Mücahit BİLİCİ
Zulme maruz kalan Kürtlerin bir gün zalim olabileceğine çok az insan ihtimal verir. Bir sebebi mevcut halin müstakbel ihtimaller üzerinde oluşturduğu ipotektir. İnsanoğlu hep son halin betonarme gerçekliğini geleceğin üzerine de dökmeye meyillidir. Halbuki geleceğe dair şimdinin verdiği ipuçları her zaman yanıltıcıdır.
Bir gün ellerine iktidar geçtiğinde Kürtler de Türkler gibi kibre girip zalim olacaklar. Buna hiç şüpheniz olmasın. İnsanlık tarihi mağduriyetteki haklılık rehaveti ile zalimliğe freni patlamış kamyon gibi geçiş yapan kimliklerle doludur. Türkiye’de dindar mağduriyetinden dindar gaddarlığına geçişin sonuçları ile karşı karşıya bulunuyoruz.
Onun için güce ve güçlüye karşı mağdur ve zayıf olanın hukukunu savunmaktır adalet. Mağdur ve zayıf olanın kendisine veya ismine kapılmak değil. O zaman niye Kürtlerin haklarını savunuyorsunuz denebilir ve sık sık deniyor da: Madem adalet istiyoruz, o zaman Kürt diye ayırmadan istemeli değil miyiz? Hayır. Bazen olur ki adaletin tesisi için, yapılan zulmün Kürde yapılan zulüm olarak teşhis edilmesi ve tanımlanması gerekir. Çünkü Kürtlere Kürt oldukları için yapılan zulme itiraz ve adalet ancak Kürtlük üzerinden yapılabilinir. Kadına yapılan zulme itirazın adı boşuna feminizm adını almamıştır.
Güçlü olana karşı teyakkuz, zayıf olana karşı sempati ve dayanışma bir süreç olarak anlaşıldığında adalet korunabilir. Yoksa güç ve iktidar bir dönüşümlü zalimlik olarak kendisini hep yeniler. Kim olursa olsun iktidarda olana ve devlete çıkana muhalefet etmek ve itimat etmemek adaletin lazımıdır.
Bu arada söz kadından açılmışken şunu da not edelim: Bugün kadını erkeğin himaye ve tebaiyetinden çıkarıp eşit yapmayan hiçbir anlayış için medeni denemez.
ENKAZ ALTINDA BİR DİL
Elazığ’da Türkçe yapılan insani kazılar sırasında, olmadığı (“Elazığ Kürt mu?”) varsayılan bir dil’e rast gelindi. Serinkanlı bir mahkeme ortamında “bilinmeyen bir dil” olarak etiketlenip haddi bildirilebilecek bir dil, enkaz altında yaşlı bir “xaltî” (teyze)nin masumiyeti suretinde zuhur etti, duyuldu. Normalde Türkçenin tek geçer ses olduğu kamu huzurunda bu ses duyulduğunda hemencecik bir “özr”u örter gibi kısılıp sessiz’e alınacak bir ses, “acil” bir durumun kaçınılmazlığı içinde faş olduğu için üzerinden atlanamadı, etrafından dolanılamadı. Çünkü enkaz altındaydı. Enkaz altındaki teyzeye sadece ses ile ulaşabilirdin ve o sadece enkaz altındaki dili konuştuğu için enkazın üstünde o dilden sakınma arayışları imkansız hale geldi (felsefe esnafı için “facticity”nin çıplak bir örneği). Enkaz altındakiler için bir başka ders: Enkaz altındaki kimliğin sahipleri kendi olmak zorunda kaldıkları anda muhataplarından o dile saygıyı kaza kaza alabiliyorlar. Eğilmezsen kıramıyorlar.
Enkaz üstündeki insanın hasbelkader enkaz altındaki insan olduğu ortaya çıkınca ilginç bir durum hasıl oldu: Enkaz altına dilden yapılan ulaşım, ortaya bir dil çıkardı: bir dilin enkaz altında olduğu gerçeğini. Bunun tefsiri gerekiyordu. Enkaz altındaki dil bir sızıntı, bir çıkıntı, bir ihlal olarak ortaya çıktığında ona gerekli muameleyi yapmak kolaydı: Zapturapt altına alıp derdest eder, eski mahpus haline geri gönderirsin (patlamış doğal gaz borusu tamir eder gibi). Fakat nadirattan bir durum olarak bu kez, enkaz altındaki dil safi bir masumiyet ile ortaya çıkmıştı. Haram kılınmışlığın mahremiyeti, insani müdahale zaruretinin helalliğini bastıramadı (malum, doktorlar mahrem yerlere de bakabilirler). Enkaz altındaki dil kabak gibi ortaya çıktı. Setr edilemeyen, örtü altında görünmezleştirilme imkanı kalmayan bir ortadalık hali söz konusuydu. Bunu aşmak için bilinçaltı el yordamıyla tutunacak bir şey aradı. Ve buldu: “kardeşlik.”
Enkaz altındaki dilin tesettürsüz ve utanmadan felaket meydanına çıkması karşısında kamusal alana özelleştirme siyaseti uygulandı ve “Kürt/çe” dememek için “kardeşlik” dendi. Kimse de yahu bunun kardeşlik ile ne ilgisi var diyemedi. Yaşlı teyze ile genç kurtarma görevlisi mi kardeş? (Êyb e, şerm e). Zahiren saçma görünen bu ‘kurtarma operasyonu’nun gerçekte bir mantığı vardı: Kürt olamasınlar diye kardeş olmak zorunda olan insanlar. Ve öbür taraftan bakarsak, kardeş olmak için enkaz altında kalmayı normalize eden bir içselleştirilmiş suçluluk (Kurd ji Kurdîtîya xwo ditirse).
Enkaz altında bir dil. Enkaz altında bir kimlik. Enkazın bile inkarı. İşte inkardan bir enkazın hikayesi.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları






































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.01.2026
20.01.2026
23.12.2025
7.12.2025
13.11.2025
12.11.2025
31.10.2025
20.10.2025
6.10.2025
28.09.2025