Vahap COŞKUN
Başbakan Binali Yıldırım, daha önce de sarf ettiği bir sözü, son olarak da Diyarbakır’a yaptığı ziyaret esnasında kullandı ve “Artık çözüm, mözüm yok” dedi. Yıldırım “PKK’nin fırsatı kaçırdığını, çözümün millette olduğunu ve milletle aralarından terör örgütünü çıkaracaklarını” açıkladı.
Ziyaret ve sonrasında verilen mesajlardan anlaşıldığı kadarıyla hükümet Kürt meselesinde iki ayaklı yeni bir stratejiyi uygulamaya geçirecek: Bir taraftan ekonomik ve sosyal yatırım ve teşviklerle bölgenin ayaklarının üstüne oturmasına çabalayacak. Diğer taraftan da yoğun bir mücadele vereceği PKK’yi –dolayısıyla HDP’yi de- muhataplıktan çıkaracak, onunla artık müzakere etmeyecek. Bölgedeki sivil toplum örgütleri ve kanaat önderleriyle temas edecek, elde edilecek verilerden siyasi ve kültürel talepleri karşılayacak, meseleyi bu yolla bir çözüme kavuşturacak.
Çözüm yoksa ne var?
Öncelikle Başbakan’ın “çözüm” hakkında sürekli negatif tonlamalarla konuşmasının ciddi bir handikap oluşturduğunu dikkat kesilmek lazım. İnsanların kulak kesildiği, duymak istediği, geleceğe dair umutlar beslemesine kaynaklık edecek laf bu değil.
Bir çatışma sürecinde hükümetler, zaman zaman çözüm için müzakereye mahkûm olmadıklarını ve asayiş tedbirlerini almada kararlılıklarının had safhaya ulaştığını topluma göstermek isterler. Anlaşılabilir bir durumdur bu; gaye karşı taraf mesaj vermektir. Fakat her şeyde olduğu gibi burada da kantarın topuzunu kaçırmamak gerekir. Çok sert olmak, bir ihtimal, taraftarlarınızın bir kısmında geçici bir süre için itibarınızı yükseltebilir ama sorunu çözme bağlamında çok olumsuz neticelere de sebep olabilir. Zira keskinliği ve sertliği artırdığınız nispette, kırılganlığınız da artırmış olursunuz.
Bu meyanda Başbakan’ın, her seferinde müracaat ettiği “çözüm yok” ifadesi, bünyesinde birçok problemi barındırıyor. Her şeyden önce, bölgenin psikolojisini gözetmiyor. İnsanlar gözleri kapıda silahların susacağı günü bekliyorlar. Kestirmeden bu kapıyı kapatmak siyasi açıdan telafisi zor bir yanlış. Kürtlerin genelini bir tarafa bırakın, AKP’ye oy veren seçmen nezdinde dahi bu lafın bir karşılığı yok. AKP bunu kendi tabanına bile anlatamaz. Dolayısıyla eğer konuşmanıza “çözüm yok” ile başlarsanız, sonrasında söyleyecekleriniz ulaşacağı söylediklerinizin ulaşacağı kulak sayısı azalır.
Ekonomik rehabilitasyon
Gelelim, Başbakan’ın açıkladığı ekonomik programa. Kulağa hoş geliyor. Kâğıt üstünde çok da şık duruyor. Peki, gerçekten bir işe yarar mı, uygulanabilir mi, bir çözüm getirir mi?
Son bir yılda bölge büyük bir tahribat yaşadı. Ekonomik ve sosyal açıdan çöktü. Kentler harap oldu. Dolayısıyla hükümetin, ekonomik ve sosyal rehabilitasyonu sağlamak gayesiyle bir program geliştirmesi zorunluydu. Yıldırım’dan önce Davutoğlu Hükümeti de benzer bir programı, şehir savaşlarının bitiminin ardından Mardin’de kamuoyuna ilan etmişti.
Hedefler belli: Hükümet, evleri yıkılanların en kısa sürede evlerini yapmayı istiyor. İşinden gücünden olanlar, çatışmalar nedeniyle ekonomik olarak beli kırılanlara destek çıkıyor. Yeni fabrikaların kurulmasına ön ayak olarak işsizlere umut kapısı açıyor. İş insanlarına avantajlar sunarak, ürettiklerini alma garantisi onları yüreklendiriyor. Tarihi dokularını göz önüne alarak şehirleri canlandırmayı taahhüt ediyor. Bölgede yeni cazibe merkezleri yaratarak bölge dışındaki yatırımcıları da bölgeye gelmeye teşvik ediyor, vs.
Bunların hepsi doğru adımlar, önemli adımlar. İnsanların az da olsa rahat bir nefes almalarını sağlayacak hiçbir girişim küçümsenmemeli. İş dünyasının temsilcileri ve sivil toplum örgütleri yön gösterici olmalı. Yapılan planlamanın ve verilen sözlerin yerine getirilmesine yardım etmeli. Bunların takipçisi olmalı, uygulamada çıkması muhtemel eksiklerin tamamlanmasına ve yanlışlıkların giderilmesine katkıda bulunmalı.
Rakipsiz tek teşvik: Barış
Ancak birbiriyle irtibatlı iki husus akılda tutulmalı: İlki, böylesi bir program siyasi ve hukuki bir demokratikleşme ile kuşatılmadıkça topal kalır. İktisadi tedbirlerle mahdut bir bakıştan, ne geçmişte ne de şimdi doğru bir resim çıkmaz. Nüfusun mühim bir bölümünü teşkil eden gençlerin duygu dünyalarına dokunmayan, onların hak taleplerini görüp tatmin etmeyen bir perspektiften beklenen elde edilmez.
Ve ikincisi, programın yürümesi, bir güven ortamını gerekli kılar. Çatışmanın hüküm sürdüğü, kimsenin yarına güvenle bakamadığı bir yerde, planlanan ya da arzu edilen yatırımı çekmek de, bölgeyi kalkındırmak da çok güç olur.
Başbakan’ın geldiği gün, Diyarbekir’de bir grup sanayici ve işadamı ile sohbet ediyorduk. Temsil kimliği de olan bir işadamı, bu hali çok açık ifade etti: “Elbette hayat devam ediyor ve elbette yaşamak için çalışmak, çabalamak, karşılaştığımız problemleri çözmek gerek. Ama her gün gençler ölüyor. Her gün bombalarla insanlar parçalanıyor. Artık televizyonlara bakmaktan, gazeteleri okumaktan korkar olduk. Vaziyet bu iken, iş dünyasının ya da sektörümüzün dertlerinden bahsetmekten, yatırımların nasıl gelişeceğinden konuşmaktan utanıyorum. Bize gerekli olan huzur; o olursa biz işimizi geliştirmenin yolunu buluruz zaten!”
Etyen Mahçupyan’ın belirttiği gibi, demokrasi artık ekonomi bir girdi oldu. Bu çerçevede“Güneydoğu için de rakipsiz tek bir teşvik var, o da barış.” Demokrasiyle alakalı sorunları çözmediğiniz takdirde, birtakım köklü olmayan önlemler alabilirsiniz. Geçici bir rahatlama da temin edebilirsiniz. Lakin asıl problem alanını iyileştirmiş olmazsınız.
Kısa sayılmayacak tecrübemiz, en azından bunu, bize öğretmiş olmalıydı.
Hükümetin “PKK’siz çözüm” siyasetini de bir sonraki yazıda tartışacağım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları











































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.12.2025
28.10.2025
8.09.2025
3.09.2025
27.08.2025
23.08.2025
19.08.2025
14.08.2025
5.08.2025
29.07.2025