Berrin Sönmez
Aynı sorunların tekraren tartışıldığı Türkiye’de bazı konular var ki hep aynı kalıyormuş gibi görünse de her bir tartışma aşaması, yeni ilmeğin dokunuşu gibi. Özellikle kadın ve çocuk haklarına yönelik ihlallerin hatta mevzuat düzenlemesi planlandığı için hak gasbı demek olan geri gidişlerin yıllar içinde ilmek ilmek işlendiğini görmek mümkün.
Örneğin çocuğun cinsel istismarı suçuna ilişkin cezai hükümleri düzenleyen TCK madde 103 gibi mevzuat düzenlemeleri bunlar arasında. En ağır insanlık suçlarından birisi ve evrensel değerler bağlamında hiç tartışılmaması gerekir ama ülkemizde sürekli tartışılan konuların başında. Çocuğun cinsel istismara rızası ve rızai ehliyet yaş sınırını tartışmak utanç verici. Her birimizi insanlığımızdan utandıran bu suç türünü biz yazmaktan usandık. Muhtemelen sizler okumaktan usandınız. Fakat iktidar ve parlamento çocuğun cinsel istismarını suç olmaktan çıkarıp yasallaştırma teşebbüslerine girişmekten usanmadı. Utanmadı da. Yargı reformu adı altında çocuğa yönelik cinsel suçlar nedeniyle cezaevinde yatanların infazına ilişkin düzenleme ihtimalini bu ülkeye tartıştırır olmaktan utanmadı, iktidar.
Basında yer alan kulis haberlerine göre hapiste olanlara ceza indirimi, hükme bağlanmamış davalarda ceza ertelemesi gibi muhtemel kısmi af düzenlemeleri kapıda. Evlilik kılıfıyla cinsel istismarı suç olmaktan çıkaracaktır böyle bir ceza ertelemesi. Kız çocuklarını istismara açık hale getirir ve aynı zamanda “tecavüzcüsüyle evlendirme” iğrençliğini meşrulaştırır. Hem de ceza evlerini boşaltma, hapishanelerdeki doluluk oranını düşürmek adına. Edep ya hu!
Başlarken ifade ettiğim gibi çocuğun cinsel istismarına ilişkin yasal boşluk oluşturarak, çocukları istismara açık hale getirme teşebbüslerinin ilmek ilmek işlenişini altı adım halinde saymışım eski bir yazımda. Şimdi yedinci adımdan söz ederek bugünlerde gündemi işgal eden infaz yasasında düzenleme ihtimalini de sekizinci adım olarak dikkatinize sunmak istiyorum bu yazıyla. 2013-14’ten itibaren başlamıştı o adım dediğim hamleler. 2016 Kasım’ındaki o gece yarısı önergesi altıncı adımı teşkil eden hamleydi. Kadınların ortak çabasının ürünü olan toplumsal tepkiyle püskürtüldü, geri çektirildi. Ancak takip eden günlerde zorunlu olarak gerçekleştirilmesi gereken yasal düzenlemeyle aralık ayında yürürlüğe giren madde yedinci adımı teşkil edecek şekilde çıktı karşımıza. Maddenin yeniden yazılıp kabul edilen şeklinde hukuku arkadan dolanmaya müsait bir muğlaklık var çünkü. Cinsel istismar suçuna uğratılan kız çocuğunun rızai ehliyet yaş sınırı 12’ye mi indirildi, 15’te mi kaldı, sorularına net cevap vermeyi imkansız kılarak kafa karışıklığına yol açtı. Yani yedinci adım, yapılan kanun değişikliğiyle, rıza yaşı konusunda zihinleri bulandırmak oldu.
.
Av. Sercan Aran’dan ödünç alarak buraya eklediğim tablo maddenin eski ve yeni halini bir arada görerek karşılaştırma kolaylığı sağlıyor.
Yedinci adım olarak isimlendirdiğim o yasal düzenlemenin zorunlu oluşuna sebep önceki adımlarda sayılan Anayasa Mahkemesi iptal kararlarıydı. Yüksek yargı tarafından gerçekleştirilen iptal kararları da çocuğun cinsel istismarı olan erken evliliklere ilişkin meşrulaştırma girişimlerine kapı açacak nitelikteydi çünkü.
AYM, maddenin iki fıkrasını altışar ay arayla ve “15 yaş altı çocukların cinsel istismarda rızası olabileceği, evlilikle bu birlikteliğin kalıcı hale gelmiş olabileceği, bu durumlarda cezanın daha az olması gerekeceği” gibi sebeplerle yasamayı yeni bir yasa yapma mecburiyetinde bırakmak için iptal etmişti. Yasama, yargı, yürütme üçgeninde yaşanan bir denge gereğiymiş veya erkeler arası bir çatışma konusuymuş gibi algılansa da aslında erkeklik sorunuydu, karşımızdaki. Medeni Kanun hilafına, 15 yaş altı kız çocuklarının evlendirilmesini meşrulaştıracak sonuçlar vermesi kaçınılmaz ceza indirimlerinin anayasa gereği olduğu söyleniyordu. Yani bu iptaller de masum değildi.
İptal sonrası oluşturulan yasa maddesi iptal gerekçelerini dikkate almayarak büyük ölçüde yasayı eskisi gibi korudu. Ancak yukarıdaki tablonun karşılaştırılması sonucu rahatlıkla görüleceği gibi eskiden var olmayan bir 12 yaş bariyeri getirildi. Yani bir yönüyle iptal gerekçesini dikkate almamış gibi yasayı olduğu gibi korurken toplumsal infiali gözetir gibiydi, yasa yapıcı. Diğer yandan 15 yaş altı ve üstü olarak düzenlendiğini söyleyebileceğimiz çocuğun cinsel istismarı suçunun cezalandırılmasında yeni bir bariyer olarak 12 yaş ihdas edilmesi büyük bir sorundu. Sercan Aran linkini verdiğim yazısında karmaşayı, 12 yaş üstü çocukların aleyhine yargısal hükümler yaratacağı görüşünü savunuyor: “…esasen 12 yaşın altındaki mağdur çocuğa yönelen cinsel istismar vakıaları ciddi bir biçimde cezalandırılmakta bu durumda 12 yaştan büyük mağdur çocukların maruz kaldığı cinsel istismar vakıalarını önemsizleştirmektedir.” Tam da bu nedenle çocuğun cinsel istismarını evlilik adı altında meşrulaştırma çabalarının, evlilik yaşını 12’ye çekme çabalarının yedinci adımı, TCK madde 103 demek gerekir.
Ülkemizde kız çocuklarını evlendirme yaş alt sınırını 12’ye indirme çabalarının sekizinci adımı da işte önümüzdeki günlerde parlamentoya sevk edileceği basına yansıyan 2. Yargı Reform Paketi ya da strateji belgesi. Evet strateji. Gayet planlı adımlar atıldığı ortada. Bazen geri adım atılmış gibi görünse bile hedefe kilitlenmiş olarak ilerliyor, hegemonik erkeklik bağlıları. Kız çocuklarını çok erken yaşlarda evlendirerek kadınları itaat altında tutacağını bildiği için erken evlilikleri meşrulaştırmak istiyor. Cinsel suçları evlilikle sonuçlandırarak cezasız bırakmak için şimdi ceza ertelemesini hedefliyor.
Dindar-seküler karşıtlığı üzerine oturtup kız çocukları için evlilik yaşını 12’ye indirmek isteyenler sınıfsal ayrımları da kullanıyor. Özellikli “toplumun bir kısmının geleneği” gibi bahanelerin arkasına saklanıyorlar. Dünyanın her yerinde erken evlilikleri meşrulaştırma girişimleri, ailede ve toplumda erkek egemenliğini pekiştirmeyi amaçlıyor. İnsanlık dışı yani insanın hayvan yanına ait olan çocuğun cinsel istismarı suçunu yaygınlaştırarak, çocukları savunmasız bırakmak pahasına…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları

































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025