Atilla YAYLA
Türkiye zor bir memleket. Fikrî derinlik yok. Olaylara ve olgulara ilkesel ve derinlikli bakış zayıf. Önyargılar, çifte standartlar her yerde. Düşünme ve mantık yürütme becerisi yerlerde sürünüyor. Saygı, insaf, izan desen hakeza. Heyecan, nefret akıl alanını işgal etmiş. İnsanı umutsuzluğa sevk eden olaylardan bir demet sunarsam belki ne demek istediğimi daha iyi anlatabilirim.
Yolsuzluk iddiaları yargıda. Tüm karışıklıklara rağmen yargısal sürecin ilerleyeceği belli. Ama bakıyorsunuz bazıları iddiaların doğru olduğuna inanmışlar. İtham edilenleri çoktan mahkûm etmişler. Sanıkların aklanması gerekiyormuş. Niye? Hani masumiyet karinesi esastı? Aklanmaları mı gerekiyor yoksa 'kara' olduklarının ispatlanması mı? Suçluysalar yargılanmalarına ne gerek var? Asın gitsin.
Yargı bağımsızlığı ihlâl ediliyormuş. Evet ediliyor, ama bunu sadece hükümet yapmıyor. Ondan da çok bazı hukukçuların kendisi yapıyor. Davaları kişisel derdi veya grup meselesi hâline getirmiş savcı ve hâkimlerle bağımsız yargı olur mu? Tarafsız olmayan hukukçular nasıl âdil olacak? Mahkemelere çıkan insanlar neye dayanarak kendilerini güvende hissedecek? Yargıda otonom yapılanmayı görmezden gelerek yargının bağımsız olması gereğinden dem vurulabilir mi? Siz böyle bir yargıda yargılanmak ister misiniz? Savcı UYAP'a ya kayıt yapmıyor, ya da sahte isimlerle yapıyor. Dinleme izinlerini de isimlerle değil sayılarla alıyor. Bu yolla ulaşılan deliller ne kadar geçerli? Savcı sanıklara ve avukatlarına bilgi vermiyor ama bilgi sızdırdığı medya adeta canlı yayınla bir infaz kampanyası yürütüyor. Savcı dev firmaları, itibarlarını, onların ortaklarının çıkarlarını düşünmeden teşhir ediyor, yani itibar kıyımı yapıyor. Bu operasyonlar eskiden hafta sonunda yapılırdı ki ekonomi zarar görmesin. Şimdi hafta başlarında yapılıyor ki ekonomi olabildiğince zarar görsün. Bu nasıl yargı? Savcı operasyonları, dinleme ve izlemeleri kayda almıyor. Çözülen görüşme bantlarına ilâveler koyuyor, şerhler düşüyor. Böyle âdil yargı mı olur?
Hükümet cephesi iddiaları ülkenin zenginleşmiş olmasına atıfla reddediyor. Yolsuzluk olsaydı ülke bu kadar zenginleşemezdi diyor. Bu olsa olsa bir yan argüman olabilir. Sadece buna dayanarak yolsuzluk olmayacağı söylenemez. Başbakan benzer bir söylemi hayat tarzıyla ilgili tartışmalarda da tekrarlıyor. Endişe duyan insanlara seslenirken, 'hayat tarzlarınızın garantisi benim' diyor. Oysa, bir hukuk devletinde hayat tarzlarının garantisinin hukuk kuralları ve teamüller olması gerekir, mevkisi ve makamı ne olursa olsun kişiler değil. Diğer taraftan, hükümet halkın seçimde operasyonlara gerekli cevabı vereceğini söylüyor. Yanlış bir ilişkilendirme. Mahkeme yargılamalarının yerini seçim sandıkları alamaz. Sandıklar halkın iddialardan ne derecede etkilendiği hakkında fikir verebilir ama yargılama için karine teşkil etmez. Keşke Başbakan iddialar ortaya atılır atılmaz bakanları açığa alsaydı ve polis teşkilâtındaki atamaları yeni bakanın imzasıyla yapsaydı. Bunu yapmamış olması tayinlerin meşruiyetine zarar vermez ama halk arasında itham edilenlerin korunmak istendiği izlenimine yol açabilir.
Birileri kara para aklanmasından söz ediyor. Kara para söylemi ve ticaretin karalanması kabul edilemez bir tutumdur. Ticaret insanlık tarihinin başından beri var. Devletler ticaretin meşruluğunun kaynağı olmadığı gibi, bir ticaret türünü kafasına göre gayri meşru ilan edemez de. Ticarî işlemlerin meşruluğunu ABD'ye bakarak mı tayin edeceğiz? Gönüllülüğe dayanması ticaretin meşru olmasına yeterlidir. Devletler ticareti zorlaştırırsa ekonomik aktörler başka mecralar bulmaya çalışacaktır. Bu yüzden, Halk Bank'a atfedilen yolsuzlukların içi boş görünüyor.
Ayakkabı kutusunda para bulunup bulunmadığı şüpheli ama bazı insanlar sırf buna dayanarak ortada suç olduğuna karar vermiş. Ya polis taşımak veya bir algı yaratmak için paraları evdeki ayakkabı kutularına koyduysa? Buna 'olmaz olmaz' diyebiliyor muyuz? Aynı şekilde, para sayma makinaları da suç aleti sayılıyor. Suçların kanunî olması hukuk devletinin gereklerinden. Hangi kanunda para sayma makinası bulundurmanın suç olduğu yazıyor? Taksim'de bazılarının kafasında taşıdığı kask ve deniz gözlüğü ne kadar suç aletiyse para sayma makinası da o kadar suç aletidir. Suçlar tahminlerle değil ancak delillerle ispatlanabilir.
Yaşı genç tecrübesi az birileri yolsuzluk iddiaları ilk defa karşımıza çıkıyormuş gibi feryat ediyor. Yolsuzluk bu ülkenin mayasında var arkadaşlar. Tek parti dönemi toptan yolsuzluk dönemiydi. Anadolu'da birçok aile katledilen Ermenilerin malları üzerinde zenginleşti. İstanbul'un büyük sermayedarlarının birçoğu devletin özel imtiyazlarıyla, halkı soyarak palazlandı. Büyük bir bankanın ilk sermayesi yolsuzlukla ele geçirilen bir paraydı. Bir parti hâlâ bu tescilli yolsuzluğun ortağı. En az yolsuzluk demokrasi döneminde oldu ve seçilmiş siyasîlere yönelik yolsuzluk iddialarının belki de %90'ı boş çıktı...
Ne yorucu, ne zor bir memleket burası...
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları




















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.04.2021
24.04.2020
12.02.2020
13.11.2019
28.07.2019
28.05.2019
22.05.2019
14.05.2019
12.05.2019
18.04.2019