Yasin AKTAY
PKK'nın yaptığı bütün hataların ardından gözlerin yargılayıcı bakışlarla BDP'ye çevrilmesi bir alışkanlık haline geldi. Başbakan BDP'lileri PKK ile veya terör ile aralarına mesafe koymaya davet ediyor, koymadıkları takdirde kendilerini de aynı kefede değerlendireceğini söylüyor. Medyada (hatta bizim gazetede) PKK saldırılarından BDP ile arasına mesafe koyamayan BDP'liler doğrudan sorumlu tutan sert yaklaşımlar sergileniyor.
PKK ile BDP'nin bu şekilde özdeşleştirilmesi basitçe BDP'nin PKK ile arasına mesafe koymaması veya koyamamasından kaynaklanıyor olsaydı, çok haksız sayılırdı. Oysa bu özdeşleştirme BDP'nin sadece terör yapan PKK'yı kınamaktan çekinmesiyle ilgili değil, aksine giderek terör yaptığı hallerde bile PKK'ya sahip çıkmasıyla ilgili. Yoksa epey zamandır herkes artık şunu takdir edecek duruma gelmiş durumdaydı. BDP kendisini PKK'ya karşı konuşlandırdığı anda bitmiş olacak çünkü dayandığı taban aşağı yukarı PKK'ya da sempati duyanlardan oluşuyor. Sadece bu da değil, ayrıca sorunumuz sadece Kürt sorunu değil, aynı zamanda PKK'nın bir şekilde razı edilerek dağdan indirilmesi sorunudur ve dağdakilerle bir şekilde diyalog kurup onların makul şartlarda dağdan inmeye razı edilmeleri sorunudur. Bunu yapmayı önemsiyorsak bu diyalogu tesis edecek aracılara da ihtiyaç duyulacak demektir ve bunu Öcalan ve BDP'lilerden başka kimsenin yapması mümkün görülmüyordu.
Doğrusu dağda bulunanların evlerini çok özlemiş olduğu ve eve dönmek için büyük bir istek duyduklarına dair beklenti sadece bir temenni. Dağa çıkmış olanların hangi şartlarda çıkmış olduklarını ve oralarda geçirdikleri zaman içinde savaşı nasıl bir meslek haline getirmiş oldukları yüzleşmemiz gereken bir gerçek. Ne yazık ki BDP bu süre içinde dağdakilerle onların istikbali ve topluma kazandırılması adına sağlıklı bir iletişim köprüsü hizmeti görmek yerine örgütleriyle dağa daha hızlı gidişin köprüsü rolünü oynadı. Bu yanıyla BDP süreç içinde oynayabileceği bütün rolü PKK'nın yanlış bir üstünlük ve güç sarhoşluğuna kapılmasına yol açacak şekilde harcadı.
BDP üzerinden demokrasinin legal imkanlarını kullanan PKK bu kanalı da dağa veya şehir yapılanmasına adam toplamak üzere kullandı. Bir yandan da Kürt siyaseti üzerinde BDP'yi de Öcalan'ı da sıfırlayan bir "askeri vesayet düzeni" kurdu. Bugün Kürt siyaseti bu yüzden PKK'nın vesayeti altıında hiç bir çözüm üretemeyecek bir hale gelmiştir.
BDP'nin hali bu yüzden seksenli ve doksanlı yııllardaki Türk siyasetçilerinin asker karşısındaki konumlarından da çok daha beter bir durumadır. O yüzden BDP'lilerin her terör olayından sonra PKK'ya yönelen öfkenin tamamını üzerlerine çekmekten başka bir fonksiyonlarının kalmamış olması onlar açısından oldukça trajik. Oysa bu fonksiyonları bile sonuçta PKK'nın kolaylıkla siyasal kâra dönüştürebildiği bir durum.
Diyarbakır'da sivil toplum kuruluşları, bir bildiri yayınlayarak BDP'yi tekrar siyasete davet etmişler. Siyasete dönüşün görünür yolu Meclise girmesi ve PKK'ya şiddeti durdurma yolunda bir çağrıda bulunması. BDP bunu yapabilir mi?
Doğrusu yukarıda anlattıklarımız ışığında BDP'nin durumunun çok zor olduğunu kabul etmek gerekiyor. Hiç bir yetkileri ve iradeleri yok. PKK'nın eylemlerine karşı alternatif bir siyaset üretmeye yetkileri yok. Yetki alanlarını Kandil tanımlamış durumda ve bunun dışına çıkma yönünde en ufak bir çabaları yok. Bu çabasızlık gönüllü de olabilir gönülsüz de, yani PKK'ya bile isteye veya zoraki bir itaattleri olabilir. Yaptıkları veya yapmadıklarını anlayışla karşılayacak halimiz yok tabiî. Bu süreçte aslında iradeleri olsa kendi yetki alanlarını genişletip çok hayırlı bir siyaset üretebilirler. Bunu yapmaları için, anladık, PKK'yı doğrudan karşılarına almaları da gerekmiyor, ama kendi varoluşlarını en azından kendilerine kanıtlayacak, kendilerine saygılarını tesis edecek makul çıkışlar yapabilirler. Kafayı buna yoracaklarına her fırsatta arkalarında bir silahlı gücü "güvence" gibi ima eden tehditkar ifadelere başvuruyorlar.
Bu ifadelerle oluşturdukları üslubu fark edemeyecek hale bile gelmiş olabilirler. Bunu o kadar içselleştirmişler ki, normal olan bu zannnedecek hale gelmişler. Bütün çözümler için tek aktör olarak devleti görüyorlar. Hep devletin veya AKP'nin bir şeyler yapmasını istiyorlar. Böyle yapmakla hem devleti ve AKP'yi aşırı güçlü hale getirdiklerinin hem de kendilerinin sürece yapabilecekleri katkılar üzerinde kafa yormaktan geri durdukları için kendilerini iptal ettiklerinin farkına varmıyorlar. Oysa siyaset tanımı gereği başkalarının eylemiyle değil kendi eyleminizle başlar. Hep başkasından bütün çözümü bekleyen hiç kimsenin hiç bir esamisi olmaz. BDP'nin ontolojik sorunu dediğimiz şey de bu.
Ne olursa olsun, siyaset için mutlaka bir yol vardır ama bu yol öncelikle başkaları tarafından halılar döşenmiş sizi bekleyen bir yol değil kendi çabanızla açılan bir yoldur.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları






































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.06.2020
6.01.2019
16.10.2019
14.10.2019
9.09.2019
8.07.2019
8.07.2019
22.04.2019
1.02.2019
25.02.2019