Berrin Sönmez
Fail yaşına hiçbir kademelendirme getirmeden "suç tarihinde çocuk olanlar" dendiği için failin 18 yaşını doldurmamış “çocuk” olması durumunda, cezai yaptırımların bir kısmı uygulanmayacak. Cinsel şiddete uğratılan çocukları anlatmak için kullanılmayan çocuk kavramı suçlu için kullanılmış. İstismar düzenlemesinin bireyi çocuk sayması için suçlu olması gerekiyor. Ya da fail 17 yaşında olsa bile çocuk ama mağdur 12 yaşında bile olsa çocuk değil.
Yeni düzenle cinsel şiddete maruz bırakılan çocukların yaşıyla ilişkili ceza kademelendirmesi getirildi. Mevcut kanundaki 15 yaş kademesi bile çocuğu koruma yönünde sakıncalıyken şimdi 12 yaş kademesiyle çocuk hepten savunmasız.
İkircikli tutumla erken evliliklerin yolunu açma gayreti, istismar düzenlemesine sokulmuş oldu. Kız çocuklarının okullaşmasını, meslek sahibi güçlü bireyler olarak yetişmesini engelleyen erken evlilik olgusunu mümkün kılacak, 12 yaş kademesi. Oysa cinsel şiddetle mücadelede önleyici tedbirlerin başında çocukların güçlü bireyler olarak yetişmesini sağlamak gelir. Çocuk istismarını önlemek adına yola çıkarak çocuk istismarını kolaylaştıracak düzenleme yapmak, istismarın istismarı. Yürütmekle yükümlü olduğu kanunlara muhalefet niteliğinde yeni düzenleme yapma becerisi de iktidarın, oy hesabıyla bazı çevrelere mavi boncuk dağıtması. Üstelik iktidar çevreleri, bu gücü Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından, kararın gerekçesinden aldı. 15 ve 12 yaş kademeleri, çocuk haklarının ihlali, aynı zamanda anayasanın da ihlali mahiyetinde. AYM iktidara, TCK 103’ün iki fıkrasını iptal ederek “gollük pas” atmıştı. Belki iktidarın yargısı olduğu için belki gizliden gizliye yargının, iktidarı “açık düşürme” niyeti olduğu için belki yargı üzerinde kimi dini çevreler çok etkin olduğu için belki de her alana sadece ataerki hükmettiği için. Hangi iktidar yarışıyla yapılmış olursa olsun yargının, siyasetin ve bazı tarikat ve cemaatlerin etkisiyle mağdur yaşına dayalı ceza kademesi, çocuğun cinsel istismarı suçunda yangına benzin dökmek.
Oysa çocuğun cinsel istismarı söz konusuysa cezada belirleyici unsurlardan biri mağdurun değil failin yaşı olmalı. Suç tarihinde failin kaç yaşında olduğuna ve fail ile mağdur arasındaki yaş farkının üçten fazla olmamasına göre getirilmeli ceza kademesi. Sıkça dile getirdiğim akran kavramı ve akran şiddeti, geniş kapsamlı çalışmayla oluşacak gençlik hukuku çerçevesinde ele alınmalıydı. Altı bakan ve bakanlık bürokratları bir araya gelmişken hukukumuzdaki bu önemli boşluk giderilebilirdi. Niyet üzüm yemek olsaydı…
Gerçi bu düzenlemede de failin yaşına bir gönderme var. Yine örtük biçimde ve yine toptancı yaklaşımla madde 5’te güya yer almış. Maddenin 15’inci fıkrası “suç tarihinde çocuk olanlar” ifadesine yer vermiş eski hükümlerde de olduğu gibi. Ve sadece 10 ve 11’inci fıkra hükümlerinin uygulanmayacağı hükmüyle yer almış suç tarihinde çocuk olanlar ifadesi. Fıkranın gerekçesi de aynı bu ifadenin tekrarıyla muhteşem(!) bir açıklama sunuyor.
Fail yaşına hiçbir kademelendirme getirmeden “suç tarihinde çocuk olanlar” dendiği için failin, 18 yaşını doldurmamış “çocuk” olması durumunda cezai yaptırımların bir kısmı uygulanmayacak. Cinsel şiddete uğratılan çocukları anlatmak için kullanılmayan çocuk kavramı suçlu için kullanılmış. İstismar düzenlemesinin bireyi çocuk sayması için suçlu olması gerekiyor. Ya da fail 17 yaşında olsa bile çocuk ama mağdur 12 yaşında bile olsa çocuk değil.
Bu çarpık bakışın altında da yine aynı ikircikli tutum yatıyor şüphesiz. Gece yarısı baskını niteliğinde verilen tecavüz önergesini “tamamına erdirme” niyetiyle erken evliliklerde erkek tarafının da bir oğlan çocuğu olma durumunda cezai yaptırımların azalması gayreti var. Belki komisyonda belki genel kurulda fiili suç saymaktan çıkaracak yeni önergeler de gelir, hazır bu düzenlemeyle gerekli alt yapı oluşturulmuşken.
10 ve 11’inci fıkralardaki uygulanmayacağı söylenen hükümlerden birisi kimyasal hadım meselesi. Bunun yanında rehabilitasyonun da uygulanmayacağını anlıyoruz. Cinsel suçları eril şiddet değil de hastalık gibi gören çarpık algının eklettiği bu yaptırım da, çocuk suçlulara uygulanmayacakmış. İkametgah ve iş yeri kısıtları, çocuklarla ilişkili işlerde çalışmasını önleyen düzenlemeler, iş ve ikamet değişikliği bildirimini yedi güne indiren hükümlerin suç tarihinde çocuk sayılan fail için uygulanmayacağını görüyoruz. Düzenlemedeki çarpık algının yarattığı sonuca göre 17 yaşındaki oğlan çocuğu 12 yaşındaki kız çocuğunu istismar ederse fail çocuk sayılarak yaptırımlar azaltılacak ama mağdur çocuk sayılmayarak evlendirilecek.
Basına yansımış sayısız olayla yatılı okullarda eğitim bilimleri ve çocuk gelişimi ilkelerinin uygulanmadığı yatılı kurslarda çocuğun çocuğa şiddetine tanık oluyoruz. Gerçi bu düzenleme haber alma hakkımızı engellemeyi de ihmal etmediği için belki çok daha az olayı duyabileceğiz. Ama çocuk istismarı haberlerini yasaklamak çocuk istismarını önlemeye yetmeyecek.
Akran şiddeti kavramını geliştirip somut kriterlerle akran kavramını tanımlamadan ve yaptırımları bu tanımlar çerçevesinde kademelendirmeden çocuk istismarı suçunu önlemeye yönelik adım atılmış olmayacak. 17 yaşındaki bir çocuğun mesela dokuz yaşındaki kız veya oğlan çocuğuna yönelik cinsel istismar suçundaki cezai hükümlerle failin 17 mağdurun 14 yaşında olduğu vakalardaki cezalandırma farklılaşmalı. Ama işte kanunlarda açıkça yazılı somut kriterler tespit edildiği takdirde olayın akran şiddeti mi yoksa akran deneyimi mi olduğu anlaşılabilir ancak. Suç yani şiddet olmadığı halde aile ve çevre baskısıyla şiddet iddiası da yaşanıyor. Sosyal görüşmeci vasıtasıyla alınan ifadeler şiddet olup olmadığı ayrımını ancak üç ve daha az yaş farkı olduğu zaman izlemekle yükümlü kılınabilir. Gerçekte suç yoksa ve aile baskısıyla suç isnat edilmişse sosyal görüşmeci vasıtasıyla anlaşılabilir ama akran olması şartıyla. Yaş farkını en fazla üçle sınırlayacak akran kavramı geliştirilmediği sürece rıza kavramı dile getirilmemelidir. Ki bu da 12 değil ancak 15 yaş üstü için düşünülebilir. Ailelerin çeşitli kaygılarla suç isnadına yönelmesini önleyecek tedbirler alınması için de gençlik hukuku gerekli.
Ancak bütün bunlar çocuk hakları sözleşmesini ihlal etmemek, cinsiyet eşitliğini sağlamak ve cinsel suçlarla gerçekten mücadele etmek niyetine sahip güçlü siyasi irade, kapsayıcı ve çoğulcu yasa yapma yöntemi gerektirir. Niyeti bağcıyı dövmek olanlarsa patriyarkayı hayli geriletmiş olan kadın hakları mücadelesine darbe niteliğinde kız çocuklarının “başını küçükken ezmeye” yönelir. Bu düzenlemede getirilen 12 yaş kademesinde olduğu gibi cinsel suçlarda çocuk olma hakkını mağdura değil sadece faile tanır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları








































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025