Oya BAYDAR
Ne sevgili Faruk’a (Eren) ne sevgili Rojbin’e (Tuğan) başsağlığı dileyebildim. Analarının ölümünü öğrendiğimde yüreğim ortasından bölündü sanki de elim dilim o nefret ettiğim sözleri yazmaya söylemeye, “başınız sağ olsun” demeye varmadı. 12 Eylül faşistlerinin katlettiği/kaybettiği oğlu Hayri için 39 yıl boyunca “çiçeklerle donatacağı bir mezar” arayan Elmas Ana’yı oğlu Faruk Eren’in Kayıp Bir Devrimin Hikâyesi kitabından tanıdım. Bir de uzaktan uzağa, yıllardır her Cumartesi günü Galatasaray’da oturarak kayıplarına dikkat çekmeye, duyarlılık yaratmaya çalışan Cumartesi Anneleri eylemlerinden. Arkadaşım Rojbin’in annesi Semiha Tuğan’ı ise şahsen tanıma onuruna eriştim. Hakkâri’deki evlerinde hiç eksik olmayan misafirlerini, gazeteci gruplarını, Rojbin’in arkadaşlarını ağırlarken, sonra Rojbin’in düğününde…

Semiha Ana ile Elmas Ana’nın bu ülkenin kendilerine reva gördüğü derin acılardan kurtuldukları haberi, bir hafta arayla üst üste geldi. Tam da inanılmaz vahşette kadın cinayetlerinin gündemi sarstığı, vicdanları kanattığı şu günlerde… Elmas Ana ile Semiha Ana’nın ölümleri ise ne ana akım medyada, ne kadın cinayetlerine karşı ayağa kalkanların, pek haklı olarak sokaklara, meydanlara dökülenlerin eylemlerinde yer buldu. Oysa onların yıllar boyunca çektikleri acıların sonucu olan ölümleri aynı cinayet ağının parçasıydı, fail aynıydı: Bu toplumda erkeğin de devletin de kılcal damarlarına kadar işlemiş eril iktidar zihniyeti.
Eril devletin kurbanı analar
12 Eylül faşist darbesinin gözaltındaki ilk kayıplarından olan oğlu Cemil Kırbayır’ı 33 yıl boyunca arayan, belki kendisi evde yokken gelir de kapıda kalır diye evinin kapısını kapamayan, “Oğlumun mezarını görmeden, başında dua etmeden ölmeyeceğim, onu bulmak sana düşer” diyerek Tayyip Erdoğan’a seslenen Göle’li Berfo Ana 107 (kimi kaynaklara göre 105) yaşına kadar oğluna bir mezar bulmak için Azrail’e direndi, bulamadan öldü.
Silopi’de, komşusundan dönerken Aralık 2015’te keskin nişancılar tarafından öldürülen, sokağa çıkma yasağı nedeniyle defnine izin verilmediğinden ölü bedeni 7 gün sokakta kalan Taybet Ana da, binlercesi, onbinlercesi arasından hatırladığımız eril devlet cinayeti kurbanlarından biri. O bir kurşunla, kolay ölümle öldürüldü; Semihe, Elmas, Berfo analar ve evlatlarının kemiklerini, ölülerini arayan, hiç değilse bir mezarları olsun diye ömür boyu çırpınan başka analar ağır ağır ölüme gönderildi.
Erkek ve devlet şiddeti bir ve bütündür
Kimileri; kadınların erkeklerin işlediği cinayetlere kurban gitmesiyle Elmas, Berfo, Semiha anaların ölümlerinin ne alakâsı var, diye düşünebilir. Evet, var; katil aynı: İster kişi ister devlet olsun, ister tek kurşunla ister yıllarca en ağır acıları çektirerek olsun, eril iktidar zihniyetinin ve şiddetinin ölümcül edimleridir bunlar.
Erkeklerin kadınlara yönelen şiddetiyle devletlerin/iktidarların şiddeti ve cinayetleri, her yerde birbirini üreterek, güçlendirerek, besleyerek sürer. Otokratik, teokratik, faşist devletler ve diktatörlükler, hele de eril dinî inançların gücüne yaslanıyorlarsa şiddet uygulamaktan hiç kaçınmazlar. Bu şiddet de en fazla kadınları vurur.
Aynı ülkenin siyasal tarihinde görece barışçı, demokratik, özgürlükçü dönemlerle savaş ve diktatörlük yıllarını, faşizan iktidar dönemlerini, dinî akımların devlete dayanarak güç kazandığı ya da doğrudan iktidar olduğu dönemleri karşılaştırdığınızda, kadına yönelik şiddetin her biçimiyle arttığını, vahşileştiğini, pervasızlaştığını görürsünüz. ( Bu konuda Türkiye öğretici bir örnek olabilir.) Çünkü Tanrı da devlet de erkektir, onların adına hükmeden iktidar sahipleri de temeldeki eril iktidarın taşıyıcıları ve uygulayıcılarıdır.
Kadınlara yönelik şiddetin, tacizin-tecavüzün, saldırganlığın ve cinayetlerin bunca tepkiye rağmen neden sürekli arttığını, nasıl olup da bu derece yaygınlaştığını, vahşileştiğini sorgularken şu parti veya bu partiyi, şu iktidarı, bu iktidarı suçlamakla yetinmenin meselenin özüne inmeden çevresinde dolanmak olduğunu düşünüyorum. İdeolojilerin, siyasal partilerin, iktidarların yapısının belirleyici payını gözden kaçırmadan tabii… Şiddetin tekeline sahip devletin ve iktidarın, sadece kadınlar değil biat etmeyen herkesi hedef alan eril zihniyetiyle hesaplaşmadan; Berfo Ana, Elmas ve Semiha anaların, daha binlercesinin Emine Bulut’larla, Özgecan’larla aynı odakların menfur kadim zihniyetinin kurbanları olduklarını kavramadan devran değiştirilemez, köklü bir çözüme varılamaz.

Eril dil ve zihniyet, biz kadınları da kuşatır
Emine Bulut cinayetinin yarattığı toplumsal tepki, bir süredir gündeme gelmeyen ama ruhlarında cellatlık olanların bitmeyen özlemi idam konusunu yeniden gündeme getirdi. Bu konuda çok yazdım; hiç uzatmadan, idam talebi/ uygulaması ile eril iktidar içiçedir, ayrılmaz bir bütündür, idam erkek iktidarının “resmî ve yasal (!)” cinayetidir, demekle yetineyim. Tıpkı kendisinden ayrılmak isteyen mal bellediği kadını öldüren ya da gücünü iktidarını ispatlamayı amaçlayan erkeğin şiddet uygulaması, cinayet işlemesi gibi eril devlet de kendisine boyun eğmeyen, özgürlük talep eden, biat etmeyen bireye veya halka aynı şiddeti uygular. İdam, devlet cinayetinin meşrulaştırılmış biçimidir.
Emine Bulut’un ailesine taziye ziyaretinde bulunan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “Aile idam cezası istiyor” açıklaması meselenin çok önemli bir başka yanını görmemize vesile oluyor: Erkek egemen toplumların eril zihniyeti sadece erkeklere mahsus değildir, binlerce yıllık erkek egemenliğinin değerleri, düşünce biçimi, zihniyet dünyası ve eril dili kadınları da büyük ölçüde hükmü altına almıştır. Eril toplumun erkekleri şeytan, kadınları melek gibi bir düşünce gerçeklerle uyuşmaz. İster kadın ister erkek olsun, iktidar olgusu erildir.
Kadın cinayetlerini şiddetle protesto ederken, PKK’lı denilen bir genç kızın ölü bedeninin çırılçıplak sokağa bırakılmasını, vurulup öldürülmüş bir gencin cesedinin TOMA'nın arkasına iple bağlanıp sürüklenmesini, terörist denilenlerin cenazelerinin ailelerine teslim edilmeyip köpeklere parçalatılmasını (Bunlar ve benzer yüzlerce uygulamanın tümü, bu suçları işlemiş olan devletle ilintili birimlerin sosyal medyada iftiharla paylaştıkları görüntülerdir) “onlar terörist” diyerek görmezden gelirseniz… 12 Eylül faşizminin kurbanı oğlu için 39 yıldır bir mezar arayan Elmas Ana ile 1991’de 16 yaşında hapse atılan, (hem de işlemediği bir suçtan) idama mahkûm edilen oğluna 28 yıl sonra kavuştuğunda, yüreği bunca yıl çektiklerine dayanamayıp ölen Semiha Tuğan’ı “devlet düşmanlarının anaları” diyerek yok sayarsanız, onların ailelerine taziyeyi aklınıza bile getirmezken siyasi hesaplarla koşturduğunuz taziye evinden idam hatırlatması (kaşıması mı demeliyim yoksa !)ile çıkarsanız, eril iktidar dilinin ve zihniyetinin sözcülüğünü yapmış olursunuz, fark etmeden bile olsa.
İnsanlar ve toplumlar kendilerini kuşatan ve köleleştiren hepsi erkek egemenliğinin ürünü (sözde) ahlâki değerleri, dini dogmaları ve eril devlet iktidarını sorguladıkça ilkel bağlardan kurtulur, özgürleşirler. Yasalar, uygulamalar, giderek de zihniyet ancak böyle değişir. Yoksa başka Özgecan’lar, başka Emine Bulut’lar cinayete kurban giderken eril devlet iktidarının cinayetleri de sürer.
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024