Yüksel TAŞKIN
Demokrasinin derinleşmesini tehdit olarak gören “seçilmemiş veya seçilmiş seçkinler”, kriz ortamlarından istifade ederek istisna hâlini yaygınlaştırmanın yollarını arıyorlar. İstisna hâli, az çok demokratik anayasaları olan devletlerin, “tehdit” giderilinceye kadar kimi anayasal güvenceleri askıya almalarıyla ortaya çıktı.
Küreselleşmenin yarattığı hareketlilik, istisna hâlinin normalleşmesi için bulunmaz fırsatlar doğurdu. Hemen hemen her devlet, makbul ve sözde vatandaşlar ayrımı üzerine bina edilen yeni bir vatandaşlık rejimini tesis etmeye yöneldi. Küreselleşme süreci, istisna hâlinin, “makbul vatandaşların” destekleriyle normalleşmesi adına yeni imkânlar sunuyordu. Medyanın pompaladığı korku ve endişe söylemi, sıradan insanların güvenlikçi dile meyletmelerini ve devletlerinden medet umar hâle gelmelerini kolaylaştırdı.
İktisaden gelişmiş Batılı liberal demokrasilerde, emek-sermaye çelişkisi üzerinden yürüyen siyasetin giderek etkisizleşmesi de bu süreçlerden bağımsız anlaşılamaz. Sermaye yanlısı partilerle sorunu olan emekçiler, neoliberalizmin yol açtığı hak kayıplarından kaynaklanan öfkelerini, yeni günah keçileri olan göçmenlere yönelttiler. Yerli emekçilere, “asli unsur” veya “makbul vatandaşlar” oldukları; bu nedenle de ülkelerinin kültür ve ideallerine bağlılığı olmayan “sözde vatandaşlarla” çıkar çatışması yaşadıkları belletildi.
Liberal anayasaları olan sözkonusu ülkelerde, istisna hâlinin hedefi genellikle “sözde vatandaşlardır”. Makbul vatandaşlar, kendi güvenlikleri adına, sözde vatandaşların haklarının kırpılması ve sürekli polis takibinde tutulmalarını doğal karşılarlar. Avrupa’da sosyal demokrat partilerin, göçmenlerin tam entegrasyonu konusunda giderek cılızlaşan sesleri, bu bağlamın dışında anlaşılamaz.
Liberal demokrasilerde istisna hâlinin gerekçesi ve hedefi göçmen topluluklarıyken, demokratik teamülleri henüz oturmamış Batı-dışı toplumlarda “asli unsur” veya makbul vatandaşlar, belirli bir etnik veya dinî topluluğun içerisinden çıkma eğilimindedirler. Küresel kapitalizmin “katı olan her şeyi buharlaştırdığı” son otuz yıl, bu ülkelerde zaten mevcut olan etnik-dinî temelli hiyerarşileri daha da derinleştirdi.
Tam da bu noktada Ortadoğu’da yaşanan çatışmaları anımsayabiliriz. Ortadoğu’daki “sözde” cumhuriyetlerde iktidarın, bir dinî gurubun veya aşiretin etrafında kümelenmesi, dışarıda bırakılanların da kendilerini etnik-dinî kimlikleri üzerinden tanımlama ve ifade etme eğilimlerini artırdı. Neoliberalizmin güçsüz bıraktığı bu korku cumhuriyetleri, tüm vatandaşlarına hizmet götürme yükümlülüklerini çoktan terk etmişlerdi. Böylece “yandaş vatandaşlara” veya “makbul vatandaşlara” özelleştirme ihaleleri veya iş dağıtırken, sözde vatandaşlarını sopayla veya sopa korkusuyla hizaya getirmeye kalktılar.
Bugün Ortadoğu’da ve Türkiye’de çok ciddi bir riskle karşı karşıyayız: Etnik-dinî temelli bölünmelerin, sınıfsal hiyerarşileri belirleme gücünün arttığı bir süreç yaşıyoruz. Türkiye’de demokratikleşme sürecinin derinleşememesi durumunda, “Sünni- Türk- Erkeklerden” oluşan gurubun, etnik-dinî hiyerarşide en üste yerleştiği; “Alevi- Kürt- Kadın” unsurun da en alta ötelendiği bir ülke olmaya sürüklenebiliriz. Etnik-dinî aidiyetlerine hapsolan insanların, rasyonel tartışmalar yoluyla uzlaşma siyaseti üretebilmeleri mümkün değildir.
Bunun aşılabilmesi için herkesin makbul vatandaş sayıldığı demokratik cumhuriyet olmaktan başka bir yol görünmüyor...
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları


































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017