Bunlardan biri de devletin kurumları arasında ahenk sağlamak.
Devletin kurumları birbirine bıçak çekmiş savaşıyor. Savaşta her türlü hile, bel altı vuruş, yalan, dolan, algı manipülasyonu, akla zarar komplo teorileri pervasızca kullanılıyor. Yediden yetmişe herkes huzursuz, herkes geleceğinden kaygılı. Belki Çankaya tepelerine kadar gelmiyor kokular ama milletçe pislik içinde yüzüyoruz. Ama asıl vahim olan, devletin çürümüşlüğü.
Devletin çürümüşlüğü ne demek? Kurumların ve yapının dinci veya laik, veya şu, veya bu ideolojik odaklarca ele geçirilmiş ve bu odaklara eklemlenmiş derin çetelerin oyun alanı haline gelmiş olması demek.
Sayın Cumhurbaşkanı!
Bugün “paralel devlet” adı verilen yapı aslında çürümüş devletin ta kendisidir ve orada sadece Cemaatçiler, tarikatçılar değil çeşit çeşit Ergenekoncular vardır. İktidarın yeni keşfettiği paralel devlet, ideolojik kadroların devlete yerleşip kendi çıkarları doğrultusunda icraatta bulunmasından ibarettir. AKP iktidarının rahatsızlığı, bu kadroları bütünüyle kontrol edememekten, iktidarı paylaşmak istememekten kaynaklanmaktadır.
Sayın Cumhurbaşkanı!
Göreviniz; bu çürümüşlüğe son vermenin yollarını aramak, cadı kazanları kaynatıp Mc Carty’cilik yapmanın vahim ve öldürücü sonuçlarına dikkat çekerek kişi (ya da çete) temizliği değil zihniyet arınması yapmak için cesaretle kolları sıvamaktır. Yolları, yordamları vardır bunun. “Meşruiyet içinde çare tükenmez.” Başarabilir misiniz bilemiyorum, son konuşmanızı dinledikten, hele de “Ne yapabilirim ki ben” derkenki çaresizliğinizi duyduktan sonra hiç umudum kalmadı. Ama en azından denemekle yükümlüsünüz. En azından “Denedim, başaramadım” diyebilirsiniz.
Sayın Gül!
İki cümlede bir “Ben Cumhurbaşkanı olarak” demeyi biliyorsunuz ama Cumhurbaşkanlığının sorumluluğunu ve gücünü göstermiyorsunuz. İyi niyetinizden kuşku duymuyorum; ama bu derece güçsüz, çaresizseniz istifa edin, benim gibi saf yurttaşları da oyalamayın. Devlet krizi varsın dibe vursun, belki dibe vurunca yüzeye zıplamak kolaylaşır.
Biliyor musunuz, sizi dinlerken en çok nerede içim acıdı, yüreğim soğudu? Gezi’deki ölümler, cinayetler, devlet şiddeti, hatırlatıldığında “Evet, bu türlü şeyler Türkiye’nin resmini bozar” dediğinizde...
Ettirmeyin bana Türkiye’nin resmine! Umurumda mı “image” ülke gümbür gümbür aşağı yuvarlanırken! Bize resim değil ahlak, vicdan, hukuk ve cesur insanlar gerek.
“Sizi göreve çağırıyorum,” demek isterdim. Konuşmanızı dinledikten sonra, bunu bile söyleyemiyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları







































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024