Ali BULAÇ
Siyasette çoğulcu katılıma karşı olan Siyasal İslamcılardan sadece laikler korkmaz, bunlara itaat itmeyen dindarlar ve istibdada karşı olan İslamcılar da korkar!
Bir dünya görüşü, bir siyaset felsefesi, sosyo-politik ve ekonomik tasavvur olarak İslamiyet’i referans alan akımlar ile laik/seküler akımlar arasında görüş ayrılığı olduğu bir gerçek. Bu mülahaza ile laik kesimlerin İslamcı akımlara karşı bir tutum içinde olmaları anlaşılır şey. Ortada şiddet ve baskıya dayalı tutumlar olmadıkça çoğul bir ortamda akımlar ve gruplar arasında siyasi rekabet sadece gerekli değil, zorunludur da. Gannuşi, “Siyasal İslam’dan demokratik İslam’a geçiyoruz” derken, başka görüş ve siyaset temsilcilerinin de hem varlıklarını hem rekabetlerini “kanuni” kabul ettiğini söylemektedir. Bu demektir ki Gannuşi ve başkalarının algısına göre “Siyasal İslam” başka görüş ve grupların ne varlığını meşru görüyor ne de rekabetlerine hak tanıyor.
Ama acaba öyle mi? Gannuşi’nin yaptığı “Siyasal İslam” ve “Demokratik İslam” ayrımında ortak nokta “İslam”, ayrılık noktası ise “demokratlık”tır. Bu durumda şöyle sorabiliriz: İki ayrımda ortak nokta İslam ise İslam, kendisini yani İslamiyet’i siyasette referans almayan başka siyasi akım ve grupları “meşru” görmüyor mu? Eğer meşru görmüyorsa, bu konuda baskıcı İslamcıların elinde sağlam deliller varsa otoriter, totaliter veya otokrat tutumlarında mazurdurlar, çünkü İslamiyet, başkalarının kendilerini siyasette temsil etmelerine ve siyasi rekabete katılmalarına izin vermiyor. Ama eğer “meşru” görüyorsa, bu durumda “demokratik İslam”, İslam’ın ruhuna, Şeriat’ın maksatlarına uygun olarak çoğulcu bir siyaseti ve rekabeti mümkün görüp tam da bu noktada Siyasal İslamcılardan ayrılıyor demektir.
“Siyasal İslam”ı kendi içinde homojen, yekpâre bir siyaset şeklinde görmek mümkün değildir. Çünkü “Siyasal İslam”da anahtar terim siyasettir. İslamiyet’in siyasi, sosyal, iktisadi, kültürel ve devletlerarası politikaların tespit ve tesisinde referans alınması ihtiyarî değil, mecburîdir. Aksi düşünülemez, bu, “Ben Müslümanım ama İslam’a göre düşünmüyor ve amel etmiyorum” demek gibi bir şeydir. Kaldı ki İslamcı akımların bir bölümü gayrimüslim veya başka siyasi doktrinleri savunanları meşru görür, bir bölümü meşru görmezler. Kişisel olarak hayatım boyunca Müslümanların dinlerine ve hayat haklarına saygı gösteren, onları dinlerinden dolayı baskı altına almayan, yurtlarından sürmeye ve düşmanlarıyla işbirliğine kalkışmayan gayrimüslim dini, mezhebi, siyasi grupları “muahid” kabul ettiğimden, bunlarla her türden “velayet” ilişkisine girilebileceğini, bunlarla siyasi ortaklık kurulabileceğini savundum. Kendileriyle hiçbir şeklide ortaklık kurulmayacak olanlar “muharipler”dir. (Bkz. 60/8-9; Kur’an Dersleri, VII, 41 vd.) Ve bu görüşte olan çok sayıda Müslüman mütefekkir ve irili ufaklı İslami/İslamcı akım söz konusudur. Bu durumda Siyasal İslamcıların tümünün, başkaları üzerinde tahakküm kurma peşinde kimseler olduklarını söylemek hem doğru değildir, hem haksızlıktır. Siyasette çoğulcu katılımdan yana olanların ayrıca kendilerini “Müslüman demokrat” olarak takdim etmeleri de gerekmez. Zira demokratlığı bir tutum, siyasi bir sıfat olarak ele alacak olursak -ki elbette felsefi ve doktriner boyutunu görmezlikten gelmiyoruz- bu çizgide olan her İslamcı tanım gereği ve tabiatı icabı “demokrat”tır.
Ama açıktan demokrasiye karşı olan veya “demokrat görünüp ya da demokrasinin imkân ve avantajlarını kullananlar” da yok değil. Siyasette “dinin istismarcıları” olduğu gibi “demokrasinin veya laikliğin de istismarcıları” olur; istismarcı her değeri ve imkânı istismar eder. Bu grupta yer alanlar, iktidar olduklarında kendilerinden başka bilumum siyasi görüş sahiplerini ve grupları baskı altına almaya kalkışırlar; seçimle iktidara gelirler ama iktidardan gitmemek için ya seçim sistemini işlemez hale getirirler veya manipüle ederler.
Siyasette çoğulcu katılıma karşı olan Siyasal İslamcılardan sadece laikler korkmaz, bunlara itaat itmeyen dindarlar ve istibdada karşı olan İslamcılar da korkar!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları





























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
1.12.2025
23.10.2025
13.10.2025
4.10.2025
28.09.2025
22.08.2025
16.08.2025
7.08.2025
3.08.2025
25.07.2025