Gürbüz ÖZALTINLI
Geçtiğimiz hafta, Erdoğan’ın kendisini iktidar yapan çoğunluk üzerinde sağladığı büyük güvenin Kürt sorunun çözümünde ona nasıl bir avantaj sağladığını tartışmaya çalışmıştım. Bu kuşkusuz, geniş kitlelerin Başbakan’ın avucunun içinde olduğu anlamına gelmez. İktidara yeterli bir çoğunluğun algısı üzerinde sınırsız bir tekel oluşturmak mümkün değildir. Bu algı dinamiktir; süreçlere ve değişik aktörlerin etkisine derece derece maruz kalır.
AKP’nin de bunun farkında olmadığını düşünmek saflık olur.
Ancak bir yandan aşırı özgüven, öte yandan farklı siyasal hedeflerin birarada gözetilmesine duyulan ihtiyaç, anlaşılması zor sorunlar yaratıyor.
Kanımca barış süreciyle başkanlık tartışmasının eş zamanlı olarak gündeme gelmesi böyle bir soruna karşılık geliyor. Kürtleri tatmin edebilecek formüllerin anayasada yer alması konusu yeterince bir gerilim vadediyor olsa da toplum bunu kabule uzak değil. Ancak, başkanlık sistemini (hem de AKP’nin öngördüğü, denetimsiz bir güç yoğunlaşmasını ifade eden şekliyle) bu sürece monte etmeye çalışmak kolay anlaşılır bir şey değil.
Barışı destekleyenler başkanlığı da destekler mi
Önerilen biçimiyle başkanlık rejiminin demokratikleşme beklentileriyle ilişkisinin olmaması bir yana, bunu fiilen sağlamak da imkânsız kanımca. Ben, bugünkü siyasal dengelerde AKP’nin barış sürecini, sadece Kürtlerle uzlaşarak taşıyabileceğine inananlardanım. Fakat bu bile sonucundan o kadar emin olamayacağımız güçlükler barındırıyor. İşin içine AKP tipi başkanlık rejimi inşa etmek girince, bunun sağlanmasının imkânsız olmakla kalmadığını, süreci de tehdit ettiğini düşünüyorum. Parlamentoda,“Tek adam” anayasasını referanduma taşıyabilecek çoğunluğun bulunamayacağı kanısındayım.
Bu hâliyle başkanlık projesinin, süreci tıkamaya çalışanların elini güçlendirdiğini kabul etmek gerekir. Ondan da önemlisi, başarının zorunlu koşulu olan “muhafazakâr blok”taki (zaten pek gönüllü olmayan) uyumu da sarsmaya aday olmasıdır. Zira, yargı ve yasama üzerinde doğrudan hâkimiyet öngören “tek adam” statüsünün muhafazakâr güçler arasındaki dengeleri de kalıcı biçimde bozacağı açıktır. Erdoğan’ı krallara layık yetkilerle donanmış “Başkan Babamız” olarak görmeyi arzulayabilecek hatırı sayılır bir nüfus olduğunun farkındayım. Ancak, bu nüfusun bile “kendisini başkan yapabilmek için Öcalan’la uzlaşıyor” saldırısı karşısında ne kadar fire vereceğini bilmiyoruz.
Öte yandan, önceliği demokrasi olan ve hükümetin çözüm iradesini içtenlikle destekleyen kesimlerden de bu projeye direnç geleceği kesindir.
Üstelik bu nedenle doğacak bir başarısızlığın doğrudan Erdoğan’a yönelik ağır maliyetleri olur. Başka nedenlerle (örneğin PKK’nın zorluk çıkartmasıyla) oluşacak tıkanmaya benzemez.
Ben bunları Başbakan’ın görmediğine inanmıyorum.
Peki, bu yaşadığımız durumu nasıl izah edeceğiz?
Gerçekçi olmak
Sanırım daha önce oluşturulmuş bir başkanlık projesiyle, çözümün Öcalan faktörüyle umulmadık hızla gündeme girmiş olmasının yarattığı bir şaşkınlık ve kararsızlık var. Erdoğan ekibi yeni bir durumla karşı karşıya ve bocalıyor.
Belki, “barış getiren lider” olmanın kendisine sağlayacağı avantajlara güveniyor. Barışı sağlarsam başkanlık hedefinde de muhalefeti aşarım diye düşünüyor. Ya da sürecin kazaya uğraması durumunda doğacak risklere karşı güçlü başkanlık seçeneğini elinde tutmak istiyor. En azından PKK’nın sınır dışına çıktığını görmeden son sözünü söylemek istemiyor. O günün dengeleri içinde karar vermeyi daha uygun buluyor.
AKP kurmaylarının ne düşündüğünü, öngörülerini çözümleyecek konumda değiliz. Tahminler üzerine fazla konuşmak da çok anlamlı değil. Ancak, çözüm sürecinin hiç uzak olmayan bir adımında anayasa konusunun gündemin merkezine yerleşeceğini biliyoruz. Zaten Başbakan da mart sonuna kadar anayasa çalışmalarının tamamlanmaması durumunda kendi önerilerini parlamentoya getireceklerini açıkladı.
Umalım ki, hükümet gerçekçiliği elden bırakmasın.
Toplumun karşısına; ya etkin bir parlamenter sistem, ya da güçlü denetim ve denge kurumlarıyla sınırlandırılmış bir başkanlık önerisiyle gelsin.
Yoksa, önerilen sistem zaten yeterince ürkütücü.
Bir de bunu barış sürecine sokarak başarısızlık korkusu yaratmaya gerek yok.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları






































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023