Yüksel TAŞKIN
Geçici AK Parti Hükümeti, Suruç katliamından sonra oldukça kapsamlı bir hamle başlatmış görünüyor. Geçici bir hükümetin önümüzdeki on yıla damgasını vurabilecek önemde makro siyasetleri devreye sokması, doğru değildir.
Çok geniş bir siyasal mutabakatla ve sivil siyaset erbabıyla alınması gereken kararların, MGK’de belirlenmesi, demokrasi açısından her zaman sorunluydu. Orada “seçilmiş seçkinlerin”, “seçilmemiş seçkinlerle” memleket kaderini etkileyecek meseleleri tartışmaları dahi bana tuhaf geliyor.
Buna bir de iyice planlanmamış, duygusal yanı ağır basan uygulamalarla muhtemel bir koalisyonun veya başka hükümet seçeneklerinin hareket alanlarının daraltılması gibi başka bir mesele daha eklenmiş durumda.
AK Parti’nin “bütün musibetler bir sepete” politikasının çok iyi düşünülmüş bir strateji olduğunu hiç sanmıyorum. Reaksiyoner ve duygusal yönü ağır basan hatalı bir tercih yapılmıştır. Bu hareket tarzının psikolojik izahı ne olabilir?
Bana göre sadece İslamcılara “savaşa açmış olma” görüntüsünü vermemek adına böyle bir hareket tarzı seçilmiştir. AK Parti’nin İslamcı dinamiklerle kurduğu ilişkinin doğası anlaşılmadan, bu tercih de anlaşılamaz.
Devletler, ergen çocuklara benzerler. Çok ölümcül hatalar yapabilirler. Onların hatalarını savunacak, meşrulaştıracak, bu hatalara kılıf uyduracak çok sayıda unsur mevcuttur. Geçimlerini, güçlerini devletlerinin tercihlerine güzelleme üzerine kurmuş çevreler sadece Türkiye’de yok.
İşte bu stratejist zevatın minare kılıfçılığına rağmen, en stratejik duruşun aslında barışı savunmak olduğunu ısrarla vurgulamamız gerekiyor. Bu sadece soyut bir barışçılık değildir. Onun ötesinde bugünün Türkiye’sinde barışı savunmak, somut getirileri çok net bir duruştur. Aksi çılgınlıktır.
Türkiye, böyle bir ortamda PKK’yla yeniden ve topyekûn savaşa girmemeli. Varsayalım önümüzde on yıl sürecek bir savaş gerçeği var. Bu savaştan psikolojik olarak tamamen ayrışmış çıkarız. Ülke parçalanır ama bu parçalanma olabilecek en şiddetli biçimde yaşanır.
Batı’da yaşayan Kürtler doğuya; doğuda parçalanmayı kabul etmeyen kesimler de batıya zorunlu göçe zorlanırlar.
Türkiye dış politikasında çok ciddi paradigmatik bir değişiklik yapma zarureti olduğu hâlde, Hükümet bunun tam tersini yapmış görünüyor. Türkiye, bana göre, Kuzey Irak’ta ve Suriye’de Kürt aktörleriyle iyi ilişkiler kurmalı. Kalıcı ve güçlü bir işbirliği oluşturmalı. Bu aktörleri tehdit sınıfından çıkarmalı.
Türkiye’nin devam eden Kürt alerjisi, hem içeride hem bölgede hareket alanını daraltıyor. Bu alerjinin hiçbir rasyonalitesi yoktur. Kim ne derse desin, psikolojik yönü ağır basan, hatalı bir duruştur.
Bakın bazıları “HDP kapatılsın” gibi “önerilerini” yüksek sesle dile getirmeye başladılar bile. Sahada yenemediğiniz partiyi, hukuki darbeyle tasfiye etme “aklı” artık tutmaz. Bunu siyaset sananlara geçmiş olsun.
Bu türden mızıkçılığın en basit açıklaması, Kürtlerin varlığını kabul edememektir. Partiyi kapatırsınız ama bir halkı kapatamazsınız. Onlarla bir masa etrafında yan yana gelebilecek siyasal esnekliğiniz ve demokratik duruşunuz yoksa, siz de sorunun parçasısınız demektir.
Gelelim Kürt hareketine. Zaman serinkanlı olma zamanıdır. Israrla Çözüm Süreci’ne sahip çıkmak, AK Parti Hükümeti’nin hiçbir rasyonel temeli olmadığını anlatmaya çalıştığımız yönelimini boşa çıkarmak bakımından yegâne seçenektir. AK Parti’nin şimdi seçtiği tarz, sürdürülebilir değildir ve bunu göstermenin en kesin yolu, savaş tuzağına düşmemektir.
Kürt Hareketi’nin gerçek gücü, temsil ettiği çevrelerden aldığı siyasal destektir. Bu da mevcut yüzlerce belediye ve 80 milletvekili demektir. Kürtler, aynı temsil ilişkisini, Kuzey Irak gibi, İran ve Suriye’de de oluşturmak istiyorlar. Bu meşru bir taleptir.
Kürt aktörler de, birçok ülke ve cephede savaşmanın hiç kimseye kazandırmayacağını, mevcut kazanımları da tehlikeye atabileceğini görmelidirler.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları

































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017