Yıldıray OĞUR
Erbil’de Rudaw Araştırma Merkezi’nin düzenlediği toplantının biz davetlilere ilk gönderilen İngilizce başlığı “Türkiye’s Elusive Peace”di.
Erbil’deki toplantı salonundaki afişlerde ise başlık “Türkiye’s Difficult Peace” olmuştu.
Elusive “ zor yakalanan”, difficult ise malum “zor” demek.
İkisi arasındaki fark aslında Erbil’den sürece bakışı da özetliyor. Bu hem zor yakalandığı için üzerine titrenmesi gereken ama aynı zamanda başarılması da zor görünen bir süreç.
Toplantıda süreçle ilgili son kamuoyu araştırmalarını anlatan Rawest Araştırma Direktörü RojGirasun’un verdiği rakamlar da bu ikili bakışın Kürtlerin süreçle ilgili duygusuna da yakın olduğunu gösterdi: Anketlerde sürece destek yüksek ama güven düşük. Kürtler devlete, Türkler örgüte güvenmiyor. O yüzden de araştırmalardan “ Keşke olsa ama…” diye özetlenecek bir sonuç çıkıyor.
AK Partili eski Tarım Bakanı Mehdi Eker’in Kürtçe bir açış konuşmasıyla açtığı toplantının en dikkat çekici konuşmacılarından biri Mele Bahtiyar’dı.
Bahtiyar, 70’lerde Irak’ta Marx ve Lenin Derneği’nin başkanlığını yaptı, 1976’da Celal Talabani ile Kürdistan Yurtseverler Birliği’ni (KYB) kurup dağa çıktı. 16 yıl şimdi PKK’nın olduğu dağlarda peşmerge olarak savaştı.
“Silahı bıraktığımda özgürleştim, gerçekten yaşamaya başladım” diye anlattı o günleri.
Sonra siyaset günleri başladı. Uzun yıllar boyunca KYB’nin Talabani’nin ardından gelen en önemli isimlerinden biri oldu, bugün de çok sayıda kitabı olan Irak Kürtlerinin en önemli entelektüellerinden.
Ama KYB’ye verilen Irak Cumhurbaşkanlığı’nın da muhtemel adaylarından biri iken 2021’de önce zehirlendi, Berlin’de gidip tedavi olarak kurtuldu. Sonra Talabani’nin oğullarının elegeçirdiği kurucusu olduğu KYB’den dışlandı.
Üstelik onu dışlayanlardan biri olan Bafil Talabani aynı zamanda damadı, kızıyla evli.
Bir hafta önce Bafil Talabani’nin zırhlı araçlarla, dronelarla eski müttefiki ve rakibi amcasının oğlu Lahur Talabani’yi dört saatlik çatışmadan ve sayısı belirsiz ölümden sonra tutuklattığı Süleymaniye’den gelen Bahtiyar’ın sivillik vurgusu önemliydi.
Eski bir peşmerge komutanı olarak silahın gölgesinin siyasetin ve Kürtlerin üzerinden kalkması gerektiğini söyledi. PKK’nın Türkiye’ye yönelik silahlı mücadelesinin Irak Kürdistan’ına zarar verdiğini anlattı, hala kendini Marksist olarak tanımlarken Bahçeli’yi hararetle övdü.
Erbil ve Süleymaniye’de PKK’nin hangi sebeple olursa olsun silah bırakmasından memnun olmayan kimse yok.
Bunun nasıl olduğu, Bahçeli’nin neden böyle bir hamle yaptığı, Öcalan’ın amacı konusunda ise teoriler muhtelif.
Genelde bölge Kürtleri, herşeyi uluslararası büyük güçlerin planlarına bağlamak konusunda Türklerle yarışır bir yaratıcılık gösteriyor.
Muhakkak bu süreç ve Suriye’deki iktidar değişimi de yeni bir küresel planın sonuçları onlara göre. ABD ve İsrail yeni bir Ortadoğu kuruyor.
Genelde bu analizlerde Kürtler ve diğer halklar pasif aktörler hatta çoğu kez kurban rolünde.
Belki tarihte böyle acı tecrübeler olduğu için Kürtlerin ya da Türklerin, Arapların büyük planlar dışında kendi iradeleriyle kararlar alabileceklerine inanç zayıf. Buna inanmayınca, planlar da buna göre yapılmıyor.
Mesela Türkiye’de gündemden çoktan düşse de Erbil’de herkes İsrail’in yakında yeniden İran’a ve özellikle Irak’taki Haşdi Şabi’ye saldırmasını bekliyor.
Irak’ta eğer Haşdi Şabi yani İran milisleri Lübnan’daki Hizbullah gibi elemine edilirse Irak’ta Suriye’deki bir iktidar değişimi bekleyen de var, Kürtler için bunun bir fırsat olacağını düşünen de.
Genel olarak bölgedeki Kürtler 100 yıl önce oturmadıkları masalarda alınan kararların mağduru olduklarını düşünüyorlar ve bölgedeki her türlü kaosa bir fırsat olarak bakıyorlar.
KDP yöneticileri bu konuda daha rasyonel, 2017’de referandumda nasıl yalnız bırakıldıklarını unutmuyorlar, maksimalizm ve fırsatçılıktan uzakta görünüyorlar.
Ama solcu KYB’ye yakın isimler hep bir devrimci alt üst oluş anını fırsata çevirme perspektifiyle dünyayı izliyor.
Kürtlerin 100 yıl önce elden kaçırdığı fırsatı bu kez de kaçırmaması gibi bir umut ve tedirginlik hali hakim, özellikle de yaşlı ve solcu ilk kuşak KYB’lilerde.
Bu aynı zamanda genel olarak Kürt milliyetçiliğinin de ruh dünyasını yansıtıyor.
Bu düşünme tarzı aslında PKK’nınkine de çok yakın.
Biraz wishfull thinking, biraz benmerkezcilik ve tabii büyük devletlere fazla güç ve akıl atfetmek.
Yoksa Trump Amerikasının bir Ortadoğu planı olduğuna kim inanır. Ya da İsrail’in kendisinden başka herhangi bir milleti düşünerek bir plan yapabileceğine…
PKK her zaman maksimalist ve fırsatçı bir örgüt oldu.
Dünya okuması ise hep kendi merkezli ve güçlü devletlerin oyun planlarını analiz etmek üzere kuruldu.
Genel olarak 2013 çözüm sürecinin çökmesinin sebebi PKK’nın bu maksimalizmi ve fırsatçılığıydı.
Türkiye’nin verdiği barışa karşı, İran ve Esad’ın verdiği Rojava’yı tercih ettiler.
Şimdi artık Suriye’de ne İran var ne de Esad. Ama PKK hala maksimalist ve fırsatçı
Ya İsrail İran’a ve Irak’a saldırırsa, bölgede bir kaos oluşursa, PKK’nın silahının değeri yeniden artarsa, neden şimdi Türkiye ile olan çözüme mahkum olsun. Ya da Şam’la anlaşmaya?
Burada PKK’yı bir çizgide tutan hala Öcalan.
Öcalan’ın bazı sızan görüşme notlarında pek de iyi bahsetmediği Barzani yönetiminin kanalı Rudaw’ın toplantısına DEM İmralı Heyeti’nden Mithat Sancar ile gönderdiği mesaj bu farkı ortaya koydu:
“Barış imkanını ‘zor yakaladık’, ama sonuca vardırma konusunda tüm gücümüzle ve hassasiyetle çaba harcıyoruz. Türkiye’deki bu süreç başarıya ulaşırsa bütün Ortadoğu’nun kaderi değişecek; savaşların ve yıkımların yerini, barışa dayalı demokratik bir yaşamın alacağı yeni bir dönem başlayacaktır.
Benim tercihim, Kürtlerin, kendilerine demokratik toplum merkezli ilişki imkanı veren devletlerle bütünleşme ve dayanışma içinde olmaları yönündedir. Bunu “demokratik toplum temelli entegrasyon” olarak tanımlıyorum. Şu an yürüttüğümüz süreci bu esasa dayandırıyorum ve bunun başarılı olacağına inanıyorum.
Bana göre, Kürtler arasındaki ilişkiler de demokratik temelli birlik biçiminde olmalıdır. Bütün Kürtleri demokratik zeminde buluşmaya ve birlik olmaya çağırıyorum.”
Öcalan, ülke adı vermeden bütün Kürtlere bulundukları devletlerle bütünleşmeyi tavsiye etti.
Bu tavsiyenin esas muhatabının zaten bu bütünleşmenin olduğu Türkiye ve bu bütünleşmenin o kadar mümkün olmadığı, güçlü bir federasyonla başka bir formülün yaşadığı ve Öcalan’ın sözünün en az geçtiği Irak Kürdistan’ı olmadığı açık.
Bu tavsiye esas olarak Suriye’deki Kürtlere.
Kürt milliyetçileri ve Kandil Suriye’de maksimalist ve fırsatçı iken Öcalan tarihsel ve uzun vadeli bir tercih yapılmasını istiyor.
Erbil bu işin artık bir yere bağlanmasını bekliyor. Toplantıya katılan bazı KDP yetkilileri 2010’lardan beri PKK’yı silah bırakmanın zamanı gelmedi diye ikna etmeye çalıştıklarını anlattı.
Suriye konusunda ise onlar da daha milliyetçi ve Şam yönetimine karşı şüpheci.
Onlarla Suriye arasındaki bağlar, PKK ile sınırlı değil. Onbinlerce Suriyeli Kürt Erbil’e sığındılar. Önemli bir kısmı YPG’nin baskılarından kaçtı, bir önemli bölümü ise özellikle Afrin’in Türkiye’nin eline geçmesinden sonra Erbil’e sığındı.
Kültürel olarak da Rojava ve Başur (Irak Kürdistanı) birbirine benziyor.
Erbil kalesinde mevlid kandili için asılmış dev bir Hz. Muhammed pankartına bakarken, Twitter’da sosyalist SDG’nin yönettiği Rojava’da da Mevlid Kandili için bir günlük resmitatil ilan edildiği haberini gördüm.
Türkiye’nin de Rojava’ya baktığında sadece korku ve tehdit değil, bize çok benzeyen, birlikte mevlid kandili kutladığımız komşularımızı görmesi gerek.
Türkiye, çok gelişmiş Erbil’den bakınca bile fazla büyük bir ülke. Rojava’dan bakıldığında her halde süper güç olarak görülüyordur. Türkiye’den gelen bir uyarı ya da tehdit mesajı buralarda çok büyük endişeye neden oluyor. Bu endişe yaratma kabiliyeti sık sık kullanılmamalı, aşırı güç kullanımı anlamına da gelmeli.
Bakalım maksimalizm ve fırsatçılık mı yoksa entegrasyon mu galip gelecek?
Hep daha iyi bir fırsat anı beklenip zor olan mı seçilecek, yoksa bu zor yakalanan fırsat değerlendirilecek mi?
Yazarlar
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları








































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025