Yasin AKTAY
Uludere faciasından sonra Hrant Dink davasında ulaşılan karar yaklaşık bir aydır Türkiye'de hiç bir şeyin değişmemiş olduğu izlenimini beslerken arka arkaya ve sessizce gelen iki kararın (liselerde Milli Güvenlik derslerinin kaldırılması ile 19 Mayıs törenlerinin yapılma şekline dair yeni düzenlemenin), bazı insanlarda ciddi bir kafa karışıklığı yaratmış olması muhtemel.
Üstelik hem Dink davasının seyrinde hem de Uludere vakasının soruşturmasında sözkonusu izlenimleri boşa çıkaracak gelişmeler de yok değil. Her ikisinin aynı kefeye konmuş olması bile, Uludere vakasının sanılandan çok daha karmaşık bir "suikast" olarak kabullenilmiş olduğunu gösteriyor. Esasen, bu kadar karmaşık bir suikastı planlayıp tezgâhlayanların herkesi akla ilk gelecek "şüphelilere" yöneltmek suretiyle hedef saptırma konusundaki teşebbüsleri de hiçbir şekilde göz ardı edilmiyor. Bu tür suikastlarda olayın ilk anlarında hem faillerin hem bütün boyutların çok aşikar olduğuna dikkat çeken, olağan şüphelilere ısrarla yönelten kampanyalara o kadar sansasyonel faili meçhul tecrübesinden sonra, kuşkuyla bakmayı artık öğrenmiş olmalıyız.
Her iki olay dolayısıyla hiçbir şeyin değişmemiş olduğu değerlendirmesi bu açıdan bakıldığında acul bir karar. Gerçi bu tür değerlendirmelerin çoğu zaman hükümet üzerinde teşvik edici veya harekete geçirici bir baskı olarak işlevini takdir etmek gerekiyor. Ancak yine takdir etmek gerekiyor ki, hükümetin demokratikleşme veya hukukun üstünlüğünü tesis yönünde bir niyeti olmasa, daha önceki hükümet örneklerinde gördüğümüz gibi bu türden eleştirilerin de pek bir etkisi olmuyor. O yüzden bugün eleştirinin sonuç aldığı bir aşamaya gelmiş olmanın, sadece eleştirilerin bir başarısı değil, mevcut siyasi iradenin de bu yöndeki bir tercihinin sonucu olduğunu göz ardı etmemek gerekiyor.
Doğrusu ne 19 Mayıs törenleri ile ne de Milli Güvenlik dersleri ile ilgili şimdiye kadar güçlü bir sesle dillendirilmiş bir talep, eleştiri veya muhalefet yoktu. Birincisi ile ilgili Genç Sivillerin epey zamandır başlatmış oldukları "19 Mayıs'ı stadyumlardan kurtarma" hareketinin hakkını yemeyelim, çok güzel, şık eylemleriyle konuyu gündeme getirdiler ama bu, hükümet üzerinde bir baskı oluşturabilecek bir talebe dönüşmedi hiç. İkincisi ile ilgili de bundan 6 sene kadar önce Öğretmen-Sen Genel Başkanı Yusuf Tanrıverdi'nin "Resmi ideoloji kıskacında eğitim sistemi" başlıklı raporunu zikredebiliriz. Milli Güvenlik derslerine ve andımıza da değinen bu rapor dolayısıyla Tanrıverdi uzun süreyargılandı, derneği kapanmanın eşiğine geldi. Ama yine Milli Güvenlik derslerine dair yaygın bir muhalefet gelişmedi. Oysa bu dersler kaldırıldığında bütün demokrat çevreler bile bir anda bunun militarizmin etkilerini gidermek açısından ne kadar önemli, hatta gecikmiş bir karar olduğunda ittifak etti.
Oysa din derslerine yönelik muhalefet çok daha büyük bir yaygınlığa sahip, etkili çevrelerden yana din derslerinin kaldırılması yönünde ciddi baskılar var. Ama hükümetin bu konuda bir acelesi olmadığı gibi, daha bu konuda ne yapacağı da belli değil.
Bu, hükümetin tutumu. Ayrı tahlilleri ve eleştirileri hak ediyor tabii. Ancak burada din derslerine yönelik bunca radikal eleştirilerin şimdiye kadar Milli Güvenlik derslerinden, inkılap tarihi hatta genel olarak bütün tarih derslerinden neden esirgenmiş olduğunu sormak gerekmez mi? Aslında Milli Eğitim derslerinin neredeyse tamamı alabildiğine ideolojik bir içeriğe sahip. Çocuklarımıza alabildiğine gerçeküstü bir tarih algısı veriliyor. Bu gerçeküstülüğe içine başka milletlerden olan "üstünlüğümüze" dair mitolojik anlatımlarımız eşlik ediyor. Yanısıra, başka milletlerin ne kadar "kötü", "kalleş", "aşağılık" olduklarına dair bolca "kendine hayranlık" ve "başkalarını aşağılama" söylemi de derslere boca edilmiş durumda.
Bütün bu dersler tartışılması akla bile gelmeyecek şekilde "zorunlu" ve şimdiye kadar ciddi bir eleştiri konusu olmadığı halde bütün eleştiri oklarının din kültürü derslerine yöneltilmiş olması sizce de manidar değil mi?
Yanlış anlaşılmasın, "mecburi" olarak verilen bir dersin zaten Müslümanların razı olabileceği bir ders olamayacağı düşüncemden vazgeçmiş değilim. Hiç kimseye veya hiç kimsenin çocuğuna razı olmadığı halde İslam dini empoze edilemez. O yüzden din kültürü derslerinin bu hale dönüşmüş olma ihtimali karşısında İslami duyarlılıklara sahip birinin gönül huzuru içinde bunu kabullenmesi, hele savunması düşünülemez. Böyle bir ders sistemiyle hiç kimseye İslam ahlakı da kazandırılamaz. Dersin verilme tarzı bile daha baştan İslam ahlakının en temel ilkesini ihlal ediyor: Dinde zorlama yok. Zorlama en büyük ahlaksızlık. Bunda kuşku yok. Mevcut durumun bir eleştiriyi hak ettiği açık, ama diğer derslerin, yol açtığı kişilik dejenerasyonu ve şovenizm dolayısıyla daha az eleştiriyi veya muhalefeti hak etmedikleri halde neden şimdiye kadar bu muhalefetten muaf kalmış olmaları üzerinde durmak gerek.
Dahası, gündemde yokken bir anda bu konuya el atılması, demokratikleşme ve sivilleşme sürecinde hükümetin aydınların veya kamuoyunun baskısına fazla ihtiyaç duymadığını mı gösteriyor acaba? Öyleyse bu iyi bir şey mi?
En azından demokratikleşme sürecinin ilerliyor olduğunu görmek açısından umut verici. Hiç kuşkunuz olmasın bu kararlar demokratik açılım programına rahatlıkla yazılabilecek büyük, hayırlı adımlar.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları





























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.06.2020
6.01.2019
16.10.2019
14.10.2019
9.09.2019
8.07.2019
8.07.2019
22.04.2019
1.02.2019
25.02.2019