Ümit KIVANÇ
Yılmaz Özdil adlı şahsın başına gelen, memleketin muhalif, demokrat ve özgürlükçü insanlarını azıcık sıkıntıya soktu: Haksızlığa, adaletsizliğe kim maruz kalırsa kalsın karşı çıkmak gerekir, ama faşist ve ırkçı bir yazar hükümet kararnamesiyle işinden olunca onu savunmak gerekir mi?
Dünya işlerine aklım ermeye başladığından beri kendimce adalet mücadelesi yapıyorum. Bunca zaman içerisinde düşünebildiğim, kavrayabildiğim ölçütler açısından diyebileceklerim şunlar:
Meselenin birkaç yönü var:
(1) İdeal bir demokratik özgürlük ortamında istisnasız herkesin her şeyi söyleme-yazma hakkı var mı?
(2) İstisnalar varsa, sınır nerede?
(3) Bir sınır varsa, Özdil bunun hangi tarafında?
Önce, işin zor görünen ama bence pek kolay yanına dair: İstisnasız herkesin her istediğini söyleme-yazma hakkı yoktur, olamaz. Çünkü bazı insanlar ve gruplar, bazı başka bireylerin ve grupların susturulmalarını, kimliklerini gizlemelerini, ikinci sınıf insanlar sayılarak ona göre yaşamalarını, giderek, ortadan kaldırılmalarını hedeflerler, bunu bir tür ideal durumun olmazsa olmaz şartı sayarlar.
Dolayısıyla, sınır burada: Başka birilerinin kendi kimliğiyle varolma, söyleme-eyleme hakkını kısıtlamayı, yok saymayı-yok etmeyi veya başka bir insan grubunu ortadan kaldırmayı öngörenlerin söz, ifade, örgütlenme ve eylem hakkı olamaz. Adalet kavramının en basit ve temel gereği olarak, birarada yaşamayı birilerini ikinci sınıf (bazı haklardan yoksun) kılma şartına bağlayanlara da söz, ifade, örgütlenme vs. hakkı tanınamaz. Bu, bütün insanlar için en azından kimlik düzeyinde eşitlikçi ve özgürlükçü, adil bir ortak hayatın, insanların bütün farklılıklarıyla birarada yaşayabilmesinin önkoşuludur.
Gelelim Özdil'in bu tarife göre nerede durduğuna. Roboski yazısı gibi, eminim birçok Kemalistin dahi hazmetmekte zorlandığı rezilce örnekleri bir yana bırakın, sadece İstanbul'da bıçaklanarak öldürülen iki İngiliz taraftarla ilgili icraatı dolayısıyla, kınanma, ayıplanma ne kelime, bir daha herhangi bir gazeteye el sürdürülmemesi, yargılanıp mahkum olması gereken bir kimsedir. Şimdiye kadar pek çok defa nefret suçundan yargılanmalı ve mahkum olmalıydı. İfade özgürlüğünün gerçekten varolduğu, bununla ilgili yasaların bambaşka bir mantıkla kurulduğu bir ülkede, Özdil belki ancak, yeni yetme Neonazilerin ellerinde dolaşan birtakım risaleleri kenarda köşede kaldığı için gözden kaçacak marjinal bir yayınevince basılan, aklı başında kimsenin de ciddiye almadığı bir tahrikçi olurdu. (Evet, Akit gazetesi de bu konumda.)
Meselenin son unsuru, Özdil'in köşeyazarlığı hayatına hükümet kararnamesiyle son verilmesi. Alo Fatih Yasası'na dayanılarak çıkarılan bu görünmez kararnameler şimdiye kadar pek çok insanı işinden etti, Özdil de sonuncusu oldu. (Aynı torba kararname içerisinde benzer muameleye uğrayan Radikal muhabiri Fatih Yağmur'un durumu, muhalefet saflarında "Büyük Özdil Çelişkisi" düzeyinde bir felsefî mesele yaratmadığı için ondan bahsetmiyoruz.) Hükümet baskısıyla işten insan attırıldığında hiçbir demokrat-özgürlükçü insan, "karşı çıkmalı mıyım?" diye sormaz; dolayısıyla işin bu yönünde bir sorun yok. Sorun, bu durumda savunulacak kişinin niteliğinden, insan haklarına aykırı zihniyet ve ifadelerinden kaynaklanıyor.
Esas sorunu yaratan, Türkiye'de toplumsal muhalifliğin milliyetçilikle, Kemalizmle, AKP döneminden beri de bir cins Beyaz Türk ırkçılığıyla şu korkunç ilişkisini bir türlü kesin şekilde koparamayışı. Eğer Yılmaz Özdil gibilerin yanına bile yaklaşamayacağı bir demokrat-özgürlükçü muhalefet pratiği bu memleketin olağan bir hakikati olsaydı, bugün insanlar çıkar, göğsünü gere gere, Özdil'in hükümet buyruğuyla işten atılmasına itiraz eder, bu yüzden Özdil ile yanyana getirilme endişesi duymazdı. Çünkü asla yanyana getirilemeyecekleri pek çok insanın, grubun hakkını savunmuş olurlardı, esas dertlerinin herhangi bir olaydaki kahramanlar değil birtakım ilkeler olduğu anlaşılmış, zihinlere yerleşmiş olurdu.
"Makarna için, kömür için ruhlarını satan cahil, aptal bidon kafalar..." muhabbeti yapanlara karşı, Akit'e duyduğundan bir gram az öfke duyanların demokrasiyle falan işi olamaz. Bu kadar akıl-fikirden sonra bu da işin "inanç" tarafı olsun; çünkü bu da benim inancım.
http://riyatabirleri.blogspot.com.tr/2014/08/demokrasi-ylmaz-ozdili-kapsar-m.html
Yazarlar
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları






































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024