Erol KATIRCIOĞLU
İngiltere’nin AB’den çıkma kararı vermesi üzerine konuşacak ve yazılacak çok konu var. 2008 ekonomik krizinin aslında “ekonomik” bir krizden çok “siyasal” bir kriz olduğunu ve içinde bulunduğumuz olayların da bu çerçevede okunması gerektiğini oldukça sık yazdım. Tabii buradan 2008 krizinin yalnızca “siyasi” bir kriz olduğu sonucu çıkarılmamalı. Bir başka deyişle “siyasi” olayların arkasında “ekonomik” olayların da her zaman var olabileceğini reddediyor değilim. Ama 2008 krizinin bir “ekonomik kriz” olduğu algısının bu kadar büyütülmesinin krizin “siyasi” yanını gözden kaçırmamıza neden olduğunu düşünüyorum.
Çünkü dünyada 2008 ekonomik kriziyle yaşananlar toplumların artık “temsili demokrasiyle” yönetilemeyeceğini ortaya koydu. Özellikle Amerikan toplumu, kendi “temsilcilerinin” (yani milletvekillerinin) yaşanan ekonomik krizin yönetilmesi sırasında “kendilerinden yana” değil “büyük şirketlerden” yana oy kullandıklarını gördüler. Wall Street’i İşgal Et hareketinin “Biz yüzde 99’uz onlarsa yüzde 1” sloganını bulmaları ise bu durumun farkına vardıklarının bir göstergesiydi.
Küreselleşme süreci insanların kendi hayatları üzerinde daha duyarlı oldukları bir süreci tetiklemişti. “Benim hayatımı etkileyecek kararlarda benim dahlim olmalı, yani o kararlara benim de katılmam gerekir” demeye başlamıştı. Bu gelişmenin üzerine yaşanan 2008 krizi ise insanların artık kendi hayatlarını etkileyecek kararların alınmasında “temsilcilerinin” değil doğrudan kendilerinin yer alması gerektiği düşüncesini hızlandırdı. Bu da “temsili demokrasiden” farklı yeni bir demokrasi arayaşının başlangıcı oldu.
Geçmişin “homojen” ulus devletleri olan Avrupa devletleri uzun bir zamandan beri içlerine gelen yabancı göçlerle “heterojen”leşiyorlardı. Dışarıdan gelen “yabancılar” (Türkler, Asyalılar, Afrikalılar, Müslümanlar vs) topluma tek tek katılsalar ya da asimile olsalar belki bir sorun olmayacaktı. Ama öyle olmadı. Onlar kimliklerini bırakmadılar. Geldikleri Batı şehirlerinde bir çeşit “gettolaşarak” yaşamaya başladılar. Buradan iki sonuç çıktı. Birincisi gelenlerin asimile olacakları beklentisi gerçekleşmeyince Avrupa toplumlarında kendi kültürleriyle ilgili bir endişe ortaya çıktı. O nedenle de örneğin bu referandumda ayrılma lehinde oy kullananların sloganlarından birinin “Ülkemi geri istiyorum” sloganı olması bu hayal kırıklığını iyi anlatıyordu. Diğeri ise kimlikleri üzerinden siyasallaşan azınlık toplumların taleplerinin toplumda bir karşılık bulması “temsili demokrasi” çerçevesinde giderek zorlaşıyordu. Örneğin Fransa’da Afrika kökenli Müslüman gençlerin neredeyse her hafta sonu Paris sokaklarında araba yakmaları gibi eylemler bu hayal kırıklığının işaretlerinden biriydi.
Bütün bunlar Avrupa ülkelerinde olduğu gibi (belki de çok daha fazla) Avrupa Birliği çerçevesinde “temsili demokrasi”nin toplumların yönetimlerinde etkili bir araç olması konusunda zaafa uğradığını gösteriyordu. “Temsili demokrasi” denilen yönetim aleti giderek daha fazla “elitlerin yönetimi” anlamına gelmeye başlamıştı. Böylece gerilmekte olan tel de İngiltere’nin referandumuyla koptu.
Bu olay Türkiye bakımından da çok çeşitli dersler taşıyor. Bir kere, Türkiye’deki temsili demokrasi uygulamasına bakınca, toplumun yalnızca “elitler” tarafından değil “elitlerin de elitleri” tarafından yönetildiğini görmemiz gerekiyor. Siyasi partiler tek adam yönetimleriyle toplum adına kimlerin “milletvekili” olacağına (kimlerin siyasi elit olacağına) karar veriyorlar ve toplum da bu elitler içinden çıkan bir başka “elit” tarafından yönetiliyor.
Aslında Türkiye toplumunun temel sorunlarından biri bence bu “elitlerin elitleri demokrasisidir”. Böyle bir demokrasi anlayışı ve yapısıyla zaten başlangıçtan beri “heterojen” olan Türkiye toplumunu yönetmek neredeyse imkansız hale gelmiştir. Toplumumuzda her ne kadar siyasi partilerin işine gelmediği için böyle bir tartışma yeterince yaşanmamakta ise de var olan kültürel kimlik kırılmalarının ardında bu yanlış demokrasi anlayışı yatmakta. Neredeyse her şeye Ankara’dan karar verildiği bir Türkiye’de, “Benim hayatımı önemli ölçüde etkileyecek kararlara benim de katılmam gerekir” diyen bir insanlığın birlikte yürümesi bence imkansız. Son söz olarak bu tartışmadan çıkacak sonuçlardan bir tabii ki yerel yönetimlere çok daha fazla yetki göçerilmesi, Ankara’nın çok daha az konuya karar vereceği bir yönetim yapısının oluşturulması olmalı. Ama gördüğünüz gibi biz tam ters bir istikamete doğru ilerliyoruz. Başkanlık sistemiyle Ankara’nın gücünü daha da artırıp, yerel yönetimlere de el koymayı planlıyoruz. Bu gidişin iyi bir gidiş olmadığı ortada. İngiltere’de gerilen telin kopmasına referandum vesile oldu. Bakalım bizde bu tel nasıl kopacak.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları


































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
20.01.2026
11.01.2026
6.01.2026
4.01.2026
30.12.2025
23.12.2025
18.12.2025
13.12.2025
9.12.2025