Zeliha AKPINAR
7 Haziran’dan sonra Türkiye yeni İLK’lere şahit oldu… İlk’lere alışmış olan halk, bu” İlk”ler karşısında galiba sandıkta verecek cevabını da.
Neydi bu ilkler?
· MHP, seçim sonuçları netleştiğinde ana muhalefet olduğuna karar verdi. O kararı bugün de devam ediyor.
· CHP, anti Tayyip sendromu ile Ak Parti karşısında blok oluştuğunu sanıp, Bahçeli’ye başbakanlık önerdi. Blok balonu çabuk patlayınca, iktidar ortağı gibi davranıp, müzmin muhalifliğini sorumlu bir ortağa dönüştürdü. Bu plan da tutmadı.
· HDP, seçim öncesinde, barajı aşamadıkları takdirde şiddet uygulayacaklarını deklere eden dövizler astırdı ( Musluklardan kan akan afişler, barajı aşarsak güneş,, aşamazsak meskenim dağlardır diyen dövizler…) Ama hem barajı aşıp, hem de umduğunun üzerinde milletvekili çıkarmasına rağmen şiddet 90’ları aratmayacak düzeye getirildi.
· Yine MHP, sanki cumhurbaşkanıymışçasına elini taşın altına sokmayacak denli pişkinlikle üstten emirler yağdırmaya başladı. ( Millet, bize ana muhalefet görevi verdi. Hükumeti CHP ile bir an önce kurun, hatta Cuma namazından sonra kurun… HDP ile asla olmaz, erken seçim hükumetine onay vermeyiz. Terör arttı ama hükumeti siz kurun vs. )
· Selahattin Demirtaş, ortada fol yok yumurta yokken seçimlere iki blokla –AKP-MHP, CHP-HDP- gidileceğini açıkladı.
· 10 Ağustos’ta milletin seçimle darbe yaptığı açıklandı(!)…CHP, MHP ve bazı hukukçular Recep Tayyip Erdoğan’ın, seçimle gelen cumhurbaşkanlığı ile sistem değişikliği olduğu açıklamasına sert tepkiler gösterdiler ve bunun darbe olduğunu ifade ettiler. Seçimle darbe de, lügatimize ilk defa girmiş oldu.
· MHP, 7 Haziran gecesi erken seçim derken, bugün erken seçime kapısını kapattı.
· İlk defa bir medya grubu başkanına ( Murat Sancak-Star medya grubu başkanı)suikast girişimi gerçekleştirildi. ‘Özgür basın!’ sloganları bu olayda da unutuldu.
· İlk defa yaklaşık 70 günde bir koalisyon hükumeti kurulamadı ve yine ilk defa Meclis, erken seçim kararı da alamadığı için Cumhurbaşkanı, seçim kararı aldı.
· Bu süreçte ‘ aydın’ tanımı tartışma gündemine girdi.
Bu liste uzatılabilir. Ama gelin önce bu ilklere sebep olan seçim sonrası sürece de bir bakalım:
Seçim sonuçlarından hemen sonra yaptığım değerlendirmede, Ak Parti-HDP koalisyonunun, her şeye rağmen en uygun seçenek olduğunu belirttiğimde –ki HDP’ye yönelik tüm eleştirilerim kayıt altında iken- HDP, barajı aşmasına rağmen, ülke PKK tarafından kan gölüne çevrilmemiş, Suruç provokasyonu henüz gerçekleşmemişti.
Seçim sonuçlarının hemen akabinde Kandil’den gelen ültimatomlar da- “Emanet oy yoktur!...Asla koalisyonda yer almayacaksınız!”- ortada yoktu.
HDP’nin koalisyon ortağı olmayacağının belli olduğu süreçte, Ak Parti’nin de, HDP üzerinden bir ortaklık zemini araması zaten söz konusu değildi.
Cumhurbaşkanı’nın, hükumet kurma yetkisini Davutoğlu’na verdiği andan itibaren, üstelik ülkede istikrarsızlıktan beslenen güçlerin de ortaya çıkmasının ardından, Ak Parti- CHP koalisyonunu pazarlamaya çalışan Avrupa, DHA ve bilcümle Ak Parti karşıtları devreye girdi. Bu karşıtlardan ABD, Avrupa terör saldırıları üzerinden, devletin savunma refleksine destek verseler de, daha sonra “DAEŞ ve PKK aynı ölçüde vurulmamalı.” açıklaması geliverdi Obama’dan. Ülkedeki bu durum- Kandil’in vurulması- Almanya’dan sonra ABD’nin de, DAEŞ tehdidine karşı sınırda konuşlandırılan patriot füzelerinin çekilmesi kararına neden oldu.
Yine koalisyon arayışı sürecinde MHP, kendini siyaset dışı bir yapı olarak görüp, aynı milletvekiline sahip oldukları halde HDP’ye değil, kendine ana muhalefet görevi biçerek “Hükumeti bir an önce kurun!” şeklindeki açıklamaları ile hem sorumluluktan kaçtı hem de aklınca kendi kitlesine erken seçim durumunda “büyüyeceğiz” mesajı verdiğini düşündü.
CHP ise, ilk anda Ak Parti dışındaki partilere dağılan oyları blok oy görme hatasını ilk dönemeçte fark ederek ( ki bu fark etme elbette basiretinden kaynaklı olmadı. Devlet Bahçeli’ye başbakanlık payesi verip de reddedildiğinde fark etti.) koalisyon görüşmeleri süresince sorumlu bir ana muhalefet görevini nihayet hatırladı. Hatta zaman zaman kendisini iktidar ortağı sanacak denli sahiplendi bu görüşme sürecini. Kırmızı çizgilerin kendisi için var olduğunu ama karşısındaki için olmadığını sandığından, son görüşme olumsuzlukla sonuçlanınca da kronik muhalefetliğine döndü yeniden. Gerçi, ülkede artık muhalefetten anlaşılan da Cumhurbaşkanı’na sövmek, Ak Parti’yi “tü, kaka” ilan etmekle eşdeğer.
7 Haziran’dan bu yana Ak Parti içindeki ‘milliyetçi damar’ın, daha bir görünür olduğuna da şahit olduk. CHP ile MHP’nin aynı olmadığını, koalisyon için MHP’nin daha uygun olduğunu ifade eden Ak Parti yandaşları az değildi.
Sonuç olarak şunu belirtmek gerekir ki; bu seçimler, Ak Parti dışındaki tüm partilerin kendini sınadığı ve koalisyona dahi cesaret edemediklerini gösterdiği gibi, oluşan kaos ortamından da yararlanarak her koşulda artık algı operasyonlarını aşan bir yalan politikası ile, olacak seçimler üzerinden kendini yeniden var edebilme mücadelesine sokuldukları bir sürece girdiklerini gösterdi. Ak Parti’yi,HDP ile ortaklığa mecbur eden MHP ve CHP, bu süreçte de Cumhurbaşkanı üzerinden darbecilik oynamaya başladı bile.
FETÖ ile ortak hareket eden CHP, MHP ve HDP’nin ESKİ TÜRKİYE temsilcileri olduklarını unutmadan, YENİ TÜRKİYE projesini hayata geçirmek için, kaybedecek daha fazla zaman olmadığını bilmek ve kaybedenin esasen Türkiye olduğunu görmek zamanıdır.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.01.2015
4.01.2015
28.10.2015
25.08.2015