Erol KATIRCIOĞLU
Halil Berktay’ın 1 Mayıs 1977 ile ilgili başlattığı tartışma, Berktay’ın bilim insanlığı ve siyasal kişiliği de dikkate alındığında önemsenmeden geçilecek bir tartışma değil. Berktay bir süredir Taraf’taki köşesinde sol siyasetle ilgili köklü eleştirilerde bulunuyordu. Solun iktidar anlayışı ve şiddetle ilişkisini ele alırken benzer bir mecrada geliştiğini düşündüğü Kürt siyasetini de eleştiriyordu. Bence bu eleştirilerin kreşendosu ise bu 1 Mayıs 1977 ile ilgili söyledikleri oldu. Çünkü bu ülkenin sol siyasi tarihi içinde 1 Mayıs 1977, “derin devletin” yaptığına inanılan ve sol üzerinde önemli bir travma etkisi yaratmış bir olaydı. Berktay’ın bu olayı, “sol kendi rezilliğinden bir mağduriyet efsanesi çıkarttı” diye yorumlaması bir başka “put kırıcılığı” örneği olarak algılandığı kadar yeni bir tür “sol düşmanlığı” olarak da algılandı.
Bugün, kendi donuk düşünce dünyalarında silik düşünceler içinde yaşarken ne olursa olsun “aykırı”bir düşünceyi ortaya atanları yeni postmodern dünyanın “Arap Baharı” ve “Wall Street’i İşgal Et!”sosuyla “put yıkıcısı” olarak görmek isteyenlerle; solun her daim yanlış yaptığını söyleyerek sol duygu ve değerleri küçümseye çalışanların olduğu bir Türkiye ortamında yaşıyoruz. Dolayısıyla sözlerimiz her ne niyetle söylenmiş olursa olsun kaçınılmaz olarak bu ortam içine düşmekte ve bu ortam içinde biçimlenmekte.
1 Mayıs 1977’de orada olanlardan biri olarak, üstelik de kürsüye oldukça yakın biri olarak benim gördüklerim ve yaşadıklarım doğrusu Berktay’ın yorumunu doğrulayacak nitelikte değil. Ben de aramızda silahlı olan sol grupların olduğunu biliyordum. Ama o gün Taksim Meydanı’nın çekimini yapan İshak Işıtan’a referansla “20 bin İGD’li silahlıydı” gibi iddiaların o günlerin sol gruplarını tanıyanlar bakımından anlamsız iddialar olduğu çok açık. Evet, sol gruplar içinde öncesinde yazılı ve sözlü olarak tırmanmış bir gerginlik vardı. Ve bu gerginlik o gün sabah itibariyle doruğa da varmıştı. Dolayısıyla bir olay olma olasılığı çok yüksekti. O nedenle de böyle bir gerginliği hesap eden birçok sol grup içinde üç beş kişiden oluşan, deyim yerindeyse “koruma timleri” kendi gruplarını korumak maksadıyla oluşturulmuş ve yürüyüş hatlarında yürümekteydiler. Bütün bunlar benim de bildiğim ve gördüğüm durumlardı.
Ateş başladığında sürünerek kürsüye gitmiş Ahmet İsvan’ın AKM önünde iki sıra dizilmiş ve olaylara seyirci konumunda duran polislerle konuşmasına tanık olmuş, polis içinde çıkan homurtuları duymuş ve bir polisin copuyla Başkan’a vurmaya çalıştığına tanık olmuştum. Ahmet İsvan’ın eliyle polislere Sular İdaresi’nin üstünde ellerinde silahlarla sakin bir biçimde topluluğa bakan kişileri göstererek“Neden müdahale etmiyorsunuz! Görmüyor musunuz ateş ediyorlar!” sözleri bugün gibi hafızamda.
Solun şiddetle ilişkisi tartışılması gereken bir konu. Ama bence ondan daha önemlisi “devlet”in “sol” üzerinde uyguladığı şiddetin tarihidir. 12 Eylül davasının, 28 Şubat postmodern darbesinin ve 2000’li yıllarda planlanmış çok sayıda darbe girişiminin ortaya koyduğu gerçek; devletin, devleti yönetenlerin yapabilecekleri alçaklıkların sınırının olmayışı değil midir?
1970’de ve 1980’de “başkaldırdığı” düşünülerek boğulmak istenenler “gençler” miydi yoksa onların kendi çıkarlarını sarsacağını düşündükleri “sol fikirler” miydi? Kimse bir ulusun topu tüfeği, MİT’i ve Jandarma’sıyla, bir avuç gencin bir rejimi devirebilecek bir iş yapabileceğine o günün egemen aktörlerinin inanmış olduklarını söylemesin. Bu, altı yüzyıllık devlet geleneğini küçümsemek anlamına gelir.
Solun geçmişte yaptığı hataların ortaya konmasında bir sakınca yok. Herkes eteğindeki taşları dökebilir ve şiddetle ilişkisi üzerinden konuşabilir. Üstelik sol’un şiddetle ilişkisi üzerine tartışılmadığını söylemek de çok doğru değil. Mesela en son örneklerinden biri Ömer Faruk’un bu ayki Varlıkdergisinde çıkan “Militarizmin tuzağı olarak siyasi şiddet!” adlı yazısı bence her bakımdan günümüz tartışmaları üzerine oturan bir yazı.
Halil Berktay “...bir tarihçi olarak doğrusunu ortaya koymak durumundayım” diyor. Buna kimsenin bir itirazı olacağını sanmıyorum. Yalnızca herkesin “anlatısının” farklılığını dikkate alırsak, bu “doğru”nun kimin “doğrusu” olacağına nasıl karar vereceğimizi de konuşmamız gerekmiyor mu?
Evet! Yıkalım putları! Ama neden önce bu devletin ne “ceberut” bir devlet olduğunun iplerini pazara çıkarmaktan başlamayalım?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
20.01.2026
11.01.2026
6.01.2026
4.01.2026
30.12.2025
23.12.2025
18.12.2025
13.12.2025
9.12.2025