Cemil ERTEM
Bütün bu olan bitenden sonra şu Avrupa krizi haberleri, artık dünya basınında, Yunan krizi ya da borç krizi başlığı ile verilemiyor.
Kapitalizmin bu en büyük krizinin esasında reel bir kriz olduğunu ve bu krizin ekonomik olandan başlayarak siyasi bir dönüşümün yapıcısı olacağını hep söyledik. Karşımızda tek tek ülkelerle sınırlı olmayan küresel bir dönüşüm var. Avrupa’nın statükocu hükümetleri, krizi Avrupa’nın küçük ülkelerinin borç krizi olarak göstermeye çalıştılar.
Oysa buraya birdenbire gelmedik. Hadi, bu konuda şimdiye kadar yazılmış makaleleri, kitapları falan bir kenara koyun, varsayım olarak, ideolojik yaklaşım olarak niteleyin ama her gün güncellenen veriler, istatistikler var.
Aşağıda göreceğiz grafik, Eurosat’ın 2009 sonunda yayınladığı bir istatistikten alındı. Avrupa’nın ABD ile birlikte sabit sermaye yatırımlarındaki artış oranlarını bize veriyor. AB ülkelerinin, Euro’ya geçtiği 2000 yılı başından, krizin hemen öncesi olan 2007 yılına değin yatırımlarındaki artış oranlarına dikkat edin. Şu anda krizin tam göbeğinde olan üç ülkeye dikkat edelim. Yani İspanya, İtalya ve Fransa’nın yatırım artışları hem AB ortalamasının hem de ABD’nin üzerinde.
Burada iki önemli nokta var: Birincisi reel alandaki bu yatırım artışlarının finansmanı bize krizin bir borç krizi gibi gözükmesini sağlıyor. Yani bu üç ülkenin banka sistemi, çok yüksek borçlanma çevrimi oluşturarak bu yatırımları finanse etti. Şimdi bu borçlar ortada duruyor ve krizin zehirli kaymağını oluşturuyor.
İkincisi bu üç ülke, bu yatırımları hangi alanlara ve hangi ölçeklerde yaptılar. Özellikle İtalya ve Fransa’da bu yatırım artışlarının geleneksel sektörlere dönük olduğunu, bu sektörlerde sabit sermayenin hızla artmasına karşın kar oranlarının da aynı hızla düştüğünü görüyoruz.
İtalya ve Fransa’da hükümetlerin bir türlü yapmadıkları reformlar, özellikle İtalya’da kayıt dışının ‘eski’nin yeniden üretilmesine bağlı olarak artması, bugünkü krizin yolunu açtı.
Sabit sermaye yatırımlarındaki artışa paralel olarak kar oranlarının düşmesi ve bunun da krizle son bulması kapitalizmin doğası gereğidir.
Özellikle ABD’de 1940’dan bu yana kar oranları ve sabit sermaye artışı grafiklerine baktığımızda bunu net olarak görürüz.
Ancak ABD ve Japonya gibi ekonomiler, düşen kar oranlarına bağlı olarak bir müddet sonra sermaye yatırımlarını yeni teknolojilere yönlendirmeyi başarmış ve kar oranlarındaki düşüşü böyle telafi etmişlerdir (Teknoloji rantı ve finans kapital getirisi). Sermayenin bileşimindeki emekgücünün düşerek sabit sermayenin artması ve bunun sonucunda kar oranlarının düşerek krizin kronikleşmesi sistemi sona götürebilir.
Ancak özellikle ABD bu kaçınılmaz sonu çok hızlı teknolojik yenilikler yaparak geciktirmiş ya da aşmıştır. Yani ABD ekonomisi çok hızlı bir yenilenme dinamiği sağlayarak kar oranlarının düşüşünü kronik olmaktan çıkarmıştır. Japon ekonomisi ise daralmayı göze alarak, eski sektörlere yatırım yapmamış burayı finanse etmemiştir. Japonya, AB gibi bir krize girmemiş ama yıllardır durgunlukla bu yüzden mücadele etmiştir. Ancak ihtiyar Avrupa, ABD’nin ve Japonya’nın bu tarihsel becerisini gösteremedi.

Bir önceki Avrupa krizinin çocukları
Avrupa’da 1864-74 arasındaki daralma, 20. yüzyılın başına değin süren krize, kargaşaya ve dünya savaşına yol açmıştı. O zaman Avrupa’nın karşısında krizi aşacak tek bir yol vardı; savaş. Çünkü savaş, aynı zamanda, o zamanın ‘yeni’ sektörlerini ve teknolojilerini ortaya çıkaracak, yeni üretim araçlarını ve tekniklerini geliştirecek yegâne yoldu. Ancak savaş, aynı zamanda, imparatorlukların yerine geçen, ulus-devletlerin, onların kahrolası modernitesinin de inşası ve pazarları yeniden paylaşımı için de gerekliydi.
Böylece savaş, bir önceki büyük Avrupa krizinde, hem askeri bürokratik sınıfı ortaya çıkarıp onun iktidarını pekiştirdi hem de krizi aşıp paylaşımı sağladı.
Türkiye’de bürokratik sınıfın ve ‘modern’ kesimlerin o çok övündüğü modernleşme ve ‘muasır medeniyet seviyesi' hedefi, bir önceki büyük Avrupa krizinin doğurduğu savaşa dayalı düşmanlaştırma, bölme, ötekileştirme sacayağından oluşan ulus-devlet ideolojisinden başka bir şey değildir. Bugün savaş, bu krizi hem uzatır hem de tahmin edemeyeceğimiz derecede derinleştirir. Bu açıdan, şu sıralar İran’a yönelik tehdit ile doruğa çıkan topyekûn savaş senaryoları kapitalizmin çöküşüne yol açabilir ve bu yüzden de uzak ihtimaldir.
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları




















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2018
24.10.2018
18.10.2018
17.10.2018
25.09.2018
21.09.2018
18.09.2018
11.09.2018