Barış Soydan
Abdullah Gül’ün meşhur sözüyle, insan gerçekten hayret ediyor. 2002’de serbest ticaretin, serbest piyasanın bayraktarlığını yaparak iktidara yürüyen AK Parti, on sekiz yıl sonra ulusalcılarla özdeşleşen ekonomi politikalarının, ithal ikamesinin, yüksek gümrük duvarları arkasında yerli sanayinin korunmasının, kendi yağında kavrulmanın savunucusu ve uygulayıcısı haline geldi. Çamaşır makinesinden altına, otomotiv yan sanayinden inşaata, yüzlerce ürüne getirilen yüzde 30 gümrük vergisi bunun en son örneği.
Gümrük vergilerinin Koronavirüs salgını dolayısıyla kerhen, geçici bir süre için konulduğunu düşünenler olabilir. Ben de öyle düşünüyordum. Bu vergilerde dış borç ödemelerinin yoğunlaştığı aylarda döviz çıkışını engelleme isteğinin etkisi elbette var. Ama Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, "Birileri bu ülkeyi ithalat cenneti yapmaya çalıştı. Stratejik ürünler hariç ithalat kolay olmayacak" diyerek daha fazlasını, ekonomide köklü bir değişimi hedeflediklerinin işaretini verdi...
Gümrük vergileriyle yerli sanayinin korunması, yani "ithal ikamesi", 1970’lerde sol partilerin alameti farikasıydı. Aradan geçen 50 yılda köprülerin altından çok sular aktı. Kuzey Kore gibi birkaç istisna dışında bütün ülkeler bir şekilde dünyaya entegre oldu. 1980 yılında Türkiye’nin ihracatının yüzde 56’sı tarım ve ormancılık ürünlerinden oluşurken 2018’de bu oran yüzde 3’e indi. Aynı dönemde, imalat sanayi sektörünün toplam ihracat içindeki payı yüzde 37’den yüzde 94’e çıktı. Dış ticaret hacminin gayrisafi yurtiçi hasılaya oranı 1980 yılında yüzde 17 iken, 2017 yılında yüzde 54’e yükseldi. Bu süreçte sol partiler de ekonomi politikalarını değiştirip kontrolsüz küreselleşme karşısında kontrollü küreselleşmeyi savunmaya başladılar. Ne Brezilya’nın eski solcu Başkanı Lula’nın gündeminde ülkesini dünyaya kapatmak vardı, ne İspanya’da son seçimleri kazanarak iktidara gelen Sosyalist Parti ile radikal solcu koalisyon ortağı Podemos’un...
Evet, Türkiye sanayisi ithalata bağımlı. Ama hangi ülke değil ki? Dünyaya mal satmaya başlayınca ister istemez yerlilerin yanı sıra başka ülkelerden tedarikçilerle çalışmak zorunda kalıyorsunuz. Yoksa Çinli şirketlerle nasıl rekabet edeceksiniz?
Türkiye’de de olan bu. Türkiye’nin ihracat içindeki ithal girdi yoğunluğu 1995 yılında yüzde 13.9’du. 2012 yılında yüzde 30.2’ye çıktı.
İyi de bu oranlar başka ülkelerde nasıl? Sürpriz (ya da değil): Almanya’da ihracat içinde ithal girdi yoğunluğu Türkiye’den daha yüksek.
"Bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler" türü bir küreselleşmeden yana değilim. Uluslararası ticaret denetlenmeli ve bu arada yüksek teknoloji veya yüksek katma değer içeren bazı sektörler korunmalı. Ama korunacak sektörlerin hangileri olacağı, bol kepçe kararlarla veya patronlarının iktidara yakınlığına göre değil iktisadi akla göre belirlenmeli.
Bütün ekonomiyi yüksek gümrük duvarları arkasına almak verimsizlik ve enflasyondan başka bir şey getirmiyor. Üstelik bunun faturası dönüp dolaşıp yine halka çıkıyor. Koronavirüs’ten önce, yüksek gümrük vergisi olmasa 200-300 liraya satılacak spor ayakkabıya 500-600 lira ödüyorduk, şimdi aynı fatura diğer sektörlerde karşımıza çıkacak.
Albayrak’ın, "Birileri bu ülkeyi ithalat cenneti yapmaya çalıştı" diyerek Ali Babacan’ı kastettiği belli. TL’nin değerinin hormonlu biçimde şiştiği, 1 TL=1 dolar olacak beklentisinin güçlendiği, peynir ekmek gibi BMW ve iPhone satılan Babacanlı yıllarda (O günleri "Peynir ekmek gibi BMW satılan ülke eşekten nasıl düştü?" başlıklı yazımda anlatmaya çalışmıştım) ekonomi yönetiminin olan bitene seyirci kalarak bugünkü dengesizliklere zemin hazırladığı doğru. Ama acaba TL’deki hormonlu değerlenmenin sorumlusu Babacan mıydı, yoksa halkta sahte zenginlik hissi yaratarak iktidar partisinin oylarını artırdığı için bizzat Başbakan mı? O günlerin perde arkası yazıldığında öğreniriz...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları



































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2022
11.05.2022
7.03.2022
17.02.2022
7.02.2022
18.11.2021
15.11.2021
8.11.2021
2.11.2021
25.10.2021