Ali BAYRAMOĞLU
Gönül isterdi ki, 35 sivilin hayatını kaybetmesi ve kaybettiği koşullar, siyasi arenada en azından bir yumuşamaya yol açsın, Kürt sorununda siyaset fikrini tekrar uyandırsın, vicdan siyaset ve siyasi faydanın önüne geçsin, en azından bu kapılar açılsın...
Ama olmadı, olmuyor...
Zaafiyet duygusu vermemek, askerin, güvenlik güçlerinin arkasında koşulsuz durmak için siyasi iktidar asayişçi dilini daha da sertleştiriyor. Başbakan BDP'ye ve kendisini eleştiren, Uludere'yi sorgulayan gazetelere, hükümeti eleştirenlere aşırı sert tepki veriyor.
Buna karşılık BDP ahlaken ölçüsüz, siyasetin planlı iddialarla, bu hadiseden, Uludere'den, kan üzerinden yeniden canlanmaya çalışıyor. Uludere'yi hükümetin kasten yaptığını, etnik nefretten yola çıktığını ima ederek tam bir savaş diliyle meydan okuyor. MHP evlere şenlik... Bahçeli inanılmaz bir şekilde, "yüzde 1 bile risk olsa gereği yapılmalıdır ve bu olayda da yapılmıştır" diyebiliyor.
Adeta savaş koşullarındayız...
Siyasi aktörler arasında adeta Uludere üzerinden taktik üstünlük kazanmak ya da taktik üstünlüğü korumak kurulu bir atışma yaşıyoruz. Ve sonuç olarak asayişçi havaya bile rahmet okutacak savaş havasıyla temas ediyoruz.
Farklı yaşanabilirdi...
Ortada işi ülkeyi yönetmek olan yetkili bir hükümet var. Hükümetin yetkilerine karşılık bir de sorumluluğu var. Bu, hukuken meclise, siyaseten ve ahlaken topluma karşı bir sorumluluk... Ülkede siyasi iktidara bağlı ve onun siyasi talimatıyla hareket eden silahlı kuvvetler 35 sivilin ölümüne yol açmışsa, sorumluluk açık ve tartışılamaz asli yetkiliye, hükümete aittir.
Yanlış istihbarat hali ve benzerleri, gerekçe sorunu ortadan kaldırmaz...
Bu sorumluluğun hukuki, siyasi ve ahlaki üç boyutu olduğunun altını tekrar çizelim...
Hükümet bu olayda elini daha çabuk tutup, hadiseden hemen sonra tüm ülkeye seslenip, hatayı kabul edip, özür dileyip, geri çekilebilirdi. Bunun yapılması en azından siyasi ve ahlaki açıdan toplumu da, kendisini de, bölgeyi de rahatlatırdı. Savaşçı ruh halinin tüm ülkeyi kaplamasının önü alınırdı.
Hükümet de biliyordur ki, asayiş ve savaş havası sorunları çözmez azdırır, toplumdaki hükümete ilişkin "reformcu algı" yerini hızla "istibdat algısı"na bırakır. Uludere gibi hadiseler bu koşullarda yaşanır, zemin tahriklere bu koşullarda açık hale gelir. Gerekli asayiş tedbirlerini ülkedeki demokratik iklimi etkilemeden almak demokrasinin, "demokratik siyasetin kaçınılmaz koşulları"ndan birisidir... Ve demokratik iklim önce dil ve söylem işidir, ardından meşru ile gayrimeşruyu, şiddet ile siyaseti hassasiyetle birbirinden ayırma işidir, zehirli bir ot için tüm ormanı yakmamak işidir.
Hükümet bilmelidir ki, kullandığı sert dile ve keskin söyleme halkın destek vermesi ya da sizin öyle sanmanız, demokrasi koşulunun yerine gelmesini hiçbir şekilde ifade etmez...
Evet, yetkili hükümet asli sorumludur, buna şüphe yok...
Ancak elbet hepsi bu kadar değil...
Siyasi alan çok aktörlü bir alandır. Bu çok aktörlü bir alanda siyasi iklim bu aktörlerin karşılıklı ilişkileri ve kurdukları dengeyle oluşur. İçlerinden sadece birisi bile çatışmacı bir dile ve eyleme yönelse, bu, diğerlerini de etkiler. Ve o aktör, o siyasi alanda, en edilgin aktör bile olsa, siyasi iklim değişikliğinin asli sorumlularından birisi haline gelir.
Kürt siyasi hareketinin, onun siyasi ayağı olan BDP'nin durumu da tam olarak budur...
Uludere'de mağdur olan Kürtler de olsa, Kürt siyasi hareketi bu mağduriyetin asli temsilcisi de olsa, bugün bu olay öncesi ve sonrası aldığı tutum, mevcut asayiş iklimindeki siyasi sorumluluğunu hiçbir şekilde ortadan kaldırmaz.
Söyledik, BDP'nin kasten katliam iddiası ve üslubu, çatışma çıtasını yukarı çıkarma işlevi görüyor.
Hatırlamak gerekir ki, devletle arasında görüşmeler ciddi yol alırken, Kürt siyasi hareketinin daha çok talep imkanı yaratmak için pazarlık masasına "silahı" koyması, bunu devrimci halk ayaklanması, kent içi eylemler, karakol vurmalarla yapması, devletin asayiş çıtasını yukarı çıkarmasına yol açmıştı.
Bugün devlet asayiş tedbirlerinde ölçüyü kabul edilemez biçimde kaçırsa da, demokratik ve siyasi dili yine kabul edilemez bir şekilde kenara itse de, kendisini eski yılların askeri mantığına kilitlese de, bunlar Kürt siyasi hareketinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz...
Durum budur...
Ve bu siyasi iklimden çıkış, siyasi aktörlerin siyaseti, siyasetin erdemini görmesiyle mümkündür...
Ancak gerçekçi olmak gerekirse, bu iş daha çok kan kaldıracak gibi görünüyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları

































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
1.02.2026
29.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
10.01.2026