Yasemin ÇONGAR
Hatırlanacak olaylar vardır. Hayat gailesi yetmez unutturmaya; hafızalardaki kireçlenme yetmez; zamanın panzehiri yetmez. Onlardan biriydi bu. Zalim olduğu kadar rezil bir eylem; kanlı olduğu kadar katranlı bir leke. Silinmez.
Dünya gerilla hareketleri tarihinde tek başına hacimli bir bölüme konu olmayı hakeden PKK, sadece kendine ayrılan faslın değil, bir bütün olarak gerillacılığın da en kara sayfalarından birini yazıverdi bu eylemle. Dersim’de, arkadaşlarıyla top oynarken PKK’nın uzun namlulularla taradığı 27 yaşındaki komiserle, onu seyrederken kurşunlanan 24 yaşındaki öğretmen eşinin cenaze törenlerinden görüntülere baktım az önce. Onları öldüren, yaşları muhtemelen onlardan da küçük PKK militanlarını düşündüm. Ahlaksızlık ve korkaklıkla olduğu kadar akılsızlıkla da malul bir eylemde bulunduklarının farkında değildiler elbet. Farkında olan yapmaz, yapamaz.
Ya onlara “Şu halı sahayı basın, oradaki şortlu adamları, onları seyreden kadınları öldürün” emrini veren gerilla komutanı? Cesaretten, ahlaktan geçtim; hangi akılla verdi o emri?
Bir cevabı var elbet. PKK’nın şiddeti tırmandırmasının arka planında bir “akıl” var. Bence, Kurtuluş Tayiz’in bu sayfada birkaç kez işaret ettiği “akıl” bu: Örgütün dağdaki liderleri, savaşın kendileri açısından hezimetle bitmemesinin yolunu, daha şiddetli bir savaşta görüyorlar bugün. Daha fazla savaş, daha kanlı savaş; orduyu sınır dışına, daha da beteri, bu konuda kendi sicili de katran karası olan bir devleti bir kez daha “terörizme” çekecek bir savaş. Böylece, “TC” tabir ettikleri devletin askerine, polisine yeni kayıplar verdirecek; artık TC’nin mücessem hali saydıkları AKP ile Kürt halkının arasını açacak; şehirlerde tırmanması muhtemel etnik husumetle, Kürtleri biraz daha çaresiz, örgüte biraz daha muhtaç hale getirecek bir savaş... Ancak böyle bir savaşla, “statü” kazanacaklarını ve dağdan “muzaffer” ineceklerini sanıyorlar galiba.
Şimdi Ankara’da, askerî vesayeti önemli ölçüde geriletmiş bir toplumsal dinamik sayesinde ayakta duran, ömrü de o dinamiğin büsbütün gerisine düşmemesine bağlı sivil bir iktidar var. Bakın “iktidar” diyorum, hükümet değil. Ve o iktidar da, “savaş” kararı aldı! Başbakan Erdoğan’ın, Apo bizzat “Tarihî bir anlaşmanın eşiğindeyiz” diye mesaj verirken, PKK’nın şiddeti tırmandırmasına duyduğu “makul” öfkeyi, hiç de “makul olmayan” bir kararla, askerî ağırlıklı bir stratejiye tahvil ettiğinin işaretleri çok. Birçok yorumcu, “Tarihimizde ilk kez siviller ‘savaş’ kararı aldı” diye yazdı; okumuşsunuzdur. Tabii, bolca “1990’lara mı dönülüyor” sorusu da soruldu; eski ve işlemediği defaatle kanıtlanmış yöntemlere sığınmanın saçmalığı vurgulandı.
Bunun “saçmalık” olduğu kesin. Savaşı savaş değil, siyaset bitirecek. Asker, polis, öğretmen, gerilla, korucu, çoban, imam –hepsi benim için bir– bu diyarın çocuklarının daha fazla ölmesine dayalı bir çözüm yok. Bunu biliyorum.
Ama Ankara’da bir paradigma değişikliği olduğunu da seziyorum. Doğrusu, önce önemsemedim bu değişikliği; şiddete yol verdiği için, “olumlu” sayılabilecek yanını da görmezden geldim. PKK’nın Dersim eylemi ise, bir ihtimali belirginleştirdi zihnimde; bu paradigma değişikliğinin, sadece Ankara’nın iradesi ile değil, PKK’nın akılsız “aklının” da yardımıyla, savaşın lanetlik özünü olmasa bile, sonucunu değiştirmesi ihtimali bu.
John Boyd’u bilir misiniz? Amerikalı bir pilottu ve Gödel’in, Heisenberg’in teoremlerine, termodinamiğin yasalarına dayanan bir savaş teorisi geliştirmişti. Kitabı yoktur. Teorisini anlattığı slaytlarının bence en büyük katkısı, gerillayla savaşan devletleredir.
Boyd, “ahlak”ı yüceltir; hükümetin, gerilla gücünü kendi bağrından çıkaran toplumsal grupla yakınlaşmasını, onların haklarını savaşın dinamiklerinden bağımsız olarak gözetmesini, ihtiyaçlarını karşılamasını öngörür. “Gerillayı askerî değil, ahlaki üstünlük yener” der. Gerilla örgütünün, kendi toplumsal tabanına yönelik “zulüm, adaletsizlik, yolsuzluk, baskı, inkâr” olarak gösterebileceği uygulamaların sonlanmasını önerir. Güvenlik güçlerinin savaş esnasında, sivil halkı karşısına almamasını, devletin “terör” uygulamamasını şart sayar.
Boyd’un slaytlarının Ankara’da izlendiğini biliyorum. Bilmediğim bu slaytlardaki tavsiyelerin, Ankara’nın “yeni” savaşında ne ölçüde uygulanacağı... Yine de,
“Ret ve inkâr bitti, asimilasyon da bitecek" diyen, gerilla örgütünün mahpus lideriyle “nitelikli” görüşme yapan, Kandil’de yedi sivili öldürmediğini kanıtlamak için kılı kırk yaran bir zihniyet, Boyd’un tavsiyelerine çok da uzak görünmüyor.
Düşünün bir; ya “Erdoğan’ın savaşı,” TC’nin otuz yıllık savaşından farklı olursa? PKK’nın alıştığı ordu, çatışmanın devamında çıkarı olan, savaşı bitirmeye çalışmayan, uzatarak vesayetini sürdüren bir orduydu. PKK’nın alıştığı savaş, karşı tarafta ihmal, gaflet ve hatta hıyanetin hâkim olduğu “şike” bir savaştı. PKK’nın alıştığı devlet, “terörist” bir devletti; sivilleri öldürdüğünde hesap vermeyen, Kürt kadınlarına, Kürt çocuklarına zulmeden, Kürt erkeklerini toplu mezarlara gömen bir devletti.
Ya şimdi bu değişirse? Dersim’de top oynayan polislerle bir kadını öldüren gerilla “aklı” ya gerçek bir savaşı ahlaken kaybetmenin eşiğine gelirse?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
5.12.2013
24.09.2013
27.07.2013
29.05.2013
1.04.2013
8.12.2012
1.12.2012
17.11.2012
10.11.2012
3.11.2012