Esat KORKMAZ
İnsan, düşünce barındıran bir hayvandır: Demek ki düşünce bizim hiçliğimizdir, yani bâtınımızdır ve biz, hiçliğimizden, yani bâtınımızdan filiz verip çıkarız.
Hiçliği anlama-algılama zorluğu, onun karanlık(bâtın) olmasından kaynaklanır. Zihnimiz, hiçliğimizin eylemli halidir; karanlıktan aydınlığa(bâtından-zâhire) bir dökülmedir. Bu nedenle zihinsel yaşamımız, belirli bir alanı kapsar ve geri kalandan yani hiçliğimizden-karanlığımızdan kendini dışlayacak biçimde kurgular.
Bu nedenle biz, kimi düşünceleri(içgüdü-sezgi)düşünemeyiz. Bilinçli zihin, beyin etkinliklerinin odağında değildir, kenarda-köşede, beyinsel etkinliklerin fısıltılarını duyabileceği bir konuma yerleştirir kendini. (1)Duyularımıza kör bir karanlık olarak algılanan bâtın yanımızın yapıtaşı durumundaki varlıklar ne denli önemliyse, bu varlıklardan kaynaklanan ve algılama sistemimize kör olan algılar da o denli önemlidir.
Kimi sorunlar, bilincimizden saklansa da bilinçaltımızdan kaçamaz. Bizim düşünemediğimiz, göremediğimiz, duyamadığımız ve hissedemediğimiz beyinsel etkinlik dünyamızda, doğru anahtarlar doğru kilitlere yerleştirilir. Görmeyi öğrenmek, kör olup da gözleri açılanlar içindir; duymayı öğrenmek, sağır olup da kulakları açılanlar içindir. Ama hiçliğimizin yapıtaşı olan içgüdünün görmesi-duyması öğrenilmez; öğrenilmesi zorunlu da değildir; bize haber vermeden genlerimize taşınırlar. Evrimsel zorunluluğun bir sonucu olarak yapılanır-biçimlenir ve davranışlarımızı düzenler, bize rehberlik ederler. Genlerimize kazındığı için, yaşamımız boyunca onları öğrenmek durumunda değilizdir.
Aslında biz, içgüdü zenginliğimizle hayvandan ayrıldık: Çoğunluk, hayvanlar içgüdüyle insanlar mantıkla yaşar, yanılgınsın içine hapsederiz kendimizi. Özünde ise bunun tersi doğrudur; insanlar hayvanlara göre daha fazla içgüdüye sahip oldukları için daha zekidirler: İnsan hayvana göre, daha fazla içgüdüye sahip bir hayvandır.
İçgüdülerimize kör olmamız, doğamızın bize bir armağanı mı, yoksa intikamı mı? Armağanı; çünkü eğer biz içgüdülerimizi görebilseydik-duyabilseydik-hissedebilseydik, onun hakkından gelir, hatasız yanımızı hatalı duruma dönüştürür, hem insan olma hem de hayvan olma şansımızı iptal ederdik. Demek ki içgüdülerimiz, bize teslim edilemeyecek denli yaşamsaldır.
Beynimiz-düşüncemiz karanlık(bâtın), zihnimiz-davranışımız(zâhir) aydınlık olduğu için, hiçliği anlama-algılama zorluğu ortaya çıkıyor. Aristoteles’in Pythagoras için söylediği özdeyiş, duruma çarpıcı bir örnektir: “Akıl yürüten bir tür hayvan vardır ki Tanrı’dır o; bir başkası da insandır; Pythagoras ise üçüncü türe örnektir.” (2)
Geçip gitmeyelim ve bu üçüncü tür üzerinde biraz duralım ve Pythagoras’ın fark yaratan özgünlüğü nedir?, onu anlamaya çalışalım. Sanki Aristoteles’in, Pythagoras üçüncü türe örnektir, derken anımsattığı özgünlüğü, Spinoza bize ayrıntılı biçimde anlatır.
Üçüncü türe örnek insan tipini kavrayabilmek için anlama yeteneğimizi tedavi etmekle işe başlayalım. Tedavi etmek iyileştirmek anlamına geldiğine göre, zihnimizin dış dünya ile ilk buluşma noktası olan algılama sistemimizi gözden geçirelim.
Spinoza’ya göre tüm algılarımız dört tipe indirgenebilir:
1) Kulaktan dolma bir deneyim sonucu biliriz; doğduğumuz günü bilmemiz gibi.
2) Belirsiz bir deneyim sonucu biliriz; bize benzeyenlerin öldüğünü gördüğümüz için, öleceğimizi bilmemiz gibi.
3) Varlıkların nedenlerine ilişkin düşünsel deneyimle biliriz; sonuçlardan nedenleri çıkarmamız gibi.
4. Varlıkların özlerini içselleştirerek biliriz; zâhirden bâtına taşınmamız gibi.
Önce, çabamız bilgili olmak için mi?, yoksa yaşama bilgece bakmak için mi?, sorularından hangisinin yanında olduğumuzu belirtmek durumundayız. Spinoza diyor ki eğer sadece gerçeği aramak ise amacımız; 3. Tip bilgilenme yolu bize yeter. Ama yaşama bilgece bakmak gibi bir amacın peşindeysek 4. Tür bilgilenme yolunu tercih etmek zorundayız: çünkü bizi “kökten değişime uğratacak ve bizi bilge kılacak” bu tip bilgilenmedir. Çünkü akılcı algılamanın ötesinde, karşılaştığımız her şeyin ve her olayın altında Evren’in tümünü belirleyen bir işleyiş vardır. Bu 4. Tür bilgidir ve elde edilmesi çok zordur; sözünü ettiğimiz bilgi türü, sezgisel bilgidir. Anlatmak da anlamak da gerçekten zordur; zorluğun nedeni, alışılagelmiş akıl yürütme biçimlerinden kendimizi bir türlü özgürleştiremememizdir.
Spinoza’nın izini sürdüğümüzde, sezgisel anlamanın, bilimsel anlama ile bir benzerliğinin bulunmadığını görürüz. Ötesinde inançla elde edilen kanaatle de bir benzerliği yoktur. Kendine özgü bir bilgilenme türüdür: Bir şey sezgiyle anlaşıldığında bilindiği bilinir. Bilindiği bilinen bilgi, her şeyin özü olan, her şeyin varlığa nasıl geleceğini belirleyen güç durumunda bulunan Tanrı’dır. Bilindiği bilinen bilgi edinildiğinde, her şeyin içinde şaşmaz-değişmez bir gücün işleyişinin farkındalığının ayırdına varılır.(3)
İşte Aristoteles’in akıl yürüten iki hayvan vardır, biri Tanrı, diğeri insan, Pythagoras ise üçüncü türe örnektir, derken; 4. Tür bilgiyle donanmış, sezgisel bilgiyle varlığın içindeki şaşmaz yasaları algılamış bir insandan, yani Pythagoras’tan söz ediyor.
(1) Eagleman, David; Incognito/ Beynin Gizli Hayatı-Çev.: Zeynep Arık Tozar-; Domingo; VII. Baskı; İstanbul- 2013; s, 8-9 ve 13
(2) Bayladı, Derman; Pythagoras/Bir Gizem Peygamberi; Say Yayınları; İstanbul- 2008; s, 41
(3) Fransez, Moris; Spinoza’nın Tao’su/Akıllı İnançtan İnançlı Akla; Yol Yayıncılık Tic. Ltd. Şti.; İstanbul- 2004; s, 113-116
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
5.02.2016
28.11.2016
23.11.2016
16.11.2016
12.11.2016
4.01.2016
1.01.2016
12.08.2016
4.02.2016
29.07.2016