Atilla Aytemur
COVID-19 salgını hayatımızın her alanına nüfuz etmiş durumda.
Nasıl bir şey olduğuna dair hayli bilgisiz olduğumuz günler de geride kaldı.
Henüz aşısı çıkmadı ama bu âfetle mücadelenin olumlu ve olumsuz örnekleri hakkında dünyanın dört bir yanından inanılmaz bilgi akıyor.
Şüphesiz iktidar bu mücadelenin asıl sorumlusu ve yetkili cephesi.
Doğal olarak, bütün sağlık tedbirlerinin vakitlice alınması ve ilgili kurumların harekete geçirilmesi ondan bekleniyor.
Beklenenler yapılıyor mu derseniz, eleştirilen çok nokta var. Özellikle de insan hareketliliğini engellemekte geç kalındığı yaygın bir kanı. Sıkışan ekonominin iyice zora girmemesi için zecri tedbirler alınmadığı ileri sürülüyor.
Temennimiz, 83 milyon vatandaşın sağlığı ve geleceği için atılması gereken adımların zamanında atılmasında tereddüt edilmemesidir.
Muhalif belediyeleri görünmez kılmak iktidara yaramaz!
İktidarı ve muhalefetiyle; kenti, kasabası ve köyüyle; yaşlısı ve genciyle bir teyakkuz halinde olmamız gerekiyor.
Lâkin bu noktada bir sorun yaşanıyor. İktidar bu mücadelede, muhalefet belediyelerinin harekete geçirici gücünü ve birikimini dikkate almak istemiyor. Onların, devlet kurum, daire ve müdürlükleri gibi doğrudan kendi iradesine bağlı bürokratik birimler olarak hareket etmelerini istiyor.
AK Parti cenahında, muhalefetle ve onların yönettiği belediyelerle, böyle bir salgınla mücadele için gerekli dayanışmayı teşvik eden ve güçlendiren bir yaklaşım görülmüyor.
COVID-19 salgınının yavaş yavaş kendini hissettirmeye başladığı ilk günlerden itibaren, iktidar ilgili bakanlıklar eliyle belediyelere, özellikle muhalefet belediyelerine rastgele bir devlet kurumu gibi davrandı. Deneyimleri ve kadro gücü gözetilmeksizin valilik ve kaymakamlıkların bir dairesi gibi aynı şemsiyenin altına alındı. (Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Genelge 2020/5, sayı: 7711888/67002, 12.03.2020; İçişleri Bakanlığı, Korona Tedbirleri, Genelge, sayı: 89780865-153,--.03.2020)
Muhalefet belediyelerinde ise bu durumu kabullenmeme ve kimi zaman kamuoyuna yansıyan eleştirilerde bulunma eğilimi görülüyor.
Şüphesiz iktidarın bu tavrında, hem başkanlık rejimi içinde olmamızın verdiği yönelim ve alışkanlıklar, hem de Anayasa’nın 127. Maddesi ile Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 23. ve 72. maddelerinin iktidardan yana aşırı yorumlanması rol oynuyor. Ama bunun da iyimser bir yaklaşım olduğunu söylediğinizi duyar gibiyim.
Haksız sayılmazsınız.
Son seçimlerin yarattığı travma artık geride kalmalı
Son yerel seçimlerde önemli kayıplara uğraması nedeniyle iktidar, muhalefetin eline geçen belediyelere karşı demokratik bir olgunluk göstermiyor; hemen her sorunu dozu giderek sertleşen kavga konusu haline getiriyor.
İktidar bir yandan bu belediyelerin kaynaklarını kesiyor ve faaliyet alanlarını iyice sınırlandırıyor, diğer yandan da kontrolü altındaki medya gücüyle bunlar hakkında sürekli aleyhte bir propaganda sürdürüyor.
İktidar seçim sonuçlarını halen içine sindiremediğini, büyük kentleri kaybetmenin onun için dayanılması zor bir durum olduğunu kendi tavırlarıyla teyit ediyor. O gün bu gündür muhalefet belediyelerine, siyasal jargonla ifade edersek sürekli obstrüksiyon (engelleme) uygulamaktan kendini alamıyor. Kamuoyunda bu kanı giderek yaygınlaşıyor.
Başkanlık sisteminin gelmesiyle birlikte, TBMM’nin bağımsız varlığı ve rolünden çok şey kaybettiği de dikkate alınırsa, muhalefetin politikalarını dillendirebileceği ve kendini seçmene gösterebileceği yegâne mecranın belediyeler olduğu ortada.
Tabii HDP belediyelerinin büyük bölümünün son derece tartışmalı ve bence çoğu haksız gerekçelerle kayyıma teslim edilerek epey zaman önce devreden çıkarıldığını da gözden kaçırmayalım.
İşte yeni koronavirüs salgını tam da böyle bir siyasal gerilimin yaşandığı dönemde kapımıza geldi.
İktidarın bu şartları fırsat bilip, salgına karşı uygulamaya soktuğu bazı idari model ve tedbirlerle muhalefet belediyelerinin elini kolunu bağladığı ve onları bu olağanüstü süreçte görünmez hale getirmeye çalıştığı, öne çıkan bir eleştiri konusu.
Bu böyle olmak zorunda mıydı? Elbette değil; bunu tartışmamız gerekir.
Muhalif belediyeleri kucaklamak işleri kolaylaştırır
Muhalefetin belediyelerinin bilgi ve birikimini, kapasite ve enerjilerini kucaklamayan, onlarla kapsamlı bir işbirliği içine girmeyen bir iktidarın, bu korkunç virüsle baş etmesi kolay olabilir mi?
Bu soru “devlet içinde devlet arayışı” gibi demagojik suçlamalarla geçiştirilmemeli.
Salgının üstesinden gelmek için muhalefetle samimi iş birliği ve muhalif belediyelerle, onların bağımsız varlığını ezmeden yapılacak ortak çalışma, merkezi idarenin işini kolaylaştırmaz mı?
Ankara ve İstanbul büyükşehir belediyelerinin valilikten izin almadıkları gerekçesiyle bağış kampanyalarının durdurulması ve hesaplarının bloke edilmesi, gelinen noktanın en vahim göstergesi.
Basit bir bürokratik işlemle halledilecek konu, koca bir memleket sorunu haline getirildi.
İçişleri Bakanlığı, Anayasa’nın 127. maddesindern ve 2860 sayılı Yardım Toplama Yasası’ndan hareket ettiklerini söylüyor. Bununla da yetinmeyip, bu belediyelerin yardım toplama faaliyeti hakkında kovuşturma açılmasını istiyor.
Ekrem İmamoğlu ise Bakan Süleyman Soylu’ya verdiği yanıtta, 5393 Sayılı Kanunun 15. maddesi ile 5216 Sayılı Kanunun 18. maddesinin G bendinde, belediyelerin ve belediye başkanlarının bağış alma yetkisinin öngörüldüğünü belirtiyor. Mansur Yavaş’la birlikte konuyu yargıya taşıyacaklarını ilave ediyor.
Amacı yurttaştan yurttaşa destek ve dayanışma olan bir girişim, ne yazık ki sonunda karakola taşındı.
Bunun yasalara titizlikle uyulması hassasiyetinden kaynaklandığı iddiası hiç samimi ve sahici değil. İktidar eliyle çiğnenen yasaları alt alta sıralamaya çalışsak sayfalar yetmez.
COVİD-19’u alt etmenin yolu, olağanüstü merkezileşme mi?
İktidarın yürürlüğe soktuğu şöyle bir şema var: Sağlık Bakanı başkanlığında oluşturulan Bilim Kurulu, önerilerini Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunuyor; onun benimsediği kadarı, ülke düzeyinde uygulanacak makro politika ve tedbirler olarak, talimatla ilgili bakanlıklara ve valiliklere gidiyor.
İkinci olarak, her vilayette valinin başkanlığında il pandemi kurulları oluşturuldu. Başta belediyeler olmak üzere bütün devlet kurumları o şemsiye altında toplanıyor. Bunlar Cumhurbaşkanının benimsediği karar ve tedbirleri o yerel birimde hayata geçiriyor. Yerelde uygun gördükleri ilâve kararları alıyor.
Böylece bakanlıklara bağlı il idareleri ve belediyeler, merkezi idarenin yönlendirmesi altında salgına karşı mücadelenin kritik unsurları haline geliyor. İçişleri Bakanlığı ve teşkilâtı ise süreci yöneten en etkili unsur oluyor.
Siyasi iradenin bir mücadele mekanizması oluşturması, ona anayasa ve yasaların tanıdığı bir hak. Bunun tartışılacak bir yanı yok.
Ancak mevcut şema içinde ve iktidarın anlayışı nedeniyle, muhalefet belediyelerinin, hem devlet kurumlarıyla işbirliği yapan hem de kendi geniş bilgi ve birikimini, kadro gücünü ve geniş ilişki ağını harekete geçiren üçüncü mücadele odağı olma imkânı pek kalmıyor.
Aslında devletin salgınla mücadele modeli hayli merkezileştirilmiş bir model.
Geleneğimizde olan merkezileşme temayülü, muhalefeti buharlaştırma niyetiyle birleşince, ortaya böyle bir tablo çıkıyor.
Sonuç olarak on binlerce, yüz binlerce ve milyonlarca oy almış olan belediye başkanları ve belediyeleri, atanmış valilerin yönlendirmesi altında iş yapmaya çalışıyor.
Salgın karşısında henüz içimizi ferahlatan bir noktaya geldiğimizi söylememiz zor.
Ama siyaseten neredeyse seçim öncesine döndük sayılır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları










































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.11.2023
19.08.2023
6.05.2023
28.04.2023
17.04.2023
29.03.2023
22.03.2023
9.03.2023
15.11.2022
9.09.2022