Yusuf Ziya DÖGER
Yanlıştan Doğruya Varılmaz
9.03.2013
3055
Değerler açısından amaçlarda aşırılık; kutuplaşmış, kategorik, politik ve amaçsız toplumlar ortaya çıkarır. Toplumun kategorileştirilmesi farklı niteliklere sahip olanı ötekileştirme verileri üretmekten başka ne işe yarar?
-Dinsel referanslara karşı mücadele veren laik ve ateistler ve ateistlere karşı cihat ilan eden dinciler…
-Alevilerin inancını aşağılayarak yok sayan Sünniler…
-Sünnilerin yanında olacağına en azılı katillerinin safına geçmeyi yeğleyen aleviler…
-Kürtçe konuşan herkesi terörist olarak gören/düşünen şövenist Türkler…
-İnsaf sahibi olabilen Türkleri de aynı şövenist kefeye koyarak algılayan Kürtler…
-Ermenileri katledip geriye kalanların korkudan Müslüman olanlarına da dönme diye kepaze etmeyi kendine meziyet edinmiş Müslümanlar…
-Beşerileştirilmiş din anlayışını topluma mutlak din olarak sunmaya çalışan dinciler…
-Şeyhlerini zengin edip “lord” yapan sefil yoksul müritler ve o müritlere aptal gözüyle bakanlar ötekileştirmekten başka ne yaparlar ki?
Toplumumuzun sosyal hayatına yüzlerce yıldır hâkim olan endişe, korku ve tiksintiler bu kokuşmuş anlayışın değil de neyin sonucudur?
Gözlüğündeki camın kirliliğine aldırmayanın hayatın güzelliğini görmesini bekleyemezsiniz.
Bir Kızılderili atasözünde olduğu gibi: "Kendime yalan söylediğimden beri artık hiç kimseye inanmıyorum…"
Nihayet, estetik nitelikler arz eden bir yeri çekilmez yapan da, yaşanmaz yapan da yine insanlardır.
Toplumla birey arasında gerçekleşmesi amaçlanan uyumsal beklenti değer yargıları üzerinden oluşur. Değerlerle oluşturulan topluma ve bireye ait insani gerçek ve gerçekliğin anlaşılabilir olması gerekir.
Bireylerin değerleri anlamlandırma ve tanımlanmaya yönelik bakışı toplumca anlaşılabilir nitelikler mi arz etmeli? Yoksa kişi kendi değerler levhasına göre mi davranmalı?
Bu durum toplum ve bireyin kendisini benimsediği değerler üzerinden anlamlandırıp nereye ait hissettiğine bağlı olarak gerçekleşir. Dolayısıyla birey için toplumdaki kitlesel anlamlandırmalara etki etmek ve etki altında kalmak sendroma gidebilen ikilemlere yol açar.
İkilemlerin oluşturduğu kitlesel marjinallik duygusu bireye anlamlı gelirken, toplum açısından anlamsızlık ifade eder. Marjinallik duygu ve düşüncesi bireye toplumda konum kazandırmayan ve yer açmayan itilmişliğe yol açar.
İtilmişlik, birey ve toplum için önemseme/önemsenmeme problemidir. İnsanın vahşet ve yıkıcılığını yapay değerler üzerinden ortaya koyması veya farkında olmadan değerlere yine değerler üzerinden saldırması anlamlandırma ve tanımlama açısından problemdir. Başkasına ait değerlerin önemsenmesi ancak insani olan duygunun devreye girmesiyle mümkündür.
İnsani duyguyu rencide noktasına götüren ise anlaşılamaya ve tanımlamaya yönelik değerler üzerinden hakaretler ortaya çıkarmasıdır. Hakaret, insani açıdan kabul edilebilir değildir. Ama bazılarınca düşünce özgürlüğü kapsamında algılanmaya başlandığından beri ahlakı ve erdemliliği sözlük sayfalarına hapsolmakla karşı karşıya bırakmıştır.
Oysa ahlaka uygun erdemli yaşam kendimize/kendinize ait olmayan sentetik, hurafe ve ithal nitelikli bilinçaltına ait yargılardan kurtulmakla mümkün olabilir.
Erdemlilik açısından asıl önemli olan, bireysel şevki kıran duygu ahlaki davranış karşısında muhatabın gayri ahlaki çizgiden şaşmamasıdır. "Kafam kel ama biri bana kelliğimi hatırlattığında kalan tüylerim de diken diken oluyor…" türünden tavır gibi…
İşte bu bireyin düşünsel yaklaşımının dalga boyunu, bilgi düzeyini ve akli boyutunu cetvel testinden geçirememesidir. İnsan kendisini değiştirmedikçe, bırakın başkasını değiştirmeyi başkalarınca değiştirilmeye maruz kalmaktan da asla kendisini kurtaramaz.
Oysa kendini değiştirirken bile kucaklayıcı olması dışlayıcı olmaması gerekir. Bu insanın bir nevi kendi eylemlerini de endişe altına sokarak ışığa doğru kanat açmasıdır.
Zira aynı görüşte olmadığınız birine atfen ileri sürdüğünü tez ve iddialarınız bile etik yargılar bütününü kendine referans alması lazım ki; insani, ihtiyatlı ve düzeyli yaklaşımlar ancak ahlaki prensipleri temel alarak düşünmeli ve filtrelemelidir. Bu ise asil bir yaklaşımdır.
Örneğin toplum içerisindeki farklı değer ve inanca sahip topluluklara ait bir ibadethanenin restore edilip ibadete açılması kitleleri ürpertir. Kitleler bunu akıl felçliğinin bir hezeyanı olan dış mihrakların atağıymış gibi algılayarak değerlendirir.
Oysa aynı kitleler farklı diyarlarda onlara ait olan bir ibadethane veya vakfiyenin restore edilerek tekrar hizmete açılmasını ecdat ruhunun şad edilmesi olarak algılarlar. Bu insanın özündeki yıkıcılığın ve nefretin, kendini toplumsal kabuller üzerinden ortaya koyarak yüceltmeyi kisve olarak kullanmasından başka ne olabilir ki. Bu nasıl sapkın bir halet-i ruhiyedir anlamak mümkün değil.
Bunun gibi beşerileşmiş sentetik din ve değer anlayışının ithal yaşam tarzlarıyla senkronize olup üstünlüğü temel alan milliyetçilik fikriyatıyla harmanlanması, ortaya mutasyona uğramış yapay insansı koloniler çıkarır. Dolayısıyla insanlar değer ve dinlerini kendilerinden daha cahil insanlardan öğrenmeye başladılar mı ortaya başkasına ait tüm değer ve inançlara saldırının hak olduğu algısına sahip bir toplumlar çıkar.
Siz de buradan bakınca topluma ait değer ve yargıların yine toplumca tayin olunduğunu sanırsınız ki bu daha vahim bir durumdur.
Çerçevesi bu şekilde çizilmiş yaşam felsefesi defolu, insani ve dini olmayan kokuşmuş bakışın toplumda ötekileştirme yaratmaktan başka getirisi olamaz. Çünkü gözlük camındaki kirlilik bakanın ileri sürmüş olduğu kanaat olabilir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları


















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.05.2018
21.02.2018
13.10.2017
24.09.2017
27.03.2017
27.02.2017
16.02.2017
31.01.2017
28.01.2017
22.01.2017