Cennet USLU
Komplo teorisi ile ulusal ve uluslararası siyasetteki bir durumu; olağan bir mantık, somut ve olgusal kanıtlar, bilinebilir kişiler-aktörler veya anlaşılabilir amaçlar ile açıkla(ya)mayan, bunun yerine ilginç ve gizemli bir hikaye ile açıklama girişimini kastediyorum. “Komplo” işin içinde sizin bilmediğiniz ve bilemeyeceğiniz iş var demenin bir yoludur. “Teori” ise duruma dair söz konusu “hikayenin-iddianın” olgular ve kanıtlarla ispat edilememiş olduğuna işaret eder.
Komplo teorileri insanların ilgisini her dönemde çekmiştir. Lakin genelde komplo teorilerinin piyasası ana akım fikir ve politikanın kıyısında kalmış ve varlığını görece dar bir çevre içinde sürdürmüştür.
Bugün ise “komplo teorileri” siyasi sahayı kuşatmış görünüyor. Türkiye’de bu komplo sevdasının nasıl her şeyi kuşattığını rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz. Komplo sevdası siyasi hayatın göbeğine yerleşmiş ve her kesimden ve meslekten insanı içine çeken “kullanışlı açıklama” üretici ve “gerçeğe değil, ama “gönle uyan” siyasi fikir-kanaat yükleyici bir girdaba dönüşmüş durumdadır.
Dönüşümün tam ne zaman başladı söylemek kolay değil, ama ben 2010’ların başını, “komplo siyasetinin” olağan siyasete dönüşmeye başladığı yıllar olarak görüyorum.
Doğu-Bloku’nun çöküşü ardından gelen, demokrasiler ve serbest piyasaya dayanan, medeniyeler ittifakının kurulduğu, barış ve güvenlik içinde yeni bir küresel dünya -yani aşırı iyimser bir dünya- beklentisinin yavaş yavaş yitmeye başlaması, sanırım radikal siyaseti körüklediği gibi “komplo siyasetini” de körüklüyor.
Soğuk savaş döneminin iki kutuplu dünya düzeni içinde özneler, amaçlar ve temel siyasetler gayet netti. Ülkeler ve siyasi aktörler için siyasi olasılıklar neredeyse belli ve sınırlıydı.
Bunun yanında uluslararası siyaset aslında büyük bir komplo teorisine uygun düşecek şekilde “gizli ve kirli” bir faaliyet olarak yürütülüyordu. Buna karşın istihbarat servisleri, ajanlar, suikastlar, çıkarılan iç savaşlar, yaptırılan askeri darbeler, siyasetçilere-bürokratlara kurulan tuzaklar vb. komplo olarak değil, dönemin olağan siyaset biçimi olarak sıradan kabul ediliyordu.
Bu tür siyaset o kadar olağandı ki, kimse bu olup biteni “komplo” ile açıklama gereği duymuyordu. Bu gizli ve kirli siyaset kamuoyuna bir şekilde açılınca da en fazla “siyasi skandal” yaratıyordu.
Bugün ise durum çok farklı. Bizzat açık ve öngörülebilir reel-politiğin kendisi bir komplo-teorileri düzleminde okunmaya ve anlamlandırılmaya çalışılıyor. Soğuk savaş sonrası gevşeyen ve açılan dünya, sıklıkla ideal-politik bir maske ile maskelenmeye çalışılsa da, açık ve anlaşılabilir bir reel-politika dünyasıdır. Siyaset, gizli ve kirli tarafları her zaman ve hep var olan bir reel politik dünya idi zaten.
Aktörler, amaçlar, eylemler, ittifaklar, strateji veya taktikler eskiye göre çok daha açık ve ortada olmasına rağmen; pek çok olay ve olgu kanıtlanabilir ve açıklanabilir bir haldeyken; pek çok olay ve politik hamle ülkelerin reel-politiği bağlamında mantıklı ve anlamlı bir açıklamaya sahipken her şeyi dev –hatta ebedi- komplo teorisi içine tıkıştıran bir komplo-politik eğilimi ortaya çıktı.
Türkiye’de son yıllarda iç ve dış politikadaki keskin zig zaglar, kısa zaman dilimleri arasında 180 derecelik dönüşler ve mevcut kaotik siyasi iklimde komplo teorisi sevdasının belli bir rolü olduğunu düşünüyorum.
Şöyle ki, soğuk savaş sonrasında siyasi aktörlerin önünde geniş politik hedefler ve tercihler yelpazesi açıldı. Mevcut iktidarın ekonomik ve siyasi başarısı, ertelenmiş ve baskılanmış “yeniden” büyük ve güçlü bir ülke olma idealini ulaşılabilir bir hedef haline getirdi. Genişleyen politik tercihler yelpazesi ile arzu edilen ve hedeflenen her şeyi elde etmek mümkünmüş gibi göründü.
Unutulan şey ise rakipler ve diğer aktörlerin de aynı şekilde tercihler yelpazesinin genişlemiş olduğuydu. Siz bir hedef belirleyip onun için politik hamleler yaptığınızda, bu durum bazı aktörlerin hedefleriyle uyumlu olurken başka bazılarınınkiyle çatışma içine girer. Bu aktörler de (örneğin, PYD, Esad rejimi veya FETÖ) kendi hedefleri doğrultusunda kendi geniş tercih yelpazesinden hamleler seçerler ve sizi durdurmaya dönük çaba sarf ederler.
Tercihler yelpazesinin genişlediği doğrudur; ancak bunun her arzu ettiğinize ulaşacağınız, her hedefinize varacağınız anlamına gelmediği kısa sürede ortaya çıktı. Reel-politiğin duvarına çarpa çarpa yaşanan başarısızlıklar ve şaşkınlıkların yarattığı travma karşısında komplo teorilerine sarılmak bir süre iyi geldi.
Çünkü komplo teorileri, çok aktörlü, çok tercihli, çok olasılıklı “kaotik” ve karmaşık bir dünyayı kolayca anlamanıza ve anlamlandırmanıza hizmet ediyor. Başa çıkılması zor bir aktör, bilgi, politika ve hedef çeşitliliği ve olasılık kombinasyonu yerine basit ama cezbedici tek bir hikayeniz oluyor.
Çünkü komplo teorileri, yaşanan başarısızlıkların ve hayal kırıklıklarının sorumluluğunu ve suçunu sizin üzerinizden alıp, başka “bir şeyin” üstüne atıyor. Siz öngörüsüz ve hazırlıksız olan, yanlış zamanlama, hatalı okuma veya gerçek dışı bir değerlendirme yapan olmaktan kurtuluyorsunuz. Büyük bir gücün kirli ve gizli oyunlarının kurbanı oluyorsunuz. Komplo teorisi kendine saygıyı, özgüveni ve elbette gücü korumaya yardım eden bir savunma mekanizmasına dönüşüyor.
Eğer komplo teorilerini resmen sahiplenilmeden yürütülen bir PR çalışması olarak görüyorsanız sorun fazla büyük olmayabilir. Ne var ki komplo teorilerini referans alarak söylem ve politika geliştiriyorsanız başınız dertte demektir.
Çünkü bu, bir tür kısır döngüye davetiye anlamına gelir. Komplo teorileri ile oluşturduğunuz söylem ve politika geçeklik duvarına her çarptığında, ardından başarısızlıklar ve hayal kırıklıkları sökün ettiğinde komplo teorilerine daha sıkı sarılmanız gerekecektir. Komplo teorileri sizi gerçek imkanlar, potansiyeller ve olasılıklar konusunda yanılttıkça, siz bunlara göre politika belirleyip başarısız oldukça, komplo teorilerine ihtiyaç daha da artacaktır.
Komplo teorileri karmaşık dünya ve başarısızlık için birer uyuşturucudur. Sizi felç eder, gerçeklikle bağınızı zayıflatır ve gerçek dünyada hayatta kalma kabiliyetlerinizi körleştirir. Gerçek dünyanın gerçek sorunlarına çözüm ve politika üretme kabiliyetinizi tüketir. Eğer bu kısır döngüden kendinizi kurtaramazsanız komplo sevdasının sonunun içerde baskı dışarda savaş ile sonlanması kaçınılmazdır.
Türkiye’de komplo teorilerine tümden teslim olamayacak kadar pragmatist bir iktidar var. Ancak komplo teorisini devre dışı bırakmaya da yanaşmıyor. Böylece Türkiye’de bu dönemde komplo-politik ile reel-politik arasında gidip gelen bir politik söylem kurulmuş oldu. Komplo-politik ile şekillenen söylem reel politiğin duvarına çarpınca söylem ve hamle yenileniyor, ancak komplo söyleminden (sağladığı imkanlardan) tümden vazgeçilmiyor.
O yüzden, Türkiye’ye karşı bir “üst akıl komplosu” biraz tuhaf bir form aldı. Daha önceki sertliği ve keskinliği terk edildi. Oldukça amorf veya esnek bir komplo teorisi olarak arka fonda işlemeye bırakıldı.
Böylece reel politik karşısındaki keskin dönüşlere göre uyarlanabilecek ve gerektiğinde öne çekilebilecek bir konumda tutulmuş oluyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları


































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.03.2025
10.10.2020
28.09.2020
21.09.2020
24.02.2020
3.01.2017
24.10.2017
16.10.2017
24.09.2017