Yavuz BAYDAR
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tüm 'karşı cereyan'lara rağmen inat ve itinayla geliştirdiği iktidar inşaatına beklenmedik bir yerden sızdı Kovid-19 virüsü. Hesapta yoktu. Çin ufuklarında belirdiğinde de fazla ciddiye alınmadı 'şahsı' ve ekibi tarafından.
Din, dogma, cihad tutkusu ve Batı aleyhtarı fanatizmle mayalanmış formasyonları bu idrake mani teşkil etmekte yeter ve artar durumdaydı. Korona dalgasının ilk kıpırdanışlarını ''bu da geçer'', ''en fazla teğet dokunur'', ''Allah kerim'' mırıldanmalarıyla, iç sesleriyle karşılamış olmalılar. Dışarıya pek belli etmediler ama bu halet-i ruhiye yeni devlet erkanını pek bir hazırlıksız yakaladı.
Soru, birdenbire, hiç çalışmadıkları yerden gelmişti.
Üstelik, alamet-i farikası Erdoğan olan 'Karıştır, çalkala, korku serp ve tehdit et, iç tribünlere yalan yağdır' projesinin tam ortasında. İdlib karmaşasının tam ortasında, evet, gemi sağa sola çarparak yol alıyordu, evet, Kremlin'de odada bekletme, Putin ne derse mecburen kafa sallama da olsa, Suriye kuzey şeridine girmiş olan TSK varlığının daha uzun süre kalması - yani oyalama ve geciktirme - oyununun ucu açık kalmıştı.
''Buna da şükür''dü.
Mesele, akla gelen gelmeyen ebelek ve gübelekle oyunu Trump ABD seçimlerini kazanana kadar sürdürmek, bu arada NATO ile laf kalabalığından ibaret bir diyaloğu açık tutmak ve en önemlisi, dişe dokunur 'düşman' ilan edilen Yunanistan'ın sınırına zavallı, çoğu Suriyeli de olmayan mültecileri yığıp, bunun üzerinden AB'ye ahlaksızca şantaj yaparken, mültecilere alerjik tabanı nedeniyle muhalefeti de felç etmek, öte yandan AB'den denetimi mümkün olmayacak şekilde, yüksek miktarda para kopartıp, batık ekonominin çarkını bir müddet daha döndürmekti.
Virüs beklenmedik bir anda, tam da bu gerginlik-savaş oyunu derinleştirilirken beklenmedik bir yerden vurdu Saray'ı.
İlkokul çocukları bile bildiğine göre, artık herkes anlamış olmalı: Erdoğan kendi üretimi olan krizleri sever, çünkü sadece onları önceden planlamış, yönetim süreçlerini de iyi-kötü planlamıştır. Beklenmedik krizler karşısında dağılır.
Bunun küçük çaplı örneğine 7 Haziran 2015 seçimlerinde tanık olmuştuk, hatırlayın. 31 Mart seçimleri sonrasında da öyle olmuştu. Ama onları bile kendi yönüne çevirip, CHP'nin darmadağınıklığından ve medyanın boyunduruk altına alınmışlığından da istifade ederek alt etmesini bildi.
Ama bu kez durum farklı mı?
Galiba öyle.
Bu kez, dünyadaki dinci fanatiklerin hiç çalışmadığı bir yerden geldi küresel sille. Türkiye'nin beton kafa İslamcıları, Kuzey ve Güney Amerika'nın beton kafa Evangelistleri, Doğu Avrupa ve Kıbrıs'ın beton kafa Ortodoks dini önderleri, İsrail'in Hasidik ve öteki fanatikleri bu ''Allah'ın sopası'' karşısında biçare kaldılar, ne yapacaklarını bilemediler, hâlâ da aynı durumdalar.
Erdoğan, Bolsonaro ve ideolojik akrabalarını aynı kapta buluşturan şey, salgına tepkilerinin, onlara şüpheyle bakan kitleler tarafından sesli bir hiyeroglif gibi, karnından konuşma gibi algılanıyor olması.
Dur durak bilmeyen; dil, din, cins, ırk, sınıf, cinsiyet, yaş, unvan, sınır tanımayan Kovid-19, denilebilir ki, otoriterleşmeyi totaliter bir güzergâhta noktalamayı hedefleyen bu laf ebesi, bağırgan, cahil lider tipini ters köşeye yatırmakta.
Hiçbiri bu 'görünmeyen düşman'la, o bilinen taktik ve söylemleriyle nasıl baş edeceğini bilmiyor.
Erdoğan bunların başında geliyor. Dünya algısı, Batı ve Judeo-Hristiyan alemiyle ağır çekim bir cihad alanını genişletmek, safdil Batı liderlerini fabrikasyon kriz üretimi alanına çekip pazarlıkla meşruiyet ve nüfuz alanını genişletmek olan Erdoğan, şimdi, büyük kumara dayalı oyunuyla hedefi arasına bu baş belası virüsün girmesinin kafa karışıklığını yaşıyor.
Uzun süre sessiz kalmasının başka bir izahı olmadığı söylenebilir. Bu sessizlik, yönetme aczi yaşadığı bu hakiki krizin sorumluluğunu almayıp, onu alt kademede istediği zaman harcayabileceği yetkililere dağıtma refleksini açıklıyor. Nitekim olan da bu.
Virüse karşı kısmen aklı başında olan sağlık bürokratlarının ve Bakan Koca'nın çizgisine - ikna olmamakla birlikte - şimdilik olur verdiği, kendisini hesap kitapçı bir bekleyişe çektiği anlaşılıyor.
Kafa karışıklığının diğer boyutu, milletin Türk, Kürt ve küçük azınlıklar olarak bir bütünlük ve eşitlik içinde ele alınmasını gerektiren sağlık önlemlerine ağırlık vermek, hayatında ilk kez de olsa somut verileri gün gün milletle paylaşmak yerine, önceliği 'ekonomi çarkını döndürmek' boyutuna vermesi.
Ekonomiyi bir türlü toparlayamayan, bırakın onu, ipin ucunu her geçen gün biraz daha kaçıran Cumhurbaşkanı, yüzde 35 dolayında gezinen desteğinin ancak bu tercihle ayakta kalacağını düşünüyor. Tabii ki yanılıyor.
Şu ana kadarki gözlem ve (İran gibi) bulgular gösteriyor ki, koronavirüs salgınından en zararlı çıkacak, hatta bu sorunu müzminleşecek olan ülkeler, ekonomideki çöküntüsü ile sağlık sektöründeki derin zaafları, yetersizlik ve eksiklikleri birlikte sergileyenler. Yani, Pakistan, Hindistan, Filipinler ve onlardan da önde olarak, Türkiye. Erdoğan ve ekibi, ve ona yanlış yön gösteren müptela iş alemi ne derse desin, bu çıplak bir gerçek. Vicdanlı, bilgili ve cesur tüm Türk doktorlar bunu günlerdir söylüyorlar.
Öte yandan, şunu da görmek mümkün: Kovid-19 salgını, halkının yarısını ezmekle kalmayıp, son bir-iki yıldır kendisine destek veren AKP tabanının üçte birinden fazlasını da kendisinden soğutan Erdoğan için bir fırsattı.
Ama bildiğimiz Erdoğan elbette ki aklı selime, sağduyuya çark edemeyecek kadar 'denize açılmış' durumda, dolayısıyla en önemli soru, bundan sonra, bu ayaklarına dolanan korona olgusu nedeniyle neyi nasıl yapacağı.
Erdoğan ve ekibinin bu hesap dışı belanın kendilerini iktidardan alaşağı edebilecek kudrette, pis bir musibet olduğunu omuriliğinde hissetmemesi imkânsız. Ama, eldeki medya ve yargı gücü ne kadar bağımlı olursa olsun, açgözlü iş camiası arkasından ne kadar iteklerse iteklesin, virüsün vatandaşlar arasında üretmesi mukadder görünen tahribat, Allah ve Diyanet yardımıyla, dua ve ibadetle halledilecek türden değil. Virüsün ülkeye giriş atardamarının Umreciler olması da bunu yeterince gösteriyor. Virüs ne cami duvarı tanıyacak ne de salavatla ikna olup ülke sınırları dışına çıkacak.
Bu durum bir kilitlenmeyi işaret ediyor olabilir. Bilimin gücüne şu veya bu şekilde inanan, bilime güvenen kitlelerin güvenini hamaset ve kör inanç söylemiyle kazanamayacağını biliyor Erdoğan; çünkü bu kapıları çoktan kapadı. Kapamış olması, Kovid-19'un, bilinen siyasi tablonun iktidar-muhalefet kördöğüşü kriterlerini fersah fersah aşan, parası da tükenen, yeni finans kaynağı bulamayacağı da anlaşılan Türkiye'nin pek de alışık olmadığı yepyeni, 'spontane' bir dinamiğin gücünü daha çok artırıyor, adeta katlıyor.
Erdoğan kontrolüne girmeyi reddedecek bu korona olgusunun 'şahsına' yönelttiği yeni tehdit karşısında bilinen tavrını sürdürmek zorunda: İslamcılık ve 'inancın gücü' çerçevesinde kalıp, aynı gür sesli hamasi söylemi tekrarlayarak, kendisine destek vermekte ısrarlı veya çaresiz görünen yüzde 30-35'lik kalabalığı 'tehditkâr dış gerçeklik' önünde kalın bir duvar gibi örmek. Sansür ve yalan devam edecek, şeffaflık olmayacak.
Ama bundan sonra işi daha zor. En tecrübeli bilim adamlarının ve rasyonel ekonomi uzmanlarının bile kestiremediği bir geleceği Erdoğan nereden bilsin?
Onun kaderini sadece içgüdüsel refleksleri belirleyecek bundan sonra.
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları




















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.01.2022
10.11.2021
2.08.2021
13.07.2021
6.05.2021
28.04.2021
24.01.2021
20.01.2021
5.01.2021
25.12.2020