Celal BAŞLANGIÇ
Suruç’ta yaşananlar dehşet verici, tüyler ürpertici.
Ama sadece o kadar değil.
Aynı zamanda Türkiye’de var olan ve Erdoğan’ın seçimi kazanması durumunda bütün ülkeyi teslim alacak bir dehşetin küçük bir yansıması.
AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız ve yakınları seçim çalışması için HDP’li olduğu bilinen, defalarca gerilim yaşadığı Şenyaşar ailesinin işyerine gidiyor.
Yıldız’ın beraberindekiler kavga çıkarmak için bütün tahrikleri yapıyor. Gerilimi arttırıyorlar. Sonunda istedikleri kavgayı çıkartıyorlar.
Önce sopalar, sonra silahlar giriyor devreye.
Şenyaşar ailesinden iki kişi silahla vuruluyor dükkanda. Görüntüleri var.
AKP Milletvekili Yıldız’ın ağabeyi ateş eden. Ardından o da orada öldürülüyor.
Şenyaşar kardeşler silahla vurulmuş ama yaraları ölümcül değil.
Saruç Devlet Hastanesi’ne kaldırılıyor iki yaralı. Babaları Hacı Esvet de peşlerinden gidiyor.
Ne oluyorsa, hastanede oluyor.
Baba Hacı Esvet, Milletvekili Yıldız’ın yandaşları tarafından hastanede eşinin gözleri önünde linç ediliyor. Kesici aletlerle öldürülüyor.
Oğulları Celal ve Adil onlarca bölgeden kesici, delici alet ve sert cisimlerle darp edilip, yakın mesafeden toplam 23 kurşunla öldürülüyorlar.
Yani olay HDP’li Şenyaşar ailesinin dükkanında başlıyor. Orada Milletvekili Yıldız’ın ağabeyi öldürülüyor.
İkisi yaralı Şenyaşar ailesinin üç ferdi ise hastanede linç ediliyor ve kurşunlanıyor.
Yani Suruç Devlet Hastanesi’nde üç kişi öldürülüyor Şenyaşar ailesinden.
İşyerinde başlayan ve silahlı çatışmaya dönüşen kavganın görüntüleri parça parça da olsa ortaya çıkıyor.
Devlet eliyle İçişleri Bakanlığı ve Anadolu Ajansı’nca bölük pörçük ve sesi silinerek servis ediliyor bu görüntüler.
Ancak üç kişinin öldürüldüğü hastanenin kayıtları hala ortada yok. Zaten AKP Milletvekili Yıldız’ın yakınları Şenyaşar ailesini linç ederken, öldürürken güvenlik kameralarını da kırıyorlar. O zamana kadar çekilen görüntülerin nerede olduğu da belli değil. Çünkü AKP iktidarının hukuk anlayışının daha doğrusu hukuksuzluk anlayışının bir sonucu olarak soruşturma dosyasına “gizlilik” kararı getiriliyor.
Yaşanan olaya ilişkin gerçekler böyleyken gerek Erdoğan, gerek diğer AKP sözcüleri ve yandaş medya müthiş bir çarpıtma kampanyasına başlıyor.
Olay gününün akşamı Erdoğan İstanbul’da Milli İrade Platformu’nun düzenlediği iftar programında Suruç’ta yaşananlara ilişkin bakın ne diyor:
“Şanlıurfa Suruç’ta milletvekilimiz ve yakınlarına yönelik saldırıyı şiddetle kınadığımı ifade etmek isterim. Milletvekilimizin abisi de bu saldırıda PKK’lılar tarafından öldürüldü. Aynı şekilde kardeşleri de yaralı vaziyette. Ağır olanlar var. Hayatını kaybeden milletvekilimizin kardeşine Allah’tan rahmet diliyorum. PKK ve HDP’nin Kürtlerin kanından beslenerek büyüme stratejisinden vazgeçmediklerini gösterir.”
Erdoğan olay günü sadece AKP milletvekilinin kardeşi için başsağlığı diliyor.
Şenyaşar ailesinden ölen üç kişi için başsağlığı yok. Çünkü Erdoğan’a göre onlar HDP’li, dolayısıyla PKK’li. Belli ki Erdoğan’a göre onlar için başsağlığı dilemek gereksiz.
Neredeyse “AKP’li olmadıkları için katli vaciptir” diyecek.
Oysa olayın bir AKP-PKK çatışması olmadığını herkes biliyor. Devletin valisi bile.
Bütün herkes de bu gerçeği biliyor. Çünkü İyi Parti Genel Sekreteri Aytun Çıray bütün Türkiye’ye duyuruyor aldığı bilgiyi:
“Gece 01.27’de Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin’i arayarak konu hakkında detaylı bilgi istedim. Bana olayın PKK-AKP çatışması olmadığını söyledi.”
Zaten Valilik de resmi internet sitesine koyduğu açıklamada bu gerçeği duyuruyor:
“... esnaf ziyareti sonrasında iki grup arasında çıkan tartışmanın kavgaya dönüşmesi neticesinde...”
Bütün bu gerçeğe karşın ertesi gün çıkan yandaş gazeteler de “PKK, AKP’lilere saldırdı, dört ölü” başlıklarıyla çıkıyor.
Ertesi gün Erdoğan aynı “yanlış bilgi”yi bayram namazı çıkışında da sürdürüyor:
“Dün de Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın ağabeyini Suruç’ta ne yazık ki terör örgütü PKK, HDP öldürdü.”
Bu gelinen noktada her şey çok açıktı. Erdoğan “yanlış bilgilendirilme” ihtimalinin çok ötesine geçmiş, açık açık kamuoyunu yanlış bilgilendirme noktasına gelmişti.
Bu 24 Haziran seçimleri öncesinde yaşanan en büyük provokasyondu.
Ancak gerek CHP, Saadet Partisi, İyi Parti gibi Millet İttifakı’nı oluşturanların soğukkanlı, duruma anında müdahale eden tutumları, gerekse provokasyonun hedefinde olan HDP’lilerin yerinde tepkileri bir büyük provokasyonu önlemişti.
Bu oyun tutmamıştı.
Hatta bir AKP aday adayı akademisyen bile vicdanının sesini dinlemiş “Bu olay yeni bir Roboski’dir” diye tepki göstermişti.
Saray kalemşörlerinden biri sonunda “bu kadar açık açık yaparsanız seçimi kaybederiz” kıvamında bir yazı yazmak zorunda kaldı:
“Son olarak Suruç olayları, Güneydoğu’da dalga dalga yayılıyor. İktidar gücüyle olayların üstünün örtüldüğü ve adaletin tecelli etmesinin engellendiği yönünde bir kaygı oluşmaya başladı. AK Parti’nin süratle adaletin tecelli edeceği güvencesini vermesi gerekiyor.”
Aslında en yalın haliyle şunu söylüyordu yandaş yazar:
“İktidar yanlıların işlediği üç cinayetin üstü örtülüyor. İktidarın gücüyle adaletin sağlanması engelleniyor.”
Bu yazının çıktığı gün yani olaydan dört gün sonra Şanlıurfa’da miting yapan Erdoğan, ilk günkü tavrından “seçimin yüzü suyu hürmetine” diğer öldürülen kişilerin de bu ülkenin yurttaşı olduğunu hatırlamak zorunda kalacaktı:
“Geçtiğimiz günlerde Suruç’ta yaşanan elim hadisede hayatanı kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyoruz. Ve milletvekilimize ve ölenlerin yakınlarına baş sağlığı diliyorum. Hadise güvenlik güçlerimiz ve savcılığımız tarafından ayrıca soruşturuluyor. Her şey ortaya çıkartılacak ve suçlular adalet önünde hesap verebilecektir.”
Muhalefet partilerinin tutarlı tavrı bir büyük provokasyonu önledi. Ama Suruç olayında Erdoğan’a geri adım attıran tek sebep 24 Haziran seçimlerinin çok yakın olması.
Öldürülen AKP’linin katil zanlısı tutuklu ama, üç HDP’liyi hastanede linç ederek, kurşunlayarak öldürenler hala ortada yok.
Suruç olayına çok dikkatli bakın. Bu “Erdoğan adaleti”nin çok tipik yanımasıdır; “Benim katilim iyidir, benim teröristim mükemmeldir”.
Eğer seçimleri kazanırsa bu “Erdoğan adaleti” tüm Türkiye’yi teslim alacak.
Katiller, hırsızlar eğer AKP’liyse “masum” ilan edilecek. AKP’li olmayan masumlar da “terörist” muamelesi görecek.
“Cumhurbaba”nın ülkesinde çalanlar hırsızları, cinayet işleyenler katilleri yakalayacak!
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları









































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.03.2023
17.03.2023
1.01.2023
17.11.2022
9.09.2022
10.07.2021
26.06.2021
22.06.2021
8.06.2021
4.06.2021