Celal BAŞLANGIÇ
İttihat ve Terakki'nin tetikçisi Yakup Cemil bütün muhalifleri teker teker öldürüyordu. Sonunda silahını "patronu" Enver Paşa'ya çevirince idam edildi. Medyada da AKP'nin çok Yakup Cemil'i var. Ancak gelinen aşamada tetikçiler birbirlerini vurmaya başladılar.
Yakup Cemil (solda) ve Enver Paşa (sağda)
İttihat ve Terakki’nin tetikçisidir Yakup Cemil. Attığını vuran, kıyıcı bir adamdır.
Harbiye Nazırı Nazım Paşa’yı öldürmüştür İttihat ve Terakki’yi iktidara taşıyan Babıali Baskınında.
Teşkilatı Mahsusa’ya girer. Bir silahşör olarak teker teker temizler iktidar muhaliflerini.
Ancak laf anlamayan, başıbozuk bir kişiliği de vardır. Zaman zaman İttihat ve Terakki iktidarı bile zapt edemez Yakup Cemil’i. Bazen İstanbul’dan uzaklara sürer.
Herhalde başka vurulacak adam kalmadığından olsa gerek sonunda “patronu” Enver Paşa’ya suikast yapmaya kalkar. Tutuklanıp idam edilir.
Sonuçta su testisi su yolunda kırılmıştır.
Türkiye’de tetikçiliğin simgesi olmuştur Yakup Cemil.
En çok da gazetelerdeki köşe yazarları için “tetikçi” yerine “Yakup Cemil” denilmiştir.
Hatta bu ülkede başbakanlık, cumhurbaşkanlığı yapmış Süleyman Demirel’in bile “Türk basınında bazı köşe yazarları, Yakup Cemil haline geldiler” demişliği vardır.
Geçen yazımda “Kendinden olmayanı yok etme rejimi geliyor” başlığını kullanmıştım.
Ancak öyle gelişmeler oldu ki, bu tespit bile son üç gün içerisinde geride kalmaya başladı.
Görünen o ki, artık kendinden olmayanı yok etme sürecini tamamlamışlar, sıra birbirlerini yok etmeye gelmiş.
Artık ortada saldırmaya değer, ele gelecek muhalefet de gazeteci de kalmadığı için olacak AKP’nin Yakup Cemil’leri birbirlerini vurmaya başladılar.
AKP’nin Güneş’i öyle bir manşet attı ki geçen gün, Etyen’i Hrant Dink cinayetinin zanlısı olarak gösterdi.
Ersoy hemen destek verdi, “Tebrikler Güneş” diye.
Ancak Elif çok kızmıştı bu manşete:
“Bu manşet bir meseleye dair fikirleri olmayanların rezilliğidir.”
Yıldıray, Reis’in başkanlığı için “Hayır” sinyali vermiş.
Cem de bu sinyale kızmış. Yıldırım’ın yurtdışına kaçan ağabeyi Turgay’ı hatırlatıyor:
“Abine niye yurda dön demiyorsun Yıldıray. Niye o haine teslim ol çağrısı yapmıyorsun.”
Bu toz duman arasında Davutoğlu’nun Başbakanlıktan düşmesinin yolunu açan Pelikan Bildirisi’ni kimin yazdığı üzerinden de vuruyorlar birbirlerini.
Hilal, “Bildiriyi Yıldıray’la birlikte yazdığımızı sanıyordum. Meğer Turgay yazmış” diyor.
Karşılığını veriyor hemen Yıldıray:
“Yalıda oturup tanıdığın insanlara isimsiz bildirilerle iftira atmaktan başka insanı ne küçültebilir.”
Cem hedefe Yıldıray’ın yanı sıra Ceren’i de koyuyor. İşe “ajanlık” suçlaması da karışıyor:
“Sen ancak hainliği tescilli bitik İsmail’e ajanlık yapar, yüzüme gülüp arkamdan iş çevirirsin. Ceren ve Yıldıray ikiniz de sinsi hem de çok sinsi işler çevirdiniz. Artık bittiniz.”
Ömer de katılıyor bu “kardeş kavgası”na “Ceren 15 Temmuz gecesi neredeydi” diyerek. Arkasından söyledikleri daha da tehlikeli:
“Yıldıray FETÖ’nün operasyon gazetesi Taraf’ta yazı işleri müdürü değil miydi? Balyoz kumpasında ismi geçmiyor mu?”
‘FETÖ’CÜ, PKK’LI’ DEDİKLERİ AKP’Lİ ÇIKTI
AKP yanlısı gazeteciler arasında yaşanan son tartışma, aynı mahalledekilerin birbirlerine bakışını da ele veriyor aslında.
Fuat’la Cem, yandaş bir kanalda “Medya Kritik” yapıyorlar. haksozhaber.net adlı haber sitesinde yayınlanan bir görüntüye takmışlar. “El ile Duvar Yazısı Dil ile Taciz, Küfür, Hakaret” başlığıyla verilen görüntüyü eleştiriyorlar.
Görüntü Diyarbakır’ın Sur ilçesinden. Çocukların ve kadınların tahliyesi sırasında güvenlik güçleri yaptıkları kötü muameleyi kaydedip servis etmişler. Site de bu görüntüleri eleştiriyor. Bu tür tutumların PKK’yle mücadele olmadığı gibi Kemalist ideolojinin ürettiği kin, nefret ve düşmanlığı hortlatmaktan başka bir işe yaramayacağı anlatılıyor.
Programda Fuat siteyi eleştirirken haksozhaber.net’in aldığı bilgilere göre çeşitli Kürt gruplarının olduğu bir gazete veya internet sitesi olabileceğini ama bilemediğini, bu durumun kendisine şüpheli geldiğini söylüyor.
Bunun üzerine durumdan yeni haberdar olan partneri Cem, bu haberin ya bir FETÖ operasyonu ya da PKK adına devleti suçlama, hatta itibarsızlaştırma oyunu olduğunu söyleyiveriyor birden bire. Arkasından da “Haksöz bunu yaptıysa savcılarımızı uyaralım. Hemen Haksöz Dergisi yöneticilerini bulup atacaksın” gibisinden cümleler kuruyor.
Belli ki “Medya Kritik” yapan arkadaşlar bilgiden çok sallama yöntemiyle yapıyorlar bu işi. Çünkü bir yandan FETÖ’ye öbür yandan PKK’ye yamamaya çalıştıkları sitenin yönetici ya da sahibi aynı zamanda Yeni Akit yazarı olan Kenan Alpay’mış meğer.
Önceki gün Alpay, Yeni Akit’teki köşesinden bu iki yandaşı eleştirdiği yazısında “Tetikçi ve Müfteriler Krizi” başlığını kullanmış.
Ancak Fuat ve Cem’i eleştirdiği yazısında bir başka türden itirafa da yer vermiş:
“Bu kirli misyon ve operasyonlarla maruf Emin Çölaşan, Mustafa Balbay, Ece Temelkuran, Eren Erdem, Ceyda Karan, Ayşenur Arslan, Kerim Balcı vb. haysiyet celladı tiplerin sahadaki etkisini minimize etme hususunda epeyce bir mesafe kat ettik. Ama işimiz henüz bitmedi aksine zorlaştı ve kronikleşme emareleri göstermeye başladı. Çünkü bu kez de güya içeriden ve kendilerini ‘Erdoğan’ı ölümüne koruma ve kollama misyonuyla mücehhez reisçiler’ olarak pazarlayan fırsatçı aktör ve şebekeler piyasaya sürüldü.”
Yıllardır muhaliflerin, gazetecilerin, aydınların, kısaca AKP’li olmayan herkesin gazete sütunlarından sosyal medya mecralarına kadar her alanda yaşadığı haysiyet cellatlığı bu kez kendi içlerine yönelmişti.
Bu nedenle Yeni Akit yazarı Alpay belki de ilk kez karşılaştığı bu “musibet”le ilgili endişelerini bir soruyla dile getiriyor:
“Tepeden tırnağa ahlaksızlık ve fırsatçılıkla donanmış bu müptezellerin ve şebekelerinin şerrinden, iftirasından, şantajından siyaset ve toplumu nasıl emin tutacağız?”
‘TERÖR ESTİREN TRAVMATİK KARAKTERLER’
Alpay’a göre, bugünkü iktidarın Yakup Cemil’lerinin yaptıkları “menfaat merkezli ayrıştırıcı ve yıkıcı bir psikolojik harekat”. Ayrıca “hiçbir ideolojik, dini veya ahlaki aidiyeti” de yok. Ayrıca bunlar “yanaşma ve yaltaklanma uzmanı şebekeler”.
Bu AKP kalemşörlerinin yaptıklarını, belki de ilk kez kendisine yöneldiği için bütün çıplaklığıyla gören Yeni Akit yazarı Alpay’dan dinleyelim:
“Zehir hafiye pozlarıyla piyasa yap, muhbirlikle milleti sindir, şantajla toplumu hizaya çekmeye kalkış ama kritik ediyorum dediğin haberi okumamış ol, haber sitesini görmemeyi sorun etme, Maşallah! Çadır tiyatrosunun perdesi Fuat Uğur’un ‘sürekli olarak Kürtleri taciz ediyorlar mesajı vermek istiyorlar, bu korkunç ve ahlaksızca bir şey’ gibi çirkin iftiralarıyla kapanıyor. Besbelli ki izleyicilerin zihnine Haksöz Haber’i Kürtçü, PKK’ya hizmet eden, sürekli olarak FETÖ operasyonlarını yaygınlaştıran kirli-şaibeli bir çevre olarak yerleştirmek öncelikli hedef. Sonrasında savcıları göreve çağırma numarasıyla şantaj yapmak ve halka karşı sergilenen yanlışların konuşulmasını imkânsız hale getirmek de ikinci hedef. Fakat daha önemlisi bu gibi psikolojik harp elemanlarıyla akıl, ahlakı, eleştiri kültürünü sustalı maymuna çevirme stratejisinin giderek alan hâkimiyeti kazanmasıdır.”
Demek ki ne yapıyormuş bu AKP’nin Yakup Cemil’leri?
Zehir hafiye pozlarıyla piyasa yapıyorlarmış… Muhbirlikle milleti sindiriyorlarmış… Şantajla toplumu hizaya çekmeye kalkıyorlarmış… Hatta bu tip müptezeller Yeni Türkiye’nin önünü açmaya değil, kökünü kazımaya çalıştıkları Kemalist oligarşinin hastalıklarını hortlatmaya emir eri olurlarmış ancak… İstihbaratla ilintili pozları takınıp, “Reis hesabına operasyon yapıyoruz, Başkan adına kafa koparıyoruz” havalarıyla kamuoyunda terör estiren travmatik karakterlermiş. Bunları teşhir edip önünü almak aciliyet kesbetmiş.
İşte AKP’nin kalemşörleri için bütün bunları yazan, başka bir AKP destekçisi gazete Yeni Akit’in yazarı. Bunu muhalifler söylese en ağır hakaretlerin, savcılığa ihbarların hedefi olur.
Görüldüğü üzere artık kendinden olmayanı yok etme rejimi giderek kendi kendilerini yok etme rejimine dönüşüyor.
Tıpkı Enver Paşa için tetikçilik yapan Yakup Cemil’in vuracak adam bulamayınca silahını Enver Paşa’ya çevirmesi gibi… Bu da zaten Osmanlı’nın sonuydu.
Bunlar da Neo Osmanlı olmaya niyetlendiler. Ancak Kuruluş, Yükseliş gibi dönemleri tam yaşayamadan Osmanlı’nın Çöküş dönemine denk geldiler.
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.03.2023
17.03.2023
1.01.2023
17.11.2022
9.09.2022
10.07.2021
26.06.2021
22.06.2021
8.06.2021
4.06.2021