Sedat KAYA
Tarihte bugün, 28 Kanunisani..
Genç ve güzel bir kadındı..
Sarışın ve mavi gözlü..
Odessalı bir Rus’tu..
Sevgi dolu yüreği ve idealist beyniyle bir gece yarısı kendisini Karadeniz’in ortasında buldu..
Kapkara bir geceydi..
Katran karası bir gece..
Bir teknede kocası ve kocasının 13 arkadaşıyla birlikteydi.
Trabzon’dan Batum’a gidiyorlardı..
Azgın dalgalar tekneyi beşik gibi sallıyordu..
Zifiri karanlıkta bir başka tekne önlerini kesti..
Gelenler karabasan gibiydi..
Eşkiyaydılar..
Kalabalık ve silahlıydılar..
Gözünün önünde kocasını ve kocasının 13 arkadaşını bıçakladılar..
Mezbahanede koyun keser gibi, kestiler..
Sonra ayaklarına taş bağlayıp, Karadeniz’in karanlık sularına attılar..
Tek canlı kalan kendisiydi..
Belki de daha sonra neden ölmedim diye pişmanlık duyacak olan..
Karaya indiğinde kocasını kesen adamın kapatması oldu..
Aylarca dayak yedi, tecavüze uğradı..
Sonra zenginlere ve çetelere satıldı..
Gece alemlerinde kentin ileri gelenlerine para karşilığı verildi..
Yıllarca tecavüz edildikten sonra beş kuruşsuz sokağa bırakıldı..
Sonunda aç, yoksul sokakta delirdi ve öldü..
Bu trajedinin adı Maria idi..
İsmi Türkiye Cumhuriyeti’nin istihbarat kayıtlarına “Meryem” olarak geçti..
*. *. *
Tarih 22 Kanunisani 1921 idi.
Günümüz Türkçesi ile 22 Ocak 1921..
Mustafa Kemal, Büyük Millet Meclisi’nde konuşuyordu..
“İşte bu serseriler, Türkiye Bolşevik Fırkası diye bir fırka teşkil etmişlerdir ve bu fırkayı teşkil edenlerin başında da Mustafa Suphi ve emsali bulunmaktadır. Bunlar kendilerine para veren, kendilerini himaye eden ve bunlara ehemmiyet atfeden Moskova’daki prensip sahiplerine yaranmak için birtakım teşebbüsatı serseriyanede bulunmuşlardır. Bu suretle memleketimize, milletimize hariçten komünizm cereyanı sokulmaya başlanmıştır.”
Aradan 6 gün geçmişti..
Tarih 28 Kanunisani 1921 idi..
28 Ocak yani..
95 yıl önce bugün..
Türkiye Bolşevik Fırkası Başkanı gazeteci Mustafa Suphi, eşi Maria ve 13 yoldaşı Ankara’da Mustafa Kemal ile görüşmek için Bakü’den yola çıkmıştı..
Erzurum’da tren istasyonunda jandarma yollarını çevirdi..
Halk sanki onları bekliyormuş gibi toplanmıştı…
Oysa Türkiye’ye geleceklerini Ankara’dan başka bilen yoktu..
Büyük bir protesto ile karşılaştılar..
Yuhalamalar, tükürükler, tekmelerle Erzurum’a sokulmadılar..
Trabzon’a yönlendirildiler..
Trabzon o yıllarda ittihatçi örgütlenmenin kalesiydi..
Çetelerin en yoğun, en güçlü olduğu yerdi..
..Ve Trabzon İskeleler Kâhyası Yahya Reis, çete örgütlenmesinin lideriydi..
Yahya Kahya, Samsun’dan Trabzon’a bölgenin tek hâkimiydi..
O kadar zengindiki, Trabzon’daki iki otomobilden biri onundu..
Özellikle 1915 olaylarından sonra zenginleşmişti..
Ayrıca Muhafız Kıtası Komutanı Topal Osman’ın da adamıydı..
Devletle samimi, iyi ilişkiler içindeydi..
Türkiye Bolşevik Fırkası Başkanı Mustafa Suphi ve arkadaşları Trabzon’a vardığında Maçka’dan Değirmendere mevkiine yönlendirildiler..
Kendilerine Ankara hükümetinin görüşmek istemediği ve bir taka ile Batum’a gönderilecekleri söylendi..
Heyet Değirmendere’ye vardığında büyük bir protesto ile karşılaştı..
Halk tıpkı Erzurum’daki gibi toplanmış, onları bekliyordu..
Üstelik sağanak altında..
Yahya Kaptan, adamlarıyla birlikte Değirmendere’deydi..
Protestoları yönetiyordu..
*. *. *
Mustafa Suphi ve arkadaşları sahile vardığında halk galeyana geldi.
Heyet saatler süren tepkiler ve linç girişimlerinden sonra kendilerine ayrılan tekneye zar zor ulaştı..
Tekme tokat dayak yemişler ve üstlerinde ne var, ne yok alınmıştı..
Paraları da çalınmıştı..
28 Ocak’ı 29 Ocak’a bağlayan gece Batum’a doğru yola çıktılar..
Onlardan hemen sonra Yahya Kahya ve silahlı adamları daha iyi bir tekneyle peşlerine takıldı..
Mustafa Suphi ve heyeti taşıyan tekne daha iki mil uzaklaşmadan Yahya Kahya’nın teknesi onlara yetişti..
Sonrası bir dramdı..
Bir vahşet..
Nazım Hikmet şöyle anlattı sonrasını..
“Burjuva kemal’in omuzuna binmiş
kemal kumandanın kordonuna
kumandan kahyanın cebine inmiş
kahya adamlarının donuna
uluyorlar.,
Hav… hav… hak… tü..
Yoldaş unutma bunu,
burjuvazi
ne zaman aldatsa bizi
böyle haykırır:
– hav…hav…hak…tü
– gördün mü ikinci motörü?
– içinde kim var?
– arkalarından gidiyorlar.
– ikinci motör birinciye yetişti
– bordoları bitişti
– motörler sarsılıyor
– dalgalar sallıyor, sallıyor dalgalar.
– hayır
iki motörde iki sınıf çarpışıyor
– biz onlar!
– biz silahsız onlar kamalı
– tırnaklanmız
– kavga son nefese kadar
– kavga
– dişlerimiz ellerini kemiriyor
kamanın ucu giriyor
– girdi…
– yoldaşlar, ey!
artık lüzum yok fazla söze:
bakın göz göze
– karadeniz
on beş kere açtı göğsünü,
on beş kere örtüldü.
onbeşlerin hepsi
bir komünist gibi öldü.”
*. *. *
Yahya Kahya ve adamları Mustafa Suphi ve 13 arkadaşını öldürmüş, Trabzon’a dönmüştü..
Yanlarında Mustafa Suphi’nin eşi Maria da vardı..
Yahya Kaptan, Maria’yı evine kapatıp aylarca tecavüz etti..
Ardından dönemin zenginlerinden Nemlizade Ragıp Bey’e sattı..
Ragıp bey ölünce tekrar alıp Rizeli çetelere “hediye” etti.
Maria yıllar sonra beş kuruşsuz sokağa atıldı..
Sonunda delirdi ve açlıktan öldü..
Trabzon’da kimsesizler mezarlığına gömüldü..
*. *. *
Günler sonra Mustafa Suphi ve arkadaşlarının katliamı Ankara’yı sarstı..
Trabzon milletvekili gazeteci Ali Şükrü Bey katliamı meclise taşıdı..
Şükrü Bey Mustafa Suphiler’i öldürenin Yahya Kahya olduğu izine ulaşmıştı..
Görgü tanıkları vardı..
Mecliste sürekli sorular soruyor, iktidarı zorluyordu..
Ancak tam da o günlerde Yahya Kahya faili meçhul bir cinayete kurban gitti..
Tartışmalar daha da yoğunlaşırken bu kez olayı sorgulayan milletvekili Ali Şükrü Bey Ankara’nın göbeğinde Topal Osman tarafından öldürüldü..
Muhalefet ayağa kalktı..
Devlet zorunlu olarak Topal Osman’ın peşine düştü..
Sonunda Topal Osman da askerle girdiği çatışmada öldürüldü..
Böylece Mustafa Suphi ve 14 yoldaşının dosyası tamamen kapandı..
Bu olay Cumhuriyet tarihimizin ilk faili meçhul cinayetiydi..
Katliamdan iki yıl sonra 1923’te tamamen üstü kapatıldı..
*. *. *
Nazım Hikmet şu mısralarla anlattı bu kara olayı..
“Tarih
sınıfların
mücadelesidir..
1921
kanunisani 28
karadeniz
burjuvazi
biz
on beş kasap çengelinde sallanan
on beş kesik baş
yoldaş
bunların sen
isimlerini aklında tutma
fakat
28 kanunisaniyi unutma!”
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları






























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.11.2025
11.10.2025
7.10.2025
6.09.2025
29.08.2025
19.07.2025
5.03.2023
14.09.2020
2.07.2020
3.06.2020