Ali Türer
Çoktan seçmeli testler öğrencinin bir çalışma alanında kazanabileceği çok sayıda davranışı en kısa sürede ve en objektif biçimde ölçebilen en geçerli ve güvenilir ölçme araçlarıdır.
Ancak her güzelin bir kusuru oluyor işte! Bu testler üst düzey davranışları ölçmede pek elverişli değiller. Bu testlerle analiz, sentez değerlendirme düzeyinde kazanılmış davranış ölçmede zorlanıyorsunuz. Bir de yanıtı soru ile birlikte verdiğiniz için bu testlerle, öğrenciyi verilen şıktan yola çıkarak soru çözmeye, rast gele işaretlemeye ve ya en iyi ihtimalle bazı şıkları eleme yolu ile sonuç elde etmeye özendirebiliyorsunuz. Bu da eğitimde takip edilmek istenecek doğru bir yol sayılmaz.
Önce “açık uçlu”, “kapalı uçlu” kavramlarından ne anlaşılması gerektiğine bakalım.
Belli ki ÖSYM ve Milli Eğitim Bakanlığı açık uçlu sorudan öğrenciye yanıtların soru ile birlikte verilmediği, yanıtı öğrencinin kendisinin oluşturduğu soru tipini anlıyor. Bu açıklama, sorunun açık uçlu olması için bir ön şart olarak kabul edilebilir. Ama sorulan sorunun gerçekten açık uçlu olduğunun garantisi sadece bu açıklama olamaz.
Cevabı önceden belli olan soruya kapalı uçlu soru diyoruz. “İstanbul’u kim fethetti, ne zaman fethedildi” gibi sorular, cevabı evet / hayır olan sorular kapalı uçlu sorulardır.
Açık uçlu soru ise öğrenciyi bildiklerini kullanarak düşünmeye, yorum yapmaya, problem çözmeye, değerlendirme yapmaya, çıkarımda bulunmaya, kavram, olgu ve olaylar arasında ilişki kurmaya davet eden sorudur. Yani açık uçlu soru sorarken öğrenciden önceden belirlediğiniz bir düzeyde yaratıcılık beklersiniz.
Ayrıca kısa cevaplı soru ile açık uçlu soru da aynı anlamda kullanılacak kavramlar değildir.
Sorunun kısa cevaplı olması aslında açık uçluluğu sınırlar. O nedenle cevabın ne kadar kısa olacağına karar verecekseniz önce o sorunun neyi ölçmesi gerektiğine karar vermiş olmalısınız. İlişki kurma, değerlendirme, yorum yapabilme becerisi ölçtüğünüz bir soruda cevabı bir kelime ile sınırlayabilir misiniz?
Bu yıl ÖSYM üniversiteye öğrenci seçmeye dönük Lisans Yerleştirme Sınavlarında her oturumda üç soru olmak üzere kısa cevaplı 15 açık uçlu soru sorulacağını açıkladı. Ne kadar güzel? Bu açıklama ile de yetinmeyip örnek soru tipleri, örnek cevaplama anahtarları yayınladı.
Fizik dersi için verilen açık uçlu soru örneği şu: Bir tabloda beş gezegen ile ilgili bazı bilgiler veriliyor. Bu verilerden hareketle “Hangi gezegenin kütle çekim kuvvetinden kurtulmak daha kolaydır” diye öğrenciye soruluyor. Soru seçenekleri verilmese de öğrenci cevap anahtarına beş gezegenden birinin adını kotlayacağını biliyor. Cevabı cevap anahtarına A, B gibi seçenek kotlayarak değil de tercih ettiği gezegenin harflerini (Merkür) kodlayarak girecek. Şimdi bu açık uçlu soru mu oluyor?
Bu soru çoktan seçmeli şeklinde sorulsaydı da öğrenci gene aynı işlemi yapacaktı. Zaten tabloda beş gezegen var ve sonuçta öğrenci bunlardan birini yazacağını biliyor. Yani cevapları bir biçimde gene soru ile birlikte vermişsiniz, şans başarısı gene var. Yaptığınız şey öğrencinin işini zorlaştırmak o kadar, peki bu soruyu “açık uçlu” olarak tanımlamayı gerektirecek farklılık nerede?
Üniversiteye öğrenci yerleştirmede kullanılacak ölçme araçlarında açık uçlu soru kullanılmalı mı, evet mutlaka kullanılmalı, geç bile kalındı. Ama o soru her halde bu soru değil!
Açık uçlu soru hazırlamaya geçmeden önce sistem tasarımcısı, yönetici ve uzman kendilerine şu soruları sormaları lazım:
- Eğitim sistemi öğrenciye üst düzey beceriler kazandırmaya dönük bir biçimde işliyor, işletiliyor mu?
- Öğrencilerin üst düzey kazanımlarının değerlendirilmeye tabi tutulacağı eğitim ortamları, yönlendirme sistemleri nasıl olmalı?
- Açık uçlu olarak belirlediğim soruya cevaplama süresi için ne kadar süre vermeliyim? Öğrenciye diğer test maddeleri için verdiğim cevaplama süresini mi vereceğim?
- Açık uçlu her soruya doğru yanıt verdiğinde öğrenciye, diğer çoktan seçmeli sorulardan aldığı hep aynı puanı mı vereceğim?
- Açık uçlu soruların cevapları hep bir sayı, ya da bir kelime mi olacak?
- Açık uçlu soruya öğrencinin verdiği cevabı tamamen doğru ya da tamamen yanlış diye cevaplandıramazsam ne yapacağım?
- Soruya öğrenci benim önceden belirlemediğim mantıklı bir cevap vermişse buna da puan verecek miyim?
Bu sorulara makul, adil ve meslek etiğine uygun yanıtlar veremiyorsanız, siz bu işi bir daha düşünün derim.
YÖK başkanı uygulamanın müjdesini verirken, öğrencilere “Açık uçlu soruya yavaş yavaş, tedrici olarak, yumuşak geçilecek”, “çalışma biçiminizde bir değişiklik yapmayacaksınız” açıklamasını yapıyor. Bu açıklama ile galiba öğrenciyi rahatlattığını düşünüyor.
Öğrencinin sınava hazırlanırken her hangi bir değişiklik yapmaya ihtiyaç duymadığı bir süreçte sorulacak soru ne kadar “açık uçlu” olabilir ki?
Uluslararası eğitim değerlendirme sistemi PISA testlerinin %40’ı açık uçlu sorulardan oluşuyor. Bakın bakalım bu testlerde yukarıdaki sorular nasıl yanıtlanmış, bu sorunlar orada nasıl çözülmüş!
Açık uçlu sorularda yanıt için süre, yanıtın kapsamına ve güçlüğüne göre değişir. Yorum yapma, çıkarımda bulunma becerisini ölçtüğünüz bir test maddesi ile hatırlama becerisi ölçtüğünüz bir test maddesine aynı süreyi veremezsiniz.
Çoktan seçmeli soru maddesi ile açık uçlu soru maddesine aynı puanı da veremezsiniz.
Önce hangi soru ile hangi üst düzey beceriyi (zihinsel beceriyi) ölçeceksiniz, bunu açık ve belirgin bir biçimde ortaya koymalısınız. Her soru için gerekli cevaplama süresini, soru için gerekli yazma alanını sınırlamayı, soruya vereceğiniz puanı soruyla ölçeceğiniz beceriye göre belirlemek durumundasınız. Yoksa bu işin içinden çıkılmaz. Bütün testin geçerliliğini de güvenilirliliğini de tehlikeye atarsınız. Neyi ne kadar ölçtüğünüzü bilemezsiniz.
Sonra testte sorduğunuz soru gerçekten açık uçlu ise cevabı çoğu kez tamamen doğru, tamamen yanlış diye de belirleyemeye bilirsiniz. Bu nedenle belki her soru için ayrıca bir dereceli puanlama anahtarı (rubrik) hazırlamanız ve kullanmanız gerekecektir.
Dahası soru gerçekten açık uçlu ise sizin cevap anahtarına almadığınız, ama öğrencinin yanıtında bulunan anlamlı bir özelliğe de belirli bir puan vermeniz gerekebilir. Bunu ön göremediğiniz yerde açık uçlu soru soruyorum, üst düzey beceri ölçüyorum diye ortaya çıkmayın.
Tek tip ölçme aracı ve cevap anahtarı kullanarak, sadece ortaya çıkan ürüne bakarak yaratıcılık, üst düzey beceri ölçülemez.
Neyin ne kadar öğrenildiğini tespit etmek kadar nasıl öğrenildiğini belirlemek de yaratıcılığın değerlendirilmesinde önemlidir. Bunun için mutlaka süreç boyutunda da ölçme ve değerlendirme yapmanız gerekir. Farklı becerileri ölçmek için farklı ölçme araçları kullanmanız gerekir. Ölçmeyi ve değerlendirmeyi birçok beceriyi kapsayacak şekilde planlayıp yönetmeniz gerekir.
İnsanın yaratıcılığını, üst düzey beceri düzeyini belirlemek, değerlendirmek öyle kolay mı?
Önce “buna hazır mıyız”, “bunu gerçekten istiyor muyuz”, “bunun gereğini yapma iradesine sahip miyiz” sorularını kendimize sormamız gerekiyor.
Bu ülkede TEOG sürecinde belirli bir inanca dayalı sorulan sorulara verilen cevaplara bakılarak öğrenciler bir okula bir programa yerleştiriliyor. Bir yanda sınavda öğrenci kopya çekmesin diye önlem alınırken öbür yanda bazı okullarda öğrenci ve okul başarıları yönetici-öğretmen işbirliği içinde şişiriliyor.
Neyi niçin ölçüldüğünüzü bildiğinizi, bu ölçümü doğru ve objektif bir biçimde değerlendirdiğinizi, değerlendirme sonunda yönlendirmelerin doğru biçimde yapıldığını söyleyebiliyor musunuz?
Eğitime ideolojik müdahale devam eder, mevcut koşulları korumaya dönük yönetici düşüncesinde ve davranışlarında her hangi bir değişikliğe gidilmezken LYS’de “açık uçlu” soru soruluyormuş gibi yapmanın getirisi ne olabilir ki?
Yazarlar
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları

















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
15.11.2025
6.09.2025
18.07.2025
12.06.2025
22.12.2024
3.12.2024
26.09.2024
2.09.2024
5.08.2024