Mücahit BİLİCİ
Aynı anlama gelen üç kelimeden müteşekkil bu başlığın altını çeşitli şekillerde doldurabilirsiniz. Aynı kelimelerle niyetinize ve gücünüze göre farklı anlamlar ve anlatılar kurgulayabilirsiniz. Her kulağın ihtiyacına göre tınısı farklı olabilecek bir başlık çünkü. Mesela, devletin istihbarat teşkilatının Gülen Cemaati’ni örgüt olarak paketleyip suç kapsamına sokma çalışmasını övünerek anlatabilirsiniz. Veya devletin istihbarat teşkilatının “terör örgütüne Güneydoğu’yu teslim etmek” için örgüte sızdığının nasıl da ortaya çıktığını yakınarak anlatabilirsiniz. Liste uzatılabilir. Ancak en önemlisi bence aynı anlamın üç ayrı kelimedeki tenasuhunun (reenkarnasyon) nasıl da bambaşka şeyler ifade edebildiğidir. Aynı beden bu üç kelimede bambaşka anlamlar yüklenebiliyor. Veya aynı aktör bu elbiselerden birinden çıkıp diğerine girdikçe yahut sokuldukça tanınmaz hâle geliyor. Bir yıl önceki Öcalan ve bugünkü Öcalan. Bir yıl önceki Cemaat ve bugünkü Cemaat. Bir yıl önceki AK Partive bugünkü AK Parti. Üçgenin neresinden baktığınıza bağlı olarak yamuk bir görüntü oluşuyor.
Bugün Türkiye’de yaşananlar böyle bir tenasuhtur: Parti hızla cemaatleşiyor. Cemaat artık örgüt sayılıyor, örgüt ise partileşiyor. Gücün kimde olduğuna bağlı olarak kimin ne olacağı da takdir ediliyor. Yarın kimin ne olacağını Allah bilir.
GAYRETULLAHA DOKUNMAK
Cemaat- hükümet savaşının önemli bir yan etkisi de laik kesimlerin de dinî terminolojiyi öğrenmesidir. Bir süredir sirkülasyona giren kavramlardan biri de gayretullaha dokunmakifadesidir. Anlamı şudur: Yapılan bir işte haksızlık öyle bir boyuta varır (yani bıçak kemiğe dayanır) ki artık Allah’ın tabir caizse damarına basılmış olur, O da müdahale eder. Yani gayretullaha dokunmak,bir haksızlığın, hesabı sonra görülmek üzere bekleyebilir bir haksızlık olmaktan çıkıp, Allah’ın ‘bu kadar de değil’ dercesine müdahalesini gerektirir hâle gelmesi demektir. Cemaat ve hükümet çatışmasındaki siyaset o kadar çirkinleşti ki gerçekten de çok geçmeden söylenenler gayretullahın sınır uçlarına varabilir. Tarafgirlik ordularına asker yazılanlar da o zaman oturup hangi hatalarımızla kadere bu fetvayı verdirdik diye muhasebe yapmak durumunda kalacaklar.
OSMAN KARAKUŞ
Bir gazete geçen gün Cemaat’in yargıdaki ikinci ismini deşifre ediyoruz demiş. Adamın ismi Osman Karakuş. Eski bir polis müdürü ve avukat- hukukçuymuş. Bugün bir örgüt mensubu olmakla suçlanıyor. Suçu nedir bilmiyoruz, gazete yazmamış. Ama bugün devlet isteyince ömrü resmî makamlarda geçmiş bile olsa birilerinin hayatı birden bir cürüm hâline gelebiliyor. Hukuk uzmanı ve polis müdürü olman bir şeyi değiştirmiyor demek ki. Devletin sahibiyken devletin mağduru hâline gelmek acaba nasıl bir duygu. Devletteki itibarları için acaba adaletten feragat ettiler mi? Veya Cemaat olarak vaktiyle kutsadıkları devletin bir gün dönüp kendilerini ısıracağını hiç düşündüler mi? Bazen beşer zulmeder fakat kader adalet eder. İnsanın başına bir musibet geldiği zaman insan durup sormalı: Acaba ne tür hata(lar) yaptım ki başıma bu bela açıldı? Örgüt mensubu olmayana örgüt mensubu dedim mi? İktidar için kimsenin hakkına girdim mi? Çünkü, kaderde adaletin korunumu kanunu vardır.
KIRIK KOLLA SAVAŞMAK
Cemaat bugün geçmişteki bencilliğinin, Kürt sorunundaki ufuksuzluğunun, yolaçtığı mağduriyetlerin şiddetli tokadını yiyor. Fakat bunu görmemekte ısrar ediyor (Erdoğan’a haketmediği muhabbeti göstermekle hata ettik düşüncesi hatayı görmemekte ısrardır). Bununla beraber, Cemaat’i cezalandıran hükümetin yaptığı şey de zıvanadan çıkmış durumdadır. Cemaat’i işlediği suçlar ile suçla ve en ağır cezaya çarptır. Böylece ceza ağır bile kaçsa adaletin içinde kalabilirsin. Ama Cemaat’i işlemediği ama elverişli suçlar ile itham edip yalanlar ile linç etmeye kalktığında adaletin dışına çıkarsın. Başka hiçbir sebep olmasa bile hükümetin memurlarının devlet biziz kibirleri ve Gülencilere vurmada sınır tanımayan insafsızlıkları ileride büyük bir tokat yiyeceklerinin habercisidir.
Adına hükümetin darbe dediği ve Cemaat’in kendi menfaati için yaptığı salahat/ yolsuzluk hamlesi hükümetin kolunu kırdı. Buna leoparın sağ kolu ısırması diyelim. Leopar ısırdıktan sonra leoparı öldürsen de artık kaybettin. Çünkü leoparı öldürmek için yaptığın her hamle aslında kendi ölümünü hazırlamaktır. Buna kırık kolla savaşmak deniyor. Kendini kurtarma adına yaptığın her hamle kendine yaradır. Şimdi gözüne görünmeyebilir ama açılmış yarayı derinleştiriyorsun. Bugün gelinen nokta ve gidişat dindar cumhuriyetteki ilk ihtilafın nasıl insafsız ve Müslümanları utandıracak bir seviyede bir yalan/ iftira banyosuna döndüğünün tarihi olarak kayda geçecek. Hükümetin Cemaat’i cezalandırırken cezasından fazla vurduğu her darbe yarın dönüp hükümetin kendisini vuracak.
Bu gidişle hükümet ve Cemaat birlikte düşecek. Düştükten sonra Cemaat parçalarını kısmen toplayabilir ama hükümetin toplayacak parçası kalmayacak.
Twitter: @mucahitbilici
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları







































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.01.2026
20.01.2026
23.12.2025
7.12.2025
13.11.2025
12.11.2025
31.10.2025
20.10.2025
6.10.2025
28.09.2025