Atilla YAYLA
Serinin diğer yazıları:
P. J. Proudhon Fransız, K. Marx Alman asıllı sosyalist düşünürlerdi. Aynı zamanlarda yaşadılar. İkisi de bugün “hayalci sosyalist düşünür” olarak kategorize edilen C. Fourier’den etkilendiler ama farklı yollarda ilerlediler.
“Bilimsel sosyalizm” teriminin Marx’ın kendi ideolojisine yönelik kurnazca bir adlandırması olduğunu sanıyordum. Ancak, E. von Kühneldt–Leddihn (KL) kavramın mucidinin Proudhon olduğunu söylüyor. Ona göre, Proudhon ilk metodik ve bilimsel sosyalist düşünürdü fakat, ne yazık ki, kendisinden çok daha az yetenekli Marx’ın gölgesinde kaldı. Marx’ın yazılarında, determinizmin ve insanî şartların ürünü olduğu inancının doğal sonucu olarak, ahlâk meseleleriyle hiç uğraşılmaz. Buna karşılık Proudhon hem hayatında bir takım ilkelere azamî ölçüde uydu hem de çalışmalarına ahlâkî bir boyut kattı. Ateist olmakla beraber, teolojinin insan hayatında önemli bir yeri olduğunu düşünmekteydi. Bir iddiaya göre, son yıllarında dine döndü.
Proudhon ekonomik liberalizmi sevmedi, ama kadir-i mutlak merkeziyetçi devletten de nefret etmekteydi. Sosyalizm anlayışı bireyci ve evrimciydi. Marx’ın kendisine yönelik bir saldırısına seviyeyi çok düşük bulduğu için cevap vermedi. Geriye zengin bir eserler ve fikirler kolleksiyonu bıraktı. Şiddete dayanan devrimci yöntemleri reddetti. Doğruların keyfî biçimde empoze edilmek yerine keşfedileceğini düşündü. Sosyalizmin isyanla değil, tedricen geleceğini ve sonunda insanlığı bir merkeziyetçi dünya devleti altında değil, geniş ve gevşek bir federasyon içinde birleştireceğini hayal etti. KL’e göre, sosyalist hareketin liderliği Proudhon’da kalsaydı, sosyalizm daha anarşik, şahsiyetçi ve insanî bir yüz kazanacaktı.
Marx Yahudilikten Lutheranlığa geçen bir ailede doğdu. Yahudi düşmanı olmasında bunun bir payı olduğu iddia edilmektedir. Almanya’da tahsilini tamamladı. KL’in aktardığına göre, Profesör Ernst Kux, Marx için şöyle dedi: “Gençlik yılarında hiçbir şekilde bilimsel bir kafaya sahip olmayıp, Alman romantizminin ana akımına bağlıydı. Her zaman önce ‘hissetti’ sonra hislerini ispatlamak için bilimsel deliller araştırdı.” Marx, bazı arkadaşlarına göre, içi nefretle dolu, tahammülsüz biriydi. Onun bu nefreti ve yıkıcılığı için çeşitli açıklamalar getirildi. Bunların en ilginçlerinden biri KL’in işaret ettiği sanatla ilgisi. Bu bakımdan, Marx ile Hitler arasında bir benzerlik var.
Marx gençlik yıllarında sanatla ilgiliydi. Vasat bir şairdi. Bir tiyatro dergisi yayınlamak istiyordu. Bu rüyayı gerçekleştirememesi onun devrimciliğe demir atmasında etkili oldu. Birçok psikiyatriste göre, Marx ve Hitler gibi yaratıcı olduğuna inanıp yaratıcılığını sergileyemeyen, sergilemesine izin verilmediğini ve dünyanın değerlerini takdir etmekte başarısız olduğunu düşünen kimseler, dünyayı yıkmaya yönelir. Marx da Hitler gibi dünyanın imarına değil yıkılmasına yardım etti. Öyle hayalci satırlar döktürdü ki, bunları okuyan sağduyulu birinin şaşkınlığa düşmemesi imkânsızdı. Rüyası olan komünist toplumda, çok alıntılanan ifadeleriyle, “zengin ve muktedir tam kişi, spesifik bir faaliyet alanına sınırlanamaz, fakat kendisini her alanda geliştirebilir, toplum üretimi regüle eder ve onun bugün bunu yarın şunu yapmasını, sabah avlanmasını, öğleyin balık tutmasını, öğleden sonra çiftçilik yapmasını, yemekten sonra eleştirmenlik yapmasını, eğilimlerini –bir avcı, balıkçı, çoban veya eleştirmen olmadan- gerçekleştirmesini mümkün kılar.” Marx bu yeryüzü cennetine giden yolu bugün yanlış şekilde kapitalizm adı verilen bireysel tercih ve eylem özgürlüğüne dayalı ekonomik sistemi reddetmekte gördü. Bu büyük bir yanılgıydı. Marx’ın görüşlerinin resmî ideoloji olarak benimsendiği her yerde açlık, baskı, zulüm ve eşitsizlik standart oldu.
Sosyalizmi sadece saçma değil, aynı zamanda insanî varoluşa zararlı buluyorum. Bu yüzden, sosyalizmden başka hiçbir alternatifin bulunmadığı bir yelpazede elbette Proudhon’u Marx’a tercih edecek olmakla beraber, çok şükür buna mecbur ve mahkûm değiliz. Sosyalizmden çok daha insanî ve uygarlıkla uyumlu yollar var. Bunları görmek için sadece sosyalist kaynakları okumakla yetinmeyip liberal ve muhafazakâr filozoflara da biraz zaman ayırmak yeterli.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.04.2021
24.04.2020
12.02.2020
13.11.2019
28.07.2019
28.05.2019
22.05.2019
14.05.2019
12.05.2019
18.04.2019