Aydın ENGİN
Hızlıdır. Neredeyse ışık hızında hızlı.
Yeter ki internet hizmeti veren kurumların kapasitesi ve teknik donanımı uygun ve yeterli olsun…
Ucuzdur. Neredeyse çok ucuz...
Milyon dolarlık yatırım yapabilecek patronlara gerek duymaz. Milyon dolarlık binalara, milyon dolarlık araç gerece, donanıma ihtiyaç duymaz.
Çalışkan, mesleğine tutkuyla bağlı, meslek ahlâkından ödün vermemeye yeminli, devletlerin, şirketlerin, hele ki kapitalizmin değil sadece ve sadece halkın hizmetinde olan gerçek gazetecilerin bir araya gelmesi yeter.
İnternet gazetelerinden ve internet gazeteciliğinden söz ediyorum.
* * *
Geleneksel medya hızla düşüp kaçınılmaz sonuna yaklaşırken, internet gazeteciliği de bebeklikten ergenliğe doğru hızla yol alıyor.
Gözünüzen kaçmasın, "internet medyası" demedim,"internet gazeteciliği" dedim. İnternet medyası denen alan, olumluluklarının yanında sık sık üstünde pis kokulu, zehirli gazlar tüten bir bataklığa dönüşebiliyor.
"Bu internet gazetesi adını taşıyan mecralar için de geçerli değil mi" diye sorulabilir. Evet, kendine internet gazetesi adını yakıştıran birtakım siteler var. Onlar kısa sürede onca çıplak kadın fotoğrafına sığınma rezillikleri, onca tiksindirici "tık alma" hilelerine rağmen "okunmazlık, izlenmezlik duvarı"na çarparak yok oluyor ya da varlıkları ile yoklukları fark edilmez hale geliyorlar. Örnek isteyenler AKP medyasının "com.tr" uzantılı sitelerinde kısa bir tur atsınlar. Bana hak verirler.
* * *
Türkiye’de işini iyi yapan ve mesleğin ak adına kara sürdürmemeye kararlı gazetecilerin yarattığı ve yönettiği internet gazeteleri var. Kimileri bebeklik ne söz, ergenlik dönemini bile geride bıraktılar, medya alanında kurumsallaştılar bile. Daha da önemlisi basılı gazetelerin, ana akım medyadaki pek çok haber kanalının yanına bile yaklaşamayacağı bir yaygınlık ve saygınlık kazandılar.
En iyi bildiğim, kuruluşundan beri içinde var olduğum T24’ü örnek olarak alacağım. Duvar’ı da alabilirdim, Medyascope’u da, Artı Gerçek’i de… Ama dedim ya, serüvenini, dününü ve bugününü en iyi bildiğim T24 daha isabetli bir tercih.
T24 gelecek ay 11'inci yılını tamamlayacak. Kuruluşundan itibaren kendini "haber sitesi" olarak değil, "bağımsız internet gazetesi" olarak tanımladı.

Saygınlığı, etkisi, ülkede ve Avrupa’da "referans gazetesi" olarak gösterilmesi üstüne yazmak bana düşmez. Ama yaygınlığı üstüne birkaç cümle yararlı.
Temmuz ayı verilerine göre T24’ün her gün ortalama 490 bin tekil ziyaretçisi var. Türkiye’nin en çok satan basılı gazetesi Sözcü’nün tirajı günde ortalama 198 bin.
490 bin tekil ziyaretçi demek 490 bin ayrı bilgisayardan (ya da hâlâ nedense "cep telefonu" dediğimiz cepte taşınabilir bilgisayardan) T24’e giren okur demek.
Bir ziyaretçi T24’e girdiğinde bir yazı, bir haber okuduğunda, bir video seyrettiğinde bir ekran sayfasını görmüş, okumuş, seyretmiş oluyor. Meselâ 3 köşe yazısı, 4 haber okuyup 2 de video seyrettiğinde istatistik olarak bu toplam "9 sayfa gösterimi" demek. İşte bu hesapla, T24’e giren günlük ortalama 490 bin misafir istatistikte günde ortalama "2 milyon kadar sayfa gösterimi" olarak yansıyor. Bazı günler bu 4 milyona kadar yükseliyor.
Bu baş döndürücü yaygınlık T24 yazarlarının marifetinden, editörlerinin hünerinden kaynaklanmıyor. İnternet gazetesi olmanın, dijital medya alanında boy göstermenin sonucu.
Aşağıdaki grafik tablo dijital medya ile ilgili ölçümler yapan güvenilir bir kurumun, SimilarWeb’in T24’ün 2020’nin ilk altı ayına ilişkin verilerini içeriyor. Yaygınlığın dünya ölçeğindeki boyutlarına kendiniz karar verin.
* * *
Buraya kadarı internet gazeteciliğinin parlak yanıydı. Ama işin bir de zor ve zorlu yanı var: Parasal sorun…
Her biri kişisel bir bilgisayara sahip bir ekip, bir de güçlü server’a sahip olursa, gerekirse bir ofis bile kiralamadan, herkesin evden ya da alandan çalışacağı bir internet gazetesi çıkarabilir. Bunun için işi bilen ve çalışkan bir yöneticiye ihtiyaç var. Ama bir patrona, bir kapitaliste ihtiyaç yok.
Bu gazeteciler için düşlerde görülebilecek bir özgürlük demekti. İnternet gazeteciliği çıktı, düşler gerçek oldu.
Ancak reklam geliri söz konusu olduğunda internet gazeteleri yoksulluk sınırında, hatta daha da altında. Gördüğünüz ve bir an önce ekrandan uzaklaştırıp yazıyı okumaya, videoyu seyretmeye çalıştığınız ve çokluğundan haklı olarak yakındığınız reklamlar internet gazetelerinin tek gelir kaynağı. O reklamlarda bile gelirin kaymağını Google yiyor. Google kanalını kullanmadan reklam verenler ise sayıca devede kulak ve reklam yayın ücretleri düşük değil, adeta çukur.
Oysa gazeteci de ev kirası öder, gazetecinin de karnı acıkır, sırtına bir palto, ayağına bir pabuç almak zorundadır; çocuğunun sütünü düşünmek yükümündedir.
Dahası habercilik pahalı bir iştir. Kent dışında ise habercinin yol gideri, geceleme gideri, yemesi, içmesi, iletişim, ulaşım giderleri derken ortaya ciddi bir rakam çıkar. Yurtdışına yollanacak bir habercinin giderlerini artık varın siz hesaplayın.
Bir sıcak örnek: İddialı bir internet gazetesi Beyrut’taki son patlamanın sonuçlarını, sebeplerini, kentin durumunu filan kendi habercisini yollayarak okurlarını ayrıntılı haberler ve olay yerinde çekilmiş videolarla "haberdar" etmek ister. O kadar parası yoksa ki çoğu kez yoktur, Beyrut’ta muhabiri bulunan uluslararası ajanslara muhtaç olursunuz. Hem avuç dolusu para ödersiniz hem olup biteni ister istemez haber ajansının sahibi dev sermayeli şirketlerin gözlüğünden aktarırsınız. Oysa bir internet gazetesi kurmanızın, orada yer almanızın sebebi sermayeye bağlılıktan kurtulup özgür gazetecilik yapma tutkunuzdur.
Sözünü ettiğim parasal boğuntu salt Türkiye’ye özgü değil. Bütün dünyada internet medyası bir parasal çıkış yolu arıyor ve henüz bulamadı. Kağıt gazetelere günde 2 liradan ayda 60 lira veren okurlar, internet medyasına geçince ayda 30-40 lira vermek bir yana ücretsiz okunmayan internet gazetelerinden uzak duruyorlar. Avrupa’da ve tabii Türkiye’de bu konuda pek çok çıkış yolu arayışı var ama şimdilik güçlü bir habercilik yapılmasını sağlayacak bir kaynak yaratılmış değil.
Şimdilik…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları










































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2022
29.01.2022
28.01.2022
18.01.2022
17.01.2022
3.01.2022
24.12.2021
13.12.2021
6.12.2021
4.12.2021