Barış Soydan
Geçen Perşembe yayınlanan, faizdeki indirimin ikinci el konut satışını patlattığı, buna karşılık sıfır konut satışlarının yerinde saydığıyla ilgili yazımın ertesi günü kamu bankaları ikinci elde faizi yükseltti. Faiz 0,74'ten 0,79'a çekilirken ikinci elde azami vade de 180 aydan 120 aya indirildi. Rastlantı mı yoksa T24'ün giderek artan etkinliğinin bir işareti mi?
İktidar neden ikinci el konuttan çok birinci el konuta önem veriyor? Çünkü geçen yazımda belirttiğim gibi, "Konut satışları artsın da inşaat şirketleri yeni projelere başlasın, böylece işsizlik bir nebze olsun azalsın, inşaata mal üreten sanayiler hareketlensin, ekonomi canlansın, AKP'den kaçan oy geri dönsün" istiyor. Bu açıdan ikinci eldeki satış patlamasının iktidara pek bir faydası yok, asıl birinci el mühim.
Geçen haftaki yazımı şöyle bitirmiştim:
Sırada, "Enflasyon kredi taksitlerini kuşa çevirecek, konut kredimi rahat rahat ödeyeceğim" diye gözünü kırpmadan milyon liralık borçların altına girenlerin haklı olup olmadığı sorusu var. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz, haklılar mı?
Bana yazanlar arasında bu gerekçeyle konut kredisi alanların haklı olduğunu, enflasyonun ödeyecekleri taksitleri birkaç seneye kuşa çevireceğini söyleyenlerin sayısı az değildi. Ama büyük bir hesap hatası yaptıklarını söyleyenler de vardı. Bir okur, enflasyon hesabıyla kredi alanları şöyle uyarıyordu:
"Piyasa ilk önce kendini çok kurnaz zannedenleri tuzağa düşürür.
Düşük faiz bir müddet daha çöküşü önleyecek lakin sonrası kaçınılmaz bir son.
Türkiye'de döviz hariç yapılan her yatırım 3 yıl içinde perişan olacak. Her zamanki gibi izleyip göreceğiz."
Konut kredisi almak için koşulların çok uygun olduğunu savunanlar ise şöyle diyordu:
"Kamu bankalarının verdiği kredinin faizi enflasyonun altında. Tamam, faiz düşük olsa da meblağ büyük olduğu için kredi taksidinin tutarı yüksek. Birkaç yıl zorlanacağız. Ama sonra enflasyonun etkisiyle kredinin taksitleri küçülecek. Ve kalan taksitleri rahat rahat ödeyeceğiz…"
Bu varsayımla binlerce, on binlerce kişi kredi aldı, almaya da devam ediyor. Doğru mu yapıyorlar?
İlk bakışta gerçekten de doğru yapıyorlarmış gibi görünüyor. Merkez Bankası enflasyonu yüzde 5'e düşürmekten söz ediyor; Cumhurbaşkanı Erdoğan da geçtiğimiz günlerde enflasyonu tek haneye düşürmek için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi ama Amerikan filmlerindeki meşhur replikle, C'mon man... Enflasyonun düşeceğine kim inanır? Merkez Bankası istediği kadar enflasyonun yıl sonunda yüzde 7,4'e gerileyeceğini iddia etsin, halkımız hesabını çift haneli seviyelerde kalacağına göre yapıyor.
Buraya kadar tamam, "Enflasyon kredi taksitlerini kuşa çevirecek" hesabı doğru. Ama gözden kaçırılan bir nokta var: Enflasyon kredi taksitlerini eritirken sizin kişisel geliriniz enflasyon kadar artacak mı bakalım?
Kamu ve bazı özel sektör şirketleri, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı yıllık enflasyon oranı kadar maaş zammı yapıyor. TÜİK, enflasyonunun yıllık bazda yüzde 12,6 olduğunu öne sürüyor. Peki sizin enflasyonunuz yüzde 12,6 mı? Yani markete gittiğinizde alışveriş sepetini bir yıl önceye göre yüzde 12,6 daha fazla paraya mı dolduruyorsunuz? Yoksa yüzde 20-25 fazlaya mı?
Şahsen benim sepetim en az yüzde 20-25 fazlaya doluyor. Herkes gibi ben de gerçek enflasyonun TÜİK'in açıkladığından çok daha yüksek olduğunu düşünüyorum. Hatta bu konuda birkaç yazı yazdım.
Ama maalesef çalıştığınız kurum maaş zammını benim yazılarıma göre değil TÜİK'e göre yapacak. Demek ki, önümüzdeki 3 yıl boyunca gelirleriniz en fazla TÜİK'in açıkladığı resmi enflasyon kadar artarken, giderleriniz onun en az 2 katı artacak. Yani kişisel geliriniz reel olarak eriyecek!
Doğru, üç yıl sonra konut kredisi taksidi de enflasyon karşısında eriyecek ama temel harcamalarınızın, gıdanın, ulaştırmanın, eğitimin, tatilin, rakının, sigaranın geliriniz içindeki payı artacak. Yani iki ayağınızı bir pabuca sokmaya devam edeceksiniz. Koşa koşa konut kredisi almaya gidenlerin en büyük hatası bence bu gerçeği göz ardı etmeleri.
Kişisel gelirinizin enflasyonun üzerinde artacağını düşünüyorsanız sorun yok. Ama böyle olmayacaksa, "Enflasyon kredi taksitlerini kuşa çevirecek" hesabını gözden geçirmenizi tavsiye ederim.
Öte yandan tek sorun enflasyon da değil ki... Önümüzdeki 10 yıl boyunca işinizi kaybetmeyeceğinizden emin misiniz? Unutmayın, Türkiye dünyanın en riskli ülkelerinden biri. Bunu lafın gelişi söylemiyorum, bir ülkenin ne kadar riskli olduğunu gösteren CDS, nam-ı diğer kredi temerrüt Swap'ı priminin (Bir ülkenin iflas etme riskine karşı sigorta imkanı veren finansal enstrümanın primi) en yüksek olduğu ülkelerden biri Türkiye. Çünkü Türkiye'yi yöneten iktidarın yarın Suriye'de veya Libya'da X ülkesiyle çatışmayacağının veya Amerika'yla Rahip Brunson türü yeni bir kriz yaşamayacağının garantisi yok. Yeni bir Rahip Brunson veya uçak vurma krizi patlarsa işinizi/cironuzu/müşterilerinizi koruyabilecek misiniz? Cevabınız hayırsa krediyi bir daha düşünün.
Durun, daha bitmedi. Diyelim ki, her şey yolunda gitti, geliriniz gerçek enflasyon kadar, hatta daha fazla arttı, dış politikada kriz yaşamadık, içeride de büyük bir sürpriz olmadı. Ve 3 yıl geçti. Kredi taksidinin gelirinizdeki payı gerçekten de azaldı. Çok akıllı bir yatırım yaptığınızı düşünerek seviniyorsunuz… Peki bu arada dolar ve altın ne oldu?
Eğer dolar ve altının fiyatı, satın aldığınız evin fiyatındaki artışı ikiye, hatta üçe katladıysa yanlış bir yatırım yaptınız demektir.
Öyleyse (yatırım amaçlı) konut almadan önce yanıt bulmanız gereken soru, önümüzdeki 3 yılda hangisinin fiyatı daha fazla artacağı: Konutun mu, altının mı, doların mı?
Size bir sır vereyim, son 10 yılda altın konutu üçe, dolar ikiye katladı.
Yatırım amaçlı konut almak mı dediniz? Ahmet Kaya'nın şarkısındaki gibi, nereden baksan tutarsızlık...
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları









































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2022
11.05.2022
7.03.2022
17.02.2022
7.02.2022
18.11.2021
15.11.2021
8.11.2021
2.11.2021
25.10.2021