Ali BAYRAMOĞLU
Türkiye dış politikası önemli bir sınavdan geçiyor. Bu sınav ilk bakışta sadece bölge dengeleri ve Türkiye'nin sıcak çıkarlarıyla ilgili gibi görünse de, aynı zamanda Türk siyasal sisteminin genel yönelimiyle de yakından ilgili.
Dış politika AK Parti'nin, AK Parti Türkiyesi'nin öyküsünde son derece önemli ve kimlik oluşturucu bir yer tutuyor. Yerleşik cumhuriyet geleneğine oranla bir 'kırılma'yı, hatta bir 'kopuş'u temsil ediyor.
AK Parti'nin dış politikasını tanımlamak için pek çok tabir kullanıldı. 'Oyun kurucu', 'pasif güç', 'komşularla sıfır sorun' gibi kavramlar bizzat Başbakan Davutoğlu tarafından ortaya atıldı. Ancak Türk dış politikası bunlar yanında tam tanımlanmamış bir iddianın da taşıyıcısıdır.
Bu iddiayı 'medeniyetçilik' olarak isimlendirmek pek yanlış olmaz. Medeniyetçilik aslında, Batı'yla ilişkiler çerçevesinde muhafazakar kesim için eski ve temel bir zihniyet taşı, bir hülyadır. Diğer medeniyetlere 'pasif, yarışçı bir meydan okuma' arzusudur. O zaman özellikle, bugün için, diğer medeniyetlerden kopmadan, hatta onlarla etkileşim içinde, ülkenin ait olduğu kültürel ve tarihi dünyanın, medeniyetin siyasi kurumlarını, kavramlarını ve modelini inşa etmek, alana sürmek demektir, medeniyetçilik. Batı modernitesinin, hassasiyetlerinin, hakimiyet şemasının ve en önemlisi kurumsal değerlerinin yanında, kendine has, kendi tarihsel verilerinden, toplumsal değerlerinden ve geleneklerinden doğan etkin ve alternatif bir siyasi varoluş modeli üretmek demektedir.
Bu model 'İslami değerler'e, 'Türk tarihine ait hafıza'ya, 'devlet, siyaset geleneği'ne referans vermek, bu çerçevede içeriye yönelik bir 'aidiyet ve özgüven siyaseti' üzerine oturmak kadar, bir 'değer ve yaşam havzası'nı da tarif etmektedir.
Nitekim Türkiye dış politikasında medeniyetçilik eğilimini her şeyden önce Ortadoğu'ya, Arap ve Müslüman dünyasına verdiği önemli yer, bu dünyada oynamaya çalıştığı rolle ifade etmiştir.
Davutoğlu'nun Genel Başkan adayı olarak kongrede yaptığı konuşmada ve hükümet programında pek çok referansı bulunan bu eğilim Arap Baharı'yla iyice görünür hale gelecektir. Mısır'dan Tunus'a, Körfez ülkelerinden Suriye'ye uzanan bir 'toplumsal hareketlilik' ve 'siyasi kabarma' medeniyetçilik fikrine yeni bir derinlik katmıştır.
Bu hareketlilik, bölgedeki diktatörlük düzenini ters yüz ederken, baskı altında tutulan toplumsal enerjiyi açığa çıkarıyor, bu toplumsal enerjinin tanımlayıcı ögesi İslam olduğu oranda, bölgede 'toplum-siyaset-din' arasında yeni temaslar yaşamaya başlıyordu. Bu temas yeni ayrışmaların, kurumların, düzenlerin, rejimlerin inşaası anlamını da taşıyor ve Türkiye'deki medeniyetçi eğilimin direnemeyeceği müthiş bir kurulum alanı oluşturuyordu.
Bu koşullarda Türkiye'nin Sünni kabarmasını kuşatan Arap baharı çerçevesinde, bu siyasi alana, adı konmamış bir tür 'Sünni çoğulculuğu fikri'yle girmesi tarihi açıdan kaçınılmaz bir durumdu.
Bu açıdan iki motifin altını özellikle çizmek gerekir. Türkiye bu havzada din-siyaset karşılaşmasında hem radikal ve monolitik yapılanmalar karşısında dolaylı bir tavır alıyor, hem çoğulculuk fikri üzerinden İhvan gibi eğilimleri destekleyerek, İran'ın Şii koridoru politikası karşısında dengeleyici bir rol oynayarak bu havzanın oluşması iddiasını taşıyordu.
Daha aktif, daha iddialı, daha angaje bir Türk dış politikasını böylece izlemeye başladık. İhvan ve Hamas bağları bu çerçevede anlam ve derinlik kazandı.
Arap Baharının, otoriter rejimlerin devrildiği Türkiye'nin desteklediği anlayışın iktidara geldiği birinci evresinde, Türkiye model ülke iddiası ve itibarını kullanmış ve dış politikası değerlenmişti. Erdoğan Mısır'da laiklikten söz ediyor, Batı Türkiye'ye örnek ülke olarak bakıyor, İhvan gibi hareketler gözlerini Türkiye'ye çeviriyordu.
İkinci evre iktidara gelen siyasi hareketlerin zorlanması, Mısır'da olduğu gibi darbeler ve geri dönüşler yaşaması oldu. Türkiye de bu evrede taraf oldu, darbecilere ve onu destekleyenlere, özellikle Batı'ya karşı sert tavır aldı, İhvan'la bir tür özdeşlik ilan etti. Sünnicilikle suçlanması, teröre destek verdiği, çizgileri aştığı, otoriterleştiği iddiaları bu evrede ortaya çıktı.
Son evre, malum, ılımlı hareketlerin devre dışı kaldığı ve Esad rejiminin direndiği kaos ortamında IŞİD üzerinden Selefi bir ayaklanmanın yaşanmasıdır. Türkiye bu aşamada IŞİD'e karşı koalisyonun parçası olmaya zorlanıyor. Mesele, IŞİD'le mücadeleyi özgül ağırlığını koruyarak, siyaset üzerinden, yaşam havasını demokrasiyle koruyarak, çoğulcu yapı dönüşlerini bu çerçevede kollayarak yapabilmesidir.
Türkiye dış politikası için de medeniyetçilik iddiası için kritik bir noktadayız...
***
Dün yayınlanan yazımda yer alan 'Türkiye'nin Suriye'de ve Rojava'da El Nusra ve IŞİD tipi örgütlere göz yumması, destek vermesi' sözleri, bir dizi spekülasyona neden oldu. Kötü kullanım ve niyetleri dikkate alarak şunu söylemek isterim: Destek, her zaman askeri destek ve işbirliği anlamına gelmez, faydacı bir şekilde 'kollama ve göz yumma' da bir destek türüdür. Nitekim Maliki rejimi üzerinden IŞİD türü yapılara, Esad'a karşı El Nusra tipi yapılara, diğerleri arasında en çok göz yuman ülke şüphe yok ki, bugün onu bombalayan ABD'dir.
Dün bana karşı bu yazı üzerine 'kripto' gibi, 'hain' gibi ahlak dışı ifadelerle yapılan saldırılarda eksik olan her zaman olduğu gibi 'ahlak' ve 'zeka'dır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
1.02.2026
29.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
10.01.2026