Berrin Sönmez
İnsan hakları hukukuna dayalı evrensel değerler sisteminin dışına çıkılmakta olduğunu gösteren gelişmelere uzun süredir şahidiz. Hukuksuz icraat vaka-yı adiyeden oldu yıllardır. Hak ihlalleriyle yüklü gündemde majestelerinin yargısı sergilediği performansla, ‘bu kadarı da olmaz’ dedirten skandal kararların akabinde illa ki daha fazlasının yapılabileceğini ispata çalışır gibi. Üstelik tek sorunumuz insan hakları hukukuna aykırı yargı kararları da değil. Yargıya bu kararları verdiren siyasi iradenin en üst düzey temsilcilerinin bile sosyal medyada ancak trol hesaplarında görülecek türden mesaj yayınlamasıyla, hukuksuzluk sıradanlaşmakta.
Bir ülkenin içişleri bakanı, bir partinin genel başkan yardımcısı olan milletvekiline trolvari mesajla, sosyal medyadan yani kamuya açık şeklide “dikkat et yakalanma” diyebildiğinde birilerinin durumdan vazife çıkarması, kimseyi şaşırtmadı örneğin. Normal ülke nasıl olur hiçbir fikrimiz yokken sürekli kullandığımız cümleyi tekrar edeceğim ben de, normal bir ülkede -herhalde- yer yerinden oynardı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “dikkat et yakalanma” dediği günün gecesinde, TİP Hatay Milletvekili Barış Atay, saldırıya uğradı ama hayat, kaldığı yerden devam ediyor. Nasıl etmesin ki, yıllardır iktidar sahipleri, meşru siyasi parti olan HDP’yi terör örgütüyle ilişkilendirdikleri için yani ülkeyi yönetenler halkın bir kısmını diğer kısmına karşı kışkırtıp kin ve nefret duygusu yaratarak bölücülük yaptığı için, Kürt mezarlarına saldırıldığı zaman da yaprak oynamamıştı ülkede. Şimdi aynı partinin Keçiören İlçe Başkanlığına yönelik saldırı, gündemde yer dahi edinemedi. Kim suçlu, sadece saldıranlar mı, sorusu bile cesaret istiyor resmen. Ve kimsenin kılı kıpırdamıyor.
Ölüm gelmişse cihane, söz tükenir, örneğin ya da tükenirmiş eskiden ki böyle bir deyim icat edilmiş. Ama insanın değersizleştirildiği sosyal ve siyasal ortamda söz tükenmiyor. Bırakın sözü ölüp gidene yönelik nefret bile tükenmiyor. Tükenmeyen nefret, hiç tereddütsüz ve aleni olarak ölenin yasını tutanlara çevriliyor, hukukla tehdit edilerek hem de. Av. Ebru Timtik, sorumlular parmağını bile oynatmadığı için göz göre göre ölüme yürürken, hukuka sığınıyor, adil yargılanma hakkı istiyordu. Yasını tutan İstanbul Barosu ise yine İçişleri Bakanı’nca ve yine hukuk işaret edilerek suç duyurusu yapılacağı ilanıyla karşı karşıya bırakılıyor. Terörist diyor İçişleri Bakanı Süleyman Soylu. Evrensel hukuk ölçütlerine uygun terör tanımını yasalara yerleştirin ki birisine terörist dediğinizde inandırıcılığınız olsun. Yargı bağımsızlığını tesis edin ki mahkeme hüküm kurduğunda güvenilirliği olsun. Hadi bunlar da bırakılsın bir kenara Ebru Timtik şu koşullarda bile sadece 13.6 yıl ceza almıştı. Ama cezaevinde öldü. Her devlet, canı kendisine emanet saymaz mı, tutuklu ve hükümlüleri? Açlık grevi ve ölüm orucu eylemleriyle ilgili etik tartışmalar ayrı bir konu, yeri bu yazı değil şimdi. Bir can gitti çünkü ve bir başka can gitmeden hala yapılabilecek şeyler var. Aytaç Ünsal hayatta tutulabilir, yetkililer sorumluluklarını yerine getirirse. Yerine getirilmeyen sorumluluklar ölümden sorumlu değilmiş gibi gidenin yasını tutmanın bile suç sayılması ne tuhaf. İnsan yaşamına, insan haklarına saygı olmadığını biliyoruz da hiç değilse bari ölüme saygı beklemek tuhaf kaçmasın.
Nasılsanız öyle yönetilirsiniz derler. Müstahak olduğunuz şekilde yönetilirsiniz denir bir de. Uzman Çavuş Musa Orhan hakkında cinsel saldırı suçuyla şikayette bulunduktan kısa süre sonra intihara teşebbüs etmiş ve tıbbi müdahaleye rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetmişti İpek Er. On sekiz yaşında gencecik bir kadını intihara sürükleyen cinsel saldırı faili Uzman Çavuş Musa Orhan serbest ama İpek artık yaşamıyorken, suçu ve suçluyu değil o suçun mağduru olan kadını ve ait olduğu sosyolojik dokuyu hem de ezbere ithamlarla analizmiş gibi sunan köşe yazısı yazılabildi bu ülkede. Hatta İpek, çocuk değil de on sekiz yaşında olduğu için cinsel saldırı suçu değil de iki yetişkin arasında yaşanan cinsellik gibi görülen bir başka köşe yazısı daha gördü bu gözler. Oysa intihardan önce şikayetçi olmuştu İpek. Şikayetinde saldırı olduğunu söylemişti ama itibar etmedi anlaşılan bu yazarlar. E hadi şikayetten geçelim bir insanın ölmeden önceki son sözlerinin doğruluğuna da mı itibar edilmeyecek? İntihar mektubunda ‘artık korkmuyorum’ sözleriyle ifşa ettiği ölüm tehdidini de mi dikkate almıyorsunuz? Normalde hukuk intihar mektuplarını delil sayar ama tabi ne hukuk var ne de normal. Nasıl olsun ki farklı siyasi eğilimlere hitap eden iki ayrı gazetede iki ayrı yazar benzer yaklaşımla cinsel suç mağduru ve ölmüş kadını didik didik inceleyebiliyorsa, bu tabloya şaşırmak abes sayılır.
Köşe yazarlarının suçu ve suçluyu değil mağduru konu edebildiği ülkede, mahkemenin Uzman Çavuş’u serbest bırakmasına mı şaşıracağız, İçişleri Bakanı’nın bir başka cinsel suç şikayetini gerekçe göstererek bu cinsel suç şikayetini önemsizleştirmesine mi? İpek Er ölmüşken Musa Orhan’ın serbest kalışı hukuk skandalı değilmiş gibi bakan ve milletvekili arasında adeta “senin tecavüzcün, benim tecavüzcüm” kıvamında polemik konusu olabiliyor. Ört ki ölem.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları






































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025