Oya BAYDAR
Soma faciası, bu toplumda artık konuşulmaz tartışılmaz olan, dile getirenlere nostaljik dinozorlar gözüyle bakılan, “tarihin sonu”nun ilan edilmesiyle modası geçmiş sayılıp kapitalizmin çöp tenekesine atılan, unutulan, unutturulan hayatî gerçekleri, o gerçeklerin ifade edildiği düşünceleri, kavramları bütün toplumu derinden sarsarak, şok etkisi yaratarak yeniden gündemimize soktu: Kapitalizmin doğasında mündemiç kâr amacı, bu amaca ulaşmanın tek yolu olan emek sömürüsü, insanı-doğayı hiçe sayan vahşi kalkınmacılık anlayışı, işçi sınıfının örgütlenmesi ve mücadelesi, bilinç aşınması ve bilinç inşaı, vb.vb...
Marx’ın, insanlığın düşünce ve pratiğinin son iki yüzyılına damgasını basan anıt eseri Das Kapital’in güncelliği; Soma’da ölüm, yıkım, acı, toplumsal çöküş pahasına ne yazık ki bir kez daha kanıtlandı. Soma; insanı hiçleştiren, sömüren, yabancılaştıran kapitalist düzenin kimsenin görmezden gelemeyeceği bir alan uygulaması oldu. Marx’ın çağ değiştiren dev eseri: Sermaye: Ekonomi Politiğin Eleştirisi kitabının özü özeti Soma’da kafamıza, yüreğimize, öğrenilmiş unutkanlığımıza gülle gibi düştü.
Neoliberalizm vahşi kapitalizmdir
Hayal kurmuyorum. Otuz yılı aşkın süredir neoliberal afyonla uyuşmuş, işçi-emek cephesini unutmuş, vicdan tutulmasına uğramış toplumda bugünden yarına bir bilinç patlaması, ardından acil bir düzen ve iktidar sorgulaması beklemiyorum. Rüzgârların, “işçiden işçiden yana estiği” 1970’lerde değiliz, biliyorum. Dünyada ve Türkiye’de dört bir yanı kasıp kavuran neoliberal tayfun işçiden, emekten, insandan, sosyal devletten yana esen rüzgârları bastırdı. 1980’lerin sonunda sosyalist sistemin çöküşü neoliberal fırtınayı büsbütün hızlandırdı. Globalleşme aşamasına gelmiş uluslararası kapitalizm, sadece ekonomi alanında değil toplumsal ve düşünsel alanlarda da mutlak egemenliğini ilan ederken, elindeki en gelişmiş teknolojik olanakları, bu arada iletişim teknolojisini, neoliberal ekonomi politikalarının emrine verdi.
Kabaca özetlersek: neoliberalizm, içinde yaşadığımız globalleşme çağında 17., 18. yüzyılların vahşi kapitalizmine geri dönüşten ibarettir. Sermaye düzeninin (ve sermayeyi elinde bulunduranın) doğasında olan en fazla kâr sağlama hedefi/ güdüsü; vahşi kapitalizmin insanı köleleştiren, gözü dönmüş, ilkel, ahlaksız, kuralsız sömürü “özgürlüğü”, 20. yüzyıl sonlarında neoliberalizm olarak hortlamıştır.
AKP iktidarı neoliberalizmin kalesidir
Vahşi kapitalizm, kâra odaklanmış sermaye sahiplerinin, kâr, daha fazla kâr, daha daha fazla kâr tutkusuyla ilk sermaye birikimlerini sağlamaya, emek sömürüsünü had safhaya vardırarak sermayelerini daha da artırmaya çalıştıkları birkaç yüzyıl öncesinde yaşanmıştır. Batı’da kapitalizmin vahşi çağı, işçi sınıfının, emekçilerin mücadelesiyle, o mücadelelerden süzülen sömürüye karşı düşüncelerle, örgütlenmelerle, başarılı başarısız devrimlerle adım adım aşılmış; büsbütün ortadan kalkmasa da, emeği korumaya, güçlendirmeye, sömürüyü sınırlandırmaya, emekçi-işçi insana daha insanca koşullar sağlamaya yönelik önlemler alınmasına, sosyal-devlet anlayışına doğru evrilmiştir.
Türkiye’de, neoliberal dönemin çocuğu olan AKP, kapitalizmin vahşi çağına dönüşün mükemmel bir örneği sayılabilir. AKP iktidarında çok kısa sürede gelişip palazlanan, geleneksel burjuvazinin karşısında konuşlanan, kârdan başka kural ve ahlak tanımayan, varlıklarını AKP’ye bağlamış, AKP ile kader birliği içindeki yeni sermaye grupları 18.,19. yüzyılın gözü dönmüş vahşi sermayedarlarının geç kalmış kopyalarıdır. Soma’daki maden faciası, neo-vahşi sermayenin tüm unsurları ve boyutlarıyla ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Soma’da, “en fazla kâr” uğruna insan hayatlarının nasıl tehlikeye atıldığını, burada tek tek saymak gerekmeyen yüzlerce örneğiyle gördük, daha da göreceğiz. Soma’da siyasal iktidar-sermaye içiçeliği ve çıkar ortaklığının, siyasal ahlâktan iş ahlâkına kadar nasıl bir çürümüşlüğe, nasıl bir suç ağına dönüştüğünü; nasıl bir bilinç karartması ve algı manipülasyonuna yol açtığını gördük. Soma örneğinde, Türkiye’de sendikaların, sendikacılığın neoliberal AKP iktidarındaki hâl-i pürmelâlini gördük. Soma’da, kaynakları kurutulmuş ve maden köleliğine mahkûm edilmiş insanların, işlerini kaybetme korkusuyla nasıl sindirildiğini, bu vahşi düzene nasıl boyun eğdirildiğini gördük. Bölgede toprağın, tarımın kurutulmasıyla insanların maden köleliğine nasıl mahkûm edilmiş olduğunu da gördük.
Daha pek çok şey gördük Soma örneğinde: kötücüllüğümüzü, bencilliğimizi, “mış gibi” yapma riyakârlığımızı, Soma’ya üşüşüp ekranlarda timsah gözyaşları akıtan devletlûların, siyasetçilerin Meclis’te Soma araştırma önergesi görüşülürken iktidarı muhalefetiyle sırra kadem bastıklarını, sıraların boş değil bomboş kaldığını gördük. Namuslu, vicdanlı, mesleklerinin gereğini yerine getiren medya mensupları yanında, işleri güçleri, tıynetleri fıtratları, misyonları görevleri iktidarın suçlarını, yalanlarını kedi pisliğini örter gibi örtmek olan eksik insanları da gördük.
Umut ışığını da gördük
Soma, hepimizi, en azından kendisiyle hesaplaşma yürekliliği gösterenleri silkeledi. Kendi eksiklerimizle, yüzümüzü başka yönlere dönüp kapitalizmin doğasını, emek cephesini unutmamızla yüzleştirdi. Duyargalarımızı işçiye, emeğe, sömürüye kapatıp postmodern dünyanın neoliberal rüyalarına dalmanın suça ortak kıldığı gerçeğiyle yüz yüze geldik. Kimimiz Ertuğrul Özkök gibi, “emek kavramını unutmuş” olmanın vicdanî yükünü hissettik. “Hayata (.....) bir matbaa işçisinin çocuğu olarak başladım (.....) çabuk unutmuşum o mahalleleri. Babamı unutmuşum.” diyordu Özkök, saygı duyulması gereken bir vicdan muhasebesiyle. Sosyalist soldan gelen kimimiz, benim gibi, başka mağduriyetlerin altını kalın çizerken emeğin mağduriyetini, emek sömürüsünü ikinci plana attığımız için; konuyu 21. yüzyılın yeni ihtiyaçlarına uygun olarak geliştirmeye, anti- kapitalist mücadelenin artık derde deva olmayan arkaik tarzı yerine yeni yollar, yöntemler aramaya yeterince çalışmadığımız için kendimizi suçlu bulduk. Ama sanırım çoğumuz acı ve değerli dersler çıkardık yaşanan faciadan. Çok kullanılan ama burada tam yerine oturan bir deyişle: Soma’dan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Özellikle de işçiler, emekçiler, çalışan halk o taammüden cinayet gününden sonra sermaye düzenine, patrona, siyasetçiye, sendikaya, örgütlü mücadeleye başka bir gözle bakmaya başlayacaklar. Başka bir yaşam, başka bir çalışma düzeni, insanca çalışma koşulları mümkün, diye düşünecekler. Susuyorlardı, konuşacaklar; başladılar bile. Kader, denmişti onlara, inanmışlardı; kader değil sömürü düzeni olduğunu fark edecekler; etmeye başladılar bile.
Bu toplum; insanı, doğayı hiçe sayan vahşi kalkınmacılığı tartışmaya başlayacak artık. “Ne pahasına olursa olsun büyüme” anlayışının aslında toplumsal çürümeye, insanın heba edilmesine sürüklediğini görecek. Kitlelerin, bu anlayışın taşıyıcısı AKP’ye ve benzeri bütün iktidarlara bakışı da değişecek. İnsanlar vurgun soygun kârlarından küçücük payların iane olarak önlerine atılmasıyla yetinmeyip haklarını alma mücadelesine girişecek.
Hemen bugün değil kuşkusuz, ama uzak olmayan bir gelecekte, mutlaka. Yeter ki şimdi, Soma ile yüzleşmemizi, hesaplaşmamızı, göğsümüzü dövüp ah vah etmek yerine yapıcı adımlara dönüştürebilelim. Toplumun en geniş kesimlerini kucaklayan ilkeli bir emek hareketinin, geçmişin hatalarından, verimsiz ezberlerden, kısır çekişmelerden arınmış kitlesel hak ve özgürlük mücadelesinin inşasına katkıda bulunalım.
Umudum, Soma’nın bizleri toplumca arındırıp vicdana davet etmesinde.
Yazarlar
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024