Atilla YAYLA
Kürt hareketinin bugünkü önderleri 1960'ların ve 1970'lerin siyasal kültür ortamında yetişti. Bu dönemin baskın ideolojisi sosyalizmdi. Kürt hareketi bir taraftan sosyalizme genel olarak duyduğu inançla diğer taraftan sosyalist rejimlerin etnik problemleri çözdüğü kanaatiyle sosyalist modellere dört elle sarıldı. Kürt probleminin sosyalist bir rejimin kurulmasıyla zaten çözüme kavuşacağını ummaktaydı. Bu yüzden bağımsızlık veya özerklik gibi talepler ya ortadan kalktı ya da talepler sıralamasında gerilere düştü. Bu hemen hemen sosyalizmin 1980'lerin sonlarındaki ve 1990'ların başlarındaki muhteşem çöküşüne kadar sürdü. Sosyalizmin çökmesine rağmen olan biteni doğru analiz edecek birikime de kendine yeni bir yön çizme iradesine de sahip olmayan Kürt hareketi bir durum değerlendirmesi yapıp yeni bir pozisyon ve strateji belirleyemedi. Hareket arkaik sosyalist çizgide ilerlemeye devam etti. Meselâ, bütün taleplerin en meşru şekilde ifade edilebileceği zemin olan ve Kürt hareketinin başkalarına zarar vermesini önleme yanına kendi kendini tahrip etmesine de önemli ölçüde engel olacak bir liberal çizgi asla Kürt hareketinde boy gösteremedi. Bugün bile Kürt kanaat önderlerinde saçma sapan bir sosyalizm tutkusu ve tuhaf bir liberalizm alerjisi var. Sık sık insan haklarından dem vuruyorlar ama sosyalizmin insan haklarıyla uzaktan yakından alâkası olmadığını ve insan hakkı talep etmenin liberalleşme talep etme anlamına geldiğini bir türlü göremiyorlar.
Ortodoks sosyalist çizginin Kürt hareketine bir hediyesi de şiddet meftunluğu. Kürt önderlerin çoğu Leninist, Stalinist. Bunu söylerken sosyalizmin Kürt hareketinde şiddet eğilimini açıklayan tek faktör olduğunu iddia etmiyorum, sadece en önemli faktörlerden biri olduğunu söylüyorum. Türkiye solu zaten şiddete meftun. Bir ilke meselesi olarak şiddete karşı çıkmıyor. Liberaller gibi sadece nefsi müdafaa şiddetini meşru görme eğilimi yok. Türkiye solu şiddeti seviyor, kutsuyor. Fanon gibi, onun arındırıcı bir şey olduğunu düşünüyor. Karşı olduğu şiddet diğerlerinin şiddeti. Kendi şiddeti ise sadece meşru değil aynı zamanda yararlı ve gerekli. Bu zihniyeti yansıtan sürüyle olaya ve olguya şahit olduk. En yakındakilerden biri Gezi olaylarında sergilenen şiddet sevdalısı tavırdı. Şimdi listeye Sosyalist Kürt hareketinin 6 Ekim kıyamıyla bir yenisi eklendi. 6 Ekimden sonra HDP'nin çağrısı üzerine sokağa inen şiddet sever Kürt ve sol militanlar yaktı, yıktı, öldürdü, yağmaladı.
6 Ekim şiddeti adını verdiğim şiddetin hiçbir meşruluğu yok. HDP'nin basiretsiz ve arkaik solcu yöneticileri şiddeti tahrik ve teşvik etti. Yakılan her iş yerinde, evde, binada, öldürülen her insanda onların da sorumluluğu var. Bunun hesabının sorulup sorul(a)mayacağını göreceğiz. Ancak, hukukî hesap sorul(a)masa bile maşeri vicdanın bunu yapanları mahkum edeceği, hatta şimdiden ettiği kesin.
Türkiye'nin Kobani politikası her yönüyle değerlendirilebilir, eleştirilebilir. Eksikleri ve hataları bulunabilir. Hükümetten somut bazı şeyleri yapması istenebilir. Bunun için kampanyalar, yürüyüşler, mitingler düzenlenebilir. İmza kampanyaları ve oturma eylemleri gerçekleştirilebilir. Bunların hepsi meşrudur. Ancak, istediğimiz olmuyor diye şiddete sarılmak, binaları kundaklamak, insanları linç etmek asla kabul edilemez. Ayrıca amaca da hizmet etmez. Hükümet şiddet yoluyla belli adımları atmaya zorlanamaz.
Kürt hareketinin siyasî önderleri maalesef çok vahim bir hataya imza attı. Bunu yaparak Kobani Kürtlerine de zarar verdi. Bütün bu olaylar toplumun belli kesimlerinde Kürtlere duyulan öfkeyi körükledi. Bu şartlar altında hükümet Kobani için bir şeyler yapabilecek idiyse de artık yapamaz. Çünkü bu yönde atacağı her adım toplumun ağırlıklı bölümünün şiddetli tepkisiyle karşılaşır. Belki de en büyük kayıp, Gülay Göktürk'ün de işaret ettiği gibi, Kürt halkıyla Türk halkı arasındaki güvenin tamiri zor biçimde yara almış olmasıdır.
Bu olay Gezi'den beridir ısrarla tekrarladığım ama bazılarının görmezden geldiği bir gerçeği tekrar gözler önüne serdi. Nefret ettikleri veya politikalarını beğenmedikleri hükümete karşı şiddet kullanalar sokağa çıkarak hükümet ile tek kale bir maç yapacaklarını zannediyor. Oysa hükümet de belli toplumsal kesimlere dayanıyor ve muhtemelen bu kesimler şiddete başvuranlardan daha geniş. Gezi devam etseydi sonunda sokak çatışmalarına ulaşılacaktı. HDP'nin iplerini boşalttırdığı şiddet de devam ederse toplum kesimleri arasında yaygın çatışmalar ortaya çıkacaktır. Nitekim, bazı yerlerde bunun işaretleri görüldü. En çarpıcısı, Bursa'da bir mahalleyi terörize eden 200 kişilik bir taşkın gruba karşı ev kadınlarının ellerinde sopalarla mahalle savunmasına çıkmasıydı. Bu gibi reaksiyonlar gösteriyor ki, şiddet mutlaka karşı şiddet yaratır ve hükümete yönelik şiddet asla toplumdan soyutlanmış bir hükümeti dövme işine dönüşemez.
Umarım Kürt siyasetçiler yaşanan acı olaylardan gerekli dersleri çıkarmışlardır. Türk solu mu dediniz? Onlardan hiç umudum yok, onlar umutsuz vaka!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.04.2021
24.04.2020
12.02.2020
13.11.2019
28.07.2019
28.05.2019
22.05.2019
14.05.2019
12.05.2019
18.04.2019