Etyen MAHÇUPYAN
Gülen cemaatinin zaman içinde ‘Gülen örgütüne’ dönüşüp her türlü aracı kullanarak devlet kurumlarını içerden fethetme girişiminde ulaştığı başarı birçoğumuzun idrakini zorluyor. Üzerlerine gelen tehdidi anladıkları noktada ‘Gülen terör örgütüne’ geçiş yapmaları ise genelde bir dış güce bağlanıyor. Bu açıklama biçimi aslında utancımızı gizlemek için ürettiğimiz psikolojik bir korunma. Bu tür eylemlerde doğrudan veya dolaylı dış güçler tabii ki olabilir. Ama konu Gülen örgütü olduğunda, darbe girişimi için bir dış gücün varlığı ne gerekli ne de yeterli… Muhtemelen daha gerçekçi tahmin Gülencilerin bunu kendilerinin tasarladığı ve dış ülkelerdeki belirli politik gruplara ‘satmak’ üzere ilk temasları da yapmış olduğudur.
Olayı anlamak için dışarıya değil içeriye, kendimize bakmamız lazım. Düşünün ki bu örgütlenme hiçbir dış destek almadan ama herkesi uygun konjonktürde ve uygun söylemle kullanmayı becerebilmiş, asker, polis, istihbarat, eğitim, sağlık ve ileri teknoloji alanında kendi gücüyle neredeyse bütün kritik kurumlara hakim duruma gelmişti. Bu olağanüstü başarının gerisinde çok önemli bir zihniyet, sosyoloji ve psikoloji yatıyor… Katı hücresel hiyerarşiye biat duygusuyla bağlanılması, bütün hayatını belirleyip düzenleyen ve çıkışı neredeyse olanaksız kılan bir cemaatsel ağla kuşatılmış olunması ve başarıya olan gerçeküstü inanç… Her üç noktayı besleyen ve birleştiren ise muhakkak ki Gülen’in mehdi olduğu ve ilahi ‘seçilmişliği’ konusunda hiçbir kuşkunun duyulmaması.
***
Böyle bir anlam dünyasında yaşıyorsanız her girişiminizin başarılı olmasını beklersiniz. Çünkü ‘seçilmiş’ kişinin en doğru zamanda ve en doğru biçimde hayata geçirdiği bir eylemin içindesinizdir… İlahi güçlerin sizin yanınızda olduğunu ‘bilirsiniz’. Gülen cemaatinin zihinsel yapısını bilmeyen birçokları darbe ile ilgili rasyonel analizler yaparken risklere işaret ederek, Gülencilerin nasıl olup da böyle bir girişimde bulunduğunu sorguladı.
Oysa onlar için başarısız olma ihtimali yoktu… Sadece Gülen’in mehdiliği nedeniyle değil. Son derece gerçekçi bir değerlendirmenin uzantısı olarak: Yaklaşık kırk yıldır giriştiği her işte, her projede başarılı olmuş, eninde sonunda istediğini becerebilmiş olan bir cemaat yapılanmasından ve karar sistematiğinden söz ediyoruz. Her kültüre ve siyasi yapıya uyum yeteneği gösterebilen, herhangi bir ideolojik tutumu sergilemekten gocunmayan, gayrı ahlakiliği belirli hedeflere ulaşma uğruna içselleştirebilen, ahlakı ise başarının ‘mütemmim cüzü’ olarak tasavvur eden bir yaklaşım…
Bu son nokta Gülen cemaatini ve örgütünü anlamak için epeyce değerli bir nüans. Ahlakın gündelik, sıradan yorumuyla eylemlerimizi olumlu ve olumsuz olarak kolayca ayrıştırabiliriz. Örneğin hırsızlık ahlaksızca bir eylemdir. Ama mükemmel bir hırsızlık için ne diyebiliriz? Kuşku yok ki yine de ahlaksızlıktır. Çoğumuz için başarı, ahlaki bir değerlendirmenin kıstası olamaz. Ama Gülen için öyle değildi… Başarı ve mükemmeliyet ahlaksızlığı ‘üst’ seviyeye taşıyarak aklayabiliyordu. Neyin başarı olduğunu ise verili ‘üst’ amaçlar belirliyordu.
***
Bu nedenle üst amaçlar uğruna yola çıkıldığında gündelik ahlaki normlar anlamını ve değerini yitirmekteydiler. Bunca iyi eğitilmiş, kaliteli ve muhtemelen gündelik hayatında ahlaklı insanın kolayca bir büyük ahlaksızlığın parçası olması böyle mümkün oldu. Mesele liyakat değil… Çünkü Gülencilerin çoğunun liyakat açısından eksiği yok, fazlası var. Mesele çok daha derin…
Not: ‘Gülen ve biz’ konusunda palavradan bıkanlar Çağdaş Üngör’ün son yazısına bakabilir - (‘Falun gong ve FETÖ’-serbestiyet.com)
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024