Fehim TAŞTEKİN
Türkiye’de tek dil, tek bayrak, tek devlet tekçiliğinde selameti görenler, yeni anayasa ile Rusya’nın federatif karakterinde erozyon yaşanacağına ve halkların asimile olacağına dair pek endişeli. Başka ülkeler için demokrat kesilmek gibisi yok. Evet, Rusya geriliyor ama kendi ölçeğinde. Akıl verenler, Rusya’ya ayna tutamayacak kadar kendi vatandaşlarını nefessiz bırakan dar anayasalar biçiyor.
Rusya’yı büyüten şey öteki halkları yutması kadar o halkları kurucu unsur olarak görmesi ve özerk alanlar yaratmasıydı. Bu kurucu akıl çöküyor.
Sovyetlerin dağılmasını izleyen siyasal sersemlik, merkezi güç boşluğunun kırılganlık yarattığını ve özerk cumhuriyetlerin istikrarsızlık kaynağı olduğunu düşünen milliyetçilerin yelkenlerini şişirdi. Vladimir Putin bu dönemin Çar’ı olarak yükselip Rusya’yı eski yerine taşıdı. Rus ulusalcılığını mutmain kılan bir sonuç.
Ancak Rusya toparlandıkça kendine güveni olmayan ülkelere özgü zayıflık tuzağına düşüyor; halklara tanınmış özerklikleri tırpanlıyor. Federatif karakter, büyük bir coğrafyada farklı milletler üzerine kurulmuş devleti bütün halinde tutmak için zorunluluktu ama aynı zamanda bir özgüvenin ifadesiydi.
***
Nereden çıktı bu konu? Yeni yılın başında federal ve yerel meclislerden geçen, korona yüzünden 22 Nisan’da referanduma götürülemeyen anayasa taslağı nihayet halka sunuldu. 25 Haziranda açılan sandıklar 1 Temmuz’da kapanacak.
Taslak daha çok Putin’in 2036’ya kadar başkanlık koltuğunda oturmasının önünü açan yönüyle gündeme geldi. Başkanlık için eski görev dönemleri sıfırlanıyor. Görev süresini üst üste iki dönemle sınırlayan madde ‘iki dönem’ olarak değiştiriliyor. Yani ‘tandem’ yolu kapanıyor. Malum Putin üst üste 2 dönem sınırlaması nedeniyle 2000-2008 arası 2 kez görev yaptıktan sonra Başbakan Dimitri Medvedev’le koltukları değiştirmiş, 2012’de yeniden Kremlin’e geçmişti. 2024’te ikinci dönemi de bitiyor. Yeni değişiklikle birlikte 2024’ten sonra altışar yıllığına iki dönem daha görev yapabilecek. Seçilirse!
Putin’e vedayı zorlaştırsa da yeni anayasa ‘tek adamlık rejimi’ inşa etmiyor! Aksine güçler ayrılığını güçlendiren değişiklikler içeriyor. Metni esas alırsak öyle. Pratikte Putin’e itiraz edecek bir kurum yok elbette. Yeni metinle hükümetin belirlenmesi, istihbarat şeflerinin tayini ve yüksek yargıyla ilgili federal meclisin eli güçleniyor. Anayasa mahkemesi de federal meclisi denetleme yetkisine kavuşuyor.
Buna karşın devleti ‘dış etkiye kapatma’ hassasiyeti belirleyici hale geliyor. Başbakan, bakanlar, vekiller, federal yöneticiler ve yargıçlar dahil üst düzey görevler için ‘yabancı ülke vatandaşı ve oturum kartı sahibi olmama’ şartı getiriliyor. Yani soluğu dışarda almış muhaliflere kapılar kapatılıyor. Başkan adaylığı için son 10 yılda Rusya’da yaşıyor olma şartı 20 yıla çıkartılırken adayların hayatının hiçbir döneminde yabancı pasaport ve oturum kartı almamış olması gerekiyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde davalı ülkeler arasında Türkiye ile şampiyonluğu paylaşan Rusya’yı uluslararası anlaşmaların baskısından kurtaracak bir ‘ulusal egemenlik gösterisi’ daha var: Rusya kanunları uluslararası hukuk karşısında üstün sayılıyor. Yeni trendin ruhuna uygun ‘tanrıya inanç’ da metinde.
***
Gelelim taslağın özerk bölgeleri üzen tarafına… Yeni anayasa Rusları ‘kurucu halk’ olarak tanımlanıyor. Halbuki Rusya Federasyonu’na dahil bütün halklar kurucuydu. Yeni metinle devlet etnik-kültürel kimlik ve dil çeşitliliğinin yanı sıra tüm halkların dillerini koruma ve geliştirme hakkını güvence altına alıyor. Cumhuriyetlere kendi resmi dillerini seçme ve kamu kuruluşlarında Rusya’nın yanında bu dili kullanma hakkı da tanınıyor. Fakat bütün bu hakların üzerinde duran madde şu:
“Devlet dili, kurucu halkın dili olan Rusçadır. Rus halkı devlet kurucu bir halk olduğu gibi Rusya Federasyonu’nun ortak hukuka sahip halklarının çok milletli ittifakına dahildir.”
Rus ırkını ve Rusçayı üstün bir yere taşıyan 68’inci madde milliyetçi yükselişi karşılıyor. Beri taraftan bu, Kuzey Kafkasya’daki 7 cumhuriyetin yanı sıra Tataristan, Yakutistan, Başkurdistan, Çuvaşistan gibi özerk cumhuriyet ve bölgeler için çok berbat bir sinyal.
Özerk bölgelerin statüleri Putin döneminde zaten geriledi. Cumhuriyetlerin başkanları artık halk tarafından seçilmiyor, Kremlin’den atanıyor. Atanan başkan göstermelik olarak yerel meclisten onay alıyor. Başkanların üzerinde bir de bölge valileri var. Farklılıklar barındıran bütün yerel yasalar federal yasalara göre törpülendi. Özerkliğin en kritik unsuru anadilde eğitimdi, o da 2018’de darbe aldı. 35 resmi dilden 34’ünde yani Rusça dışındakilerde anadilde eğitim seçmeli derse dönüştürüldü. Haftada zorunlu 9 saat Rusça dersine karşın seçmeli iki saat anadil dersi. Cumhuriyetlerin anadilde müfredatı düzenleme yetkisi de iptal edildi. Yani asimilasyon sürecini hızlandıracak bir yasal çerçeve oluşturuldu. Şimdi Rus ve Rusçanın üstünlüğü anayasal bir metne kavuşuyor. Öteki halklar da “Peki biz neyiz” diye soruyor.
***
Taslağın yerel parlamentolardan da hızla geçmesi merkezileşme sürecinin sancısız sindirildiği sonucunu verebilir. Görünürde! Putin’in Kuzey Kafkasya’da neden yüzde 90’ların üzerinde oy aldığını bilenler taslağın da neden sorunsuz geçtiğini anlayabilirler. Çeçenistan’ın üzerinden geçen silindir öylesine ezen ve susturan etkiler bıraktı ki kimse merkezle uğraşmak istemiyor. Dağıstan başta olmak üzere hak taleplerinin yükseldiği bölgelerde polis-istihbarat rejimi fütursuz hale geldi.
Kafkasya genelinde ulusal davalar geriletildi. Sivil hareketler istihbaratlar tarafından kontrol altına alındı. Yerel kurumların içleri boşaltıldı. Bunlar yerelin cesaretini kıran, merkezin elini rahatlatan bir iklim oluşturdu.
Yerel siyaset yolsuzluk, kayırmacılık, klancılık ve kifayetsizlik ile malul hale geldi. Yani Putin’in törpülediği yerele yerelde inanç kalmadı.
Yine denilebilir ki Rus egemenliğinin inşa edildiği dönemlerdeki ‘bağlılığa karşılık özerklik’ dengesini gerektiren koşullardan da eser kalmadı.
Fakat bütün bunlara rağmen halkların kendi haklarından gönüllü-gönülsüz feragati yanıltıcı da olabilir. Son zamanlarda kimlik davasının gençler üzerinden gündemleştiğini görüyoruz. Şimdilik ‘bağımsızlıkçı’ yönelimler barındırmasa da aidiyeti yeniden tanımlama ve kültürel kimliği inşa etme çabası dikkat çekiyor. Bunlar zaman zaman dışarıya etnik gruplar arasındaki çelişkiler olarak da yansıyor. Fakat en nihayetinde kendi etnisitesine tutunma çabası yavaşça kök alıyor. Kuzey Kafkasya özelinde konuşursak, bu yükseliş kendine yerelde bir hasım etnik karşıtlık bulsa bile itirazın asıl muhatabı merkezdir, Moskova’dır.
Adıge, Çerkes, Kabardey ve Şapsugh olarak farklı idari yapılara bölünmüş Çerkesler (Adıgeler) eylüldeki nüfus sayımında kendilerinin tek isimle kayda geçirilmesini istiyor. Bu talebe tarihi Çerkesya’nın kurulması fikri eşlik ediyor. Bu tür tartışmalar giderek yaygınlaşıyor. Başka bölgelerde de kımıldanmalar var.
“Rusların üstünlüğü” ve “Rusçanın egemenliği” bu eğilimleri daha da kamçılayacaktır.
***
Velhasıl “güçlü olmak için yerele güç aktaran” evvelki siyasal akıl ile “güçlü olmak için tüm gücü merkezde toplayan” yeni siyasal akıl kademeli olarak yer değiştiriyor.
Yeni anayasa Rusya Federasyonu’nu SSCB’nin devamı olarak niteliyor. Ancak merkezin 2.7 milyon kilometrekareye yayılmış bölgelerle ilişkisi açısından devlet kendini 100 yıllık bir geri sıçramayla Çarlığın düştüğü çukura atıyor.
Şimdi sesleri cılız çıksa bile bu gidişat, kendi özerk alanında oyalanan cumhuriyetleri huzursuz bir döneme taşıyor. Dış güçlerin müdahalesi konusundaki yüksek hassasiyet, kendi elleriyle müstakbel ‘sıcak bölgeler’ inşa ediyor.
“Egemenliğin taşıyıcısı ve hakimiyetin tek kaynağı Rusya Federasyonu’nun çok uluslu halkıdır” ifadesinin yerine geçen ‘kurucu Rus’ vurgusu özerk bölgeleri ne kadar ana gövdeye perçinleyebilir?
“Çeçenya korkuluğu” ne kadar daha işe yarayabilir?
Özerklik sembolik hale geldikçe korktukları bölünme senaryosuna daha da yaklaşmış olacaklardır.
Suriye’ye çıkış yolu olarak esnek federasyon önermişken, Kırım’ı daha yeni ilhak etmişken kendi gidiyor tersine. Hayli yatay bir coğrafya için bu kadar dikey hakimiyet eninde sonunda gövdeyi parçalar.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları






























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025