Yasin AKTAY
AK Parti'nin kuruluşunun 13. Yıldönümü, 14 Ağustos, aynı zamanda Rabia meydanındaki katliamın da 1. yıldönümüne denk geldi. Kurulduğu günden sadece bir buçuk yıl sonar girdiği ilk seçim de dahil olmak üzere toplam 9 seçimin her birinden tartışmasız net zaferlerle çıkan AK Parti, hiç kuşkusuz bu ülkede halkın özgürlük, refah ve onur seviyesinin düzenli bir yükselişini temin eden güçlü bir aktör oldu.
12 yıldır Türkiye'yi yönetmekte olan AK Parti'nin hiç kuşkusuz en güçlü yanı, güçlü ve karizmatik bir lidere sahip oluşu. Ama bu liderin en önemli gücü de samimiyeti, sahih bir insan oluşu, güçlü örgütlenme ve işin ehlini bulup örgütte uygun yerlerde istihdam edebilme yeteneği.
Kuşkusuz bütün bunlar üzerine çok detaylı sosyolojik değerlendirmeler yapılabilir. Ancak bütün bunların üzerinde söylenecek en önemli şey, liderin davasına, yol arkadaşlarına ve kendisine karşı sergilediği samimiyeti.
O kadar ki, Tanıl Bora, Birikim'deki bir yazısında bu samimiyeti fazla bile bulmuştu. Erdoğan'ın söylemindeki samimiyet vurgusunu veya ağırlığını 'bu ne samimiyet?' diyerek, siyasette samimiyetin değerini ve işlevini gereksizce ve isabetsizce hafife alan bir değerlendirmede bulunmuştu.
Oysa tam da yeri gelmişken, belirtilmesi gereken, belki de sol adına alınması gereken ders, samimiyet yoksunluğunun siyasette nelere mal olabildiğidir. Samimiyetten bir siyasi hareket neden şikayet edebilir ki? Anlaşılamayacak asıl şey bu olsa gerek.
Erdoğan'ın siyasetindeki, söylemindeki, davranışlarındaki samimiyet zoraki, yani hedefe ulaştırabilecek kadar ve sadece onun için takınılmış bir samimiyet değil. Öyle olsa zaten adı samimiyet olmaz. Samimiyet, Erdoğan'ın söylediği her şeye inanmasını da gerektiriyor ve inanmadığı hiç bir şeyin davasını gütmemeyi de.
Bu yanı onun insanlarla çok kolay köprüler kurmasını sağlıyor. Çünkü insanlar o samimiyette bir itimat hissediyor, bu insanın kendilerini aldatmayacağına kesin bir duyguyla inanıyor ve onunla yol arkadaşlığına büyük bir coşkuyla katılıyorlar.
Oysa samimiyet unsurunu siyasetten eksilttiğiniz zaman geriye sadece makyavelist bir araç-amaç dengeciliği bırakmış oluyorsunuz. Bunun da şimdiye kadar ülkeye nasıl bir siyasal davranış veya model devretmiş olduğunu her gün beraber izlemiyor muyuz?
Samimiyeti devre dışı bıraktığınızda ilahiyat alanına bile sizi amaçlarınıza ulaştıracak kadar kullanacağınız bir araç olarak bakarsınız. O yüzden dindarlığın göz kamaştırıcı siyasal enerjisini solcu zümreleri iktidara taşımanın bir fırsatı olarak keşfediverir, oradan bir 'sol ilahiyat' üretmeye kalkışırsınız. Sol ilahiyattan nasıl bir iktidar stratejisi çıkar bilinmez, ama bir ilahiyatta ana unsurun Allah'a karşı samimiyet olduğunu göz ardı ettiği açık.
Bu başka bir tema tabi, buna sonra belki tezkire'de devam ederiz.
Hülasa, Erdoğan'ın siyasette en önemli vasfı samimiyeti ve liderliğini 13 yıldır yapmakta olduğu AK Parti'ye devredeceği en önemli unsurun yine bu samimiyet olacağını söyleyelim. Samimiyet, kalpten inançtır, bağlılıktır. Allah Resulü 'din samimiyettir' diye buyurduğunda, Ashap sorar: 'kime?' diye. 'Allah'a, resulüne ve müminlere' diye cevap verir. Samimiyet ile siyaseti genellikle bir arada düşünmeyenlerin siyaset hakkındaki bütün görüşlerini bu çerçevede gözden geçirmelerini tavsiye edebiliriz.
İKTİDARDAKİ MUHALEFET OLARAK AK PARTİ
AK Parti'nin diğer bütün başarıları bu vasfına bağlı olmuştur. Baştan itibaren kendi seçmenine vaat ettiklerini gerçekleştirme konusunda sergilediği büyük bir sadakat göze çarpıyor. 2001 yılında ortaya koyduğu parti programında vaat ettikleri ile bugün yaptıkları arasında tam bir uyumluluk görebilirsiniz. Bu da aynı samimiyetin ifadesidir.
12 yıldır İktidarda duran AK Parti hiç bir şekilde iktidarcı bir Parti olmadı. Hatta bir bakıma sürekli iktidardaki muhalefet bile oldu. Belki bu yüzden muhalefetten hep daha ileride oldu ve muhalefete bir alan bırakmamış oldu. Çünkü iktidardayken atmak istediği bütün ilerici adımlara karşı direnen daha muktedir güçler oldu. O bütün o muktedirleri, derin güçleri, entrikalarını, engellerini aşarak yoluna devam ederken milletin gerçek anlamda ihtiyaç duyduğu muhalefeti de yaptı.
AK Parti devlet oldu, ama devleti eski halinde bırakmadı, değiştirdi. Bugün AK Parti'nin yönettiği ülkede devlet 12 yıl öncesinin ceberrut, hakim devleti değil. Bugün devlet vatandaşının hizmetinde Türkiyeli ve dünyalı bir aygıta dönüşmüştür. Üstelik bu dönüşüm bile yola çıkarken Erdoğan'ın ve AK Parti'nin vaad ettiği ve gerçekleşmiş olması dolayısıyla samimiyeti daha bir kanıtlayan bir dönüşümdür.
RABİA ŞAHİTTİR
Böyle bir devletin, yani halkıyla bütünleşmiş bir devletin İslam dünyası için biçilmiş bir model olarak muhaberat rejimlerinin sonunu işaret ettiği de çok açık.
Çok açık olduğu için, Türkiye'de gerçekleşen bu devrimin bir benzeri Rabia'da, AK Parti'nin kuruluşunun 12. Yıldönümünde, yola çıktığı yerde boğulmaya çalışıldı.
Üç bine yakın tamamen silahsız göstericinin canice katledildiği bu günde, Rabia'da yaşananlar ve bu yaşananlara karşı dünyanın sergilediği kayıtsızlık dünyanın bundan sonraki tarihinin de bir başlangıç fragmanıdır. Burada şahit olduklarımız, dünyanın bundan sonraki inşasında açımlanmaya devam edecektir.
Rabia şahit olduklarını anlatacak ve dünyada herkes ona göre hizasını alacak.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları






























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.06.2020
6.01.2019
16.10.2019
14.10.2019
9.09.2019
8.07.2019
8.07.2019
22.04.2019
1.02.2019
25.02.2019